Küresel güçlere komilik mi? Adil dünyaya öncülük mü?

Abone Ol

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi ESAM tarafından

bu yıl 24 ncüsü icra edilen Müslüman Topluluklar Birliği Kongresinin bu yılki

teması Emperyalizmin Kıskacında İslam Dünyası idi.

Her yıl olduğu gibi bu yılda fevkalade önemli konuların

gündeme alındığı oturumlarda, birileri tarafından devletin tüm imkânları

seferber edilerek alternatif oluşumlar ve programlar piyasaya sürülmesine

rağmen, ilginin artarak devam etmesi dikkat çekiciydi.

Protokol konuşmaları biraz fazlaydı. Kimseyi kırmayalım

diye fazla söz verince sanki biraz sıkıcı oldu.

Recai Kutan beyin yıllara direnen tavrıyla, dimdik ayakta

durmaya çalışması katılımcıların gözünden kaçmadı.

Katılımcılardan Bangladeşli şehit Prof. Dr. Gulam Azam ın

oğlu en çok ilgi görenlerden birisiydi. Kendisi de ilgiden hayli memnun

görünüyordu. Hafif mütebessim çehreyle her tanışmada Gulam Azam ın oğluyum diye

tanışması da bu yüzden olsa gerek.

Gündem neydi derseniz, her zaman olduğu gibi Bangladeş

ve Suriye konusu ana gündem maddeleriydi.

Artık Müslüman ülkelerinde Arap Baharı nın getireceği

sonuçlar değil, bu yanan ateşlerin nerelere sıçrayacağı, hangi ülkelerde

bölünmeye neden olacağı konuşuluyor.

Bunun dışında İslam ülkelerinde ve Müslüman

kuruluşlarında bölünmeleri, Ürdün, Malezya ve Mısır a da sıçramış, her üç

ülkede de İslamcılar iki gruba ayrılmışlar.

Suriye konusunda ayaklar yere basmaya başlamış. Arap

Bahar ı bitmiş, ateşli alkışların yerini temkinli teşekküre bırakmış. Pek çok

katılımcı galiba yine sizin dediğiniz doğru çıktı noktasına gelmiş gözüküyor.

ESAM ile G-20 yi kıyaslayacak olursak, Türkiye G-20 de

küresel vampirlerin kurtlar sofrasında komi servisliği yapmıştı.

ESAM buluşmasında ise dünyaya ve İslam âlemine müthiş bir

perspektif ortaya koyarak, Müslümanların neler yapabileceğini, gelecekte neden

umutlu olmaları gerektiğini bir çırpıda ortaya koydu. Birinde komi, diğerinde

yol gösterici.                                   

Kongrede neler konuşuldu derseniz, genel olarak

Müslümanların siyasa, iktisadi, sosyal ve ahlaki meseleleri demek yeterli

olur.

En dikkat çekici konuşmalar hangisiydi derseniz, hepsi

önemliydi ama birebir izleyebildiklerim arasında, Diyanet İşleri Başkanı Prof.

Dr. Mehmet Görmez in konuşması konumu gereği ön plandaydı.  

Görmez konuşmasında, İslam âlemi tarihte hezimet ve

perişanlık sergileyen dört ana dönem geçirdi. Bugün dördüncüsü yaşanıyor.

Bugünkü yaşananlar en fecisi! Yeryüzü tarihi, hiçbir dönemde bugünkü kadar

Müslüman kanı döküldüğüne, Müslümanların birbirine bu kadar düşman olduğuna,

ayrılık tohumların bu kadar çok ekildiği ve ahlaki erozyonun bu kadar çok

olduğu başka bir döneme rastlamadı dedi.

Temel Karamollaoğlu, dış politika ve küresel dünya sitemi

üzerine şaheser bir proje çizdi. Konuşmalarını bilgisayar sunumu ile

desteklemesi de fevkaladenin de üzerindeydi. Umarım Saadet Partisi bu

konferansı tüm Türkiye sathında tekrarlar, böylece geniş kitlelere ulaşmasını

sağlar.

Milli Gazete yazarı Prof. Dr. Seyfettin Erol un da ismini

anmadan geçmeyelim. Yaptığı etkili tespitlerle dış politika vizyonu çizdi.

Yusuf Kaplan ın medeniyet perspektifli konuşması da gayet yerindeydi.

Refahyol hükümeti Başbakan Başdanışmanı Prof. Dr. Sedat

Çelikdoğan ın, ağır sanayi, otomobil üretimi ve uçak sanayi üzerine yaptığı

sunum, -abartmadan söylüyorum- tüm dinleyicileri büyüledi.

HAMAS temsilcisi doğal olarak Filistin den bahsetti.

Başka konular gündeme girdi, herkes Filistin i unutuyor dedi. El hak

doğrudur.

Suriye temsilcisinin artık fikri değişmiş. Suriye de

yaşananların, planlı tahliye ve soykırım olduğunu anlamış, Biz de artık

Patani, Filistin, Keşmir olduk diyor.

Burada teker teker sayamayacağımız birbirinden değerli

pek çok konuşma vardı.                         

Özetle; kocaman yüzlerce milyon dolar bütçe ile

hazırlanan G-20 zirvesi bir yana, bir de gayet kısıtlı imkânlarla mütevazı şartlarda

yapılan D-8 zirvesine bakınca dünya ahiret farkı kadar, aradaki farkı

görüyorsunuz.

Mutfak çalışması çok başarılıydı. İnşallah ESAM

konuşmaları özet halinde yayınlayarak istifadeye sunar. Bu kadar güzel

organizasyon bu kadar içerikli konuşmaya rağmen programın yaptırım gücünün

olmayışı da noksanlık.

İslam âlemi, Moğol istilasındaki günlerden daha felaket

günler yaşıyor. Kardeş kardeşi boğazlıyor. İnanamazsınız ama hala tüm ülkeler

umut olarak Türkiye yi görüyor.

Ülkemiz bir ay içinde iki büyük uluslararası toplantıya

ev sahipliği yaptı. Birinde küresel eşkıyalık ve sömürü sisteminin nasıl daha

iyi işleyeceği konuşulurken; diğerinde Müslümanların problemlerini masaya

yatıran adil ve yaşanabilir bir dünyanın nasıl kurulacağı konuşuldu.

Necip Fazıl ın dediği gibi, oluklar çift, birinden nur

akar, birinden kir.

Siz hala orada mısınız diyenlere; evet işte biz bu yüzden

buradayız!