Yanlış bir temel ve kurgu üzerine olan yapılardan sağlıklı sonuçlar beklenemez. Kişi ne kadar iyi niyetli olursa olsun, ne kadar hayırla düşünürse düşünsün istenilen sonuçlar elde edilemez.
Müslümanların temel sorunu bu. Kendilerine ait bir dünya, bir temel ve bir esastan uzak. Cumhuriyet ideolojisi baştan beri yabancılık üzerine kendini kurguladı. Batılılaşma, Batılılar gibi olma, kendi değer ve inançlarından uzaklaşma bizi hiç de olumlu bir sonuca vardırmadı.
Türkiye’nin kurgulanış mantığı bir sınırlama idi. Belli bir ırk merkezli. İdeoloji bunun üzerine kurgulu. Oysa Türkiye yapısı gereği çok ırklı ve kültürlü. Asıl özü itibarıyla İslâm medeniyeti eksenli.
Kuruluş döneminde ırkçı bir yapı etkili oldu. Bunda ittihatçı masonik düşünce etkili oldu. Yani ırkçı, yani kendi öz değerlerinden uzaklaşma ve ayrışma. İlerleyen zaman içinde İngiliz, Alman ve daha sonra Amerika emperyal politikaları dönemsel olarak etkili oldu. Rüzgâr hangi yönden güçlü estiyse o yöne doğru yüz çevrildi. Bunlar da sağlıklı olmadı. Dönemlerin yöneticilerinin zihniyet ve düşünceleri ne olursa olsun sonuç değişmedi.
Yakın zamanda, özellikle I. Irak işgalinden beri açık bir oyunla emperyalizm ile el ele yol almak bizi giderek felâketlerin içine itti. Türkiye’nin emperyal ve sömürgen Amerika’ya güvenmek yıkımların başlıca nedeni. Özellikle merhum Turgut Özal’ın açık oynaması ve bunu belirginleştirmesi dikkat çekiciydi. Pragmatist bir yaklaşım ile bir koyup beş alacağız düşüncesi hiç de sağlıklı değildi. Ama ne yazık ki o zaman bir süreç başladı. Özellikle çıkar devşirme düşüncesi tam tersine döndü. Emperyalizmin oyunuyla bölgedeki Kürt kardeşlerimiz Türkiye’ye yönlendirildi. Uzun zaman onlar ile uğraşıldı. Benzer durum şu an Suriye ve Suriyeliler için geçerli. Haklı bir uğraşı ama asıl niyet farklı. O zaman ısrarla Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğü üzerinde durdu. Sonuç hiç de istenilen gibi olmadı. Emperyalizm oyununu ustaca oynuyor ve istediği sonuçları elde ediyor. Emperyalizm bir yandan bölgeyi istediği gibi düzenlerken bir yandan da farklı terör örgütlerini oluşturuyor, destek veriyor ve besliyor. Güneyimizde süren Türk, Kürt, Arap çatışmalarının yerine farklı bölünmeler getirdi. Mezhep veya farklı ideolojik ayrışmalar oluşturdu.
Yakın zamanda Suriye politikalarında benzer bir yanlışa düşüldü.
Suriye politikalarındaki sonuçlar ortada. Üzerinden çok zaman geçmeden. Göz göre göre emperyalizm bizi kullandı. Biz onların kavramları ve oluşu üzerinden bir arayışa girdik. Amaç bölgenin özgürleşmesi, demokratikleşmesi değildi. Emperyalizmin ustaca oyunu ile biz orada bir taşeron gibi kullanıldık. Onlar adına istenilen sonuç elde edilince devre dışı kaldık. Önümüze bir duvar örüldü, artık Suriye konusunda söyleyecek bir sözümüz kalmadı. Amerika fiili olarak karşımızda ve bir duvar gibi duruyor. Bir yandan terörü destekliyor, bir yandan da istediklerini uyguluyor.
Bizi yeni tehlikeler bekliyor. Allah korusun ama hiç de iyimser olamıyoruz. Doğu cephesinde bir Ermeni çatışması başlar mı? Ya da boşaltılan Suriye’ye İsrail adım adım yerleşir mi?
Türkiye; İsrail, Amerika ve AB ekseninde, onların başımıza ördüğü çoraplar ve yaşananlar.
Gündem çok hızlı değişiyor, her gün yeni bir olay patlıyor ve onların etrafında bir gürültü kopuyor, beride beklenmedik gelişmeler oluyor.
Şu FETÖ ve darbe girişimi süreci, ardından referandum bizi ne çok meşgul etti, ne çok oyaladı ve ne çok hızlı bir süreç yaşandı. Güney cephesi tam bir duvar ve biz artık başımızın çaresine bakmak durumunda ve zorundayız. İlişkiler çok karmaşık. İsrail ile olan gelişmeler hiç de beklenilen sonuçları doğurmuyor. Sadece kendimizi onların şerrinden koruma veya bir dayanak bulma psikolojisi ağır basıyor.
Bir kısır döngü içinde dönüp duruyoruz. Çıkış yolumuzu bulmada zorlanıyoruz. Allah sonumuz hayretsin.