Kürdistan'a karşı mısınız?

Abone Ol

Kürdistan a karşı olmak, Kürt karşıtlığı mıdır Değildir.

Neden Çünkü bu politik bir tartışmaya karşı duruşu belirtir. Etnik kimlikle

bir ilgisi yoktur.

Bunun yanında bir insanın Yaratıcının takdiri ile şu veya

bu etnik kimliğe sahip olarak dünyaya gelmesi, diğerlerinin üzerinde bir

üstünlük gerekçesi sayılamaz. Üstünlük ancak Allah a yakınlık ile olur. Bir de

konu Türkler ve Kürtler olunca bu gerçeğe çok daha farklı boyutlar eklenir.

Din, tarih, kültür, coğrafya, kader birliği, gelecek tasavvuru hepsi ortak

bilincin kilometre taşları olarak zaten biliniyor.

Aslında Malazgirt ten başlayan bir iç içe geçmişlik söz

konusu. Bu birliktelik sürecini tarif ederken, İdris-i Bitlisi yi, Abdülhamit

Han dönemini ve öncesi ve sonrasıyla 1. Dünya Savaşı nı ve ardından kurtuluş

mücadelesini, bu sürecin devamı olarak ilave edebiliriz.

İdris-Bitlisi yi sayabiliriz. Çünkü Yavuz Sultan Selim ve

Şah İsmail arasındaki mücadelede, Kürt aşiretlerin tercihini Osmanlı dan yana

kullanmasını temin eden, bunun için mücadele eden o dur. Malazgirt te başlayan

birlikteliği, o kritik dönemde attığı adımlarla muhafaza etmiş ve bir kopuşa

meydan vermemiştir.

Abdülhamit Han dönemini sayabiliriz. Çünkü Osmanlı nın o

zor döneminde, merkezi idarenin bölgede zayıfladığı bir zaman diliminde, Kürt

aşiretlerin öncülük ettiği Hamidiye Alayları yla bölgede bir zafiyet oluşması

engellenmişti. Bu birlikler Rusya tehdidine karşı Osmanlı devletinin eli kolu

olmuşlardı. 

Ve nihayet Osmanlı nın çöküş dönemi, 1. Dünya Savaşını

sayabiliriz. Düşünün bir kere. İmparatorluk dağılma sürecinde. Herkes

birileriyle işbirliği yapıp, bağımsızlığını ilan ediyor. Balkanlar, Ortadoğu,

Afrika yani Osmanlı coğrafyası tarumar ediliyor. Ancak Kürtler böylesine uygun

koşullarda bile, içinde bağımsızlık ve toprak olan tekliflere evet demiyorlar.

Neden Çünkü buna ihtiyaç yok. Her iki tarafın karşılıklı rızasına dayalı bir

arada yaşama iradesi var. Neden Çünkü Kürtler bu ülkenin ev sahibi.

Böylesine tarihi bir arka plana sahip olunmasına rağmen,

günümüzde kimileri Kürtlerin ayrılmak istediğine dair bir şayiayı ısrarla

yaymaya çalışıyor. Bunu elde etmek için terör baskı aracı olarak kullanılıyor

ve hep beraber zorlu bir sınav yürütüyoruz. Terörün amacı başta Türkiye nin

kimyasını bozarak Ortadoğu da yeni bir devlet hayata geçirmek. Peki, bu

projenin fikir babası kim Bunun cevabını Genelkurmay İstihbarat Eski Başkanı

İsmail Hakkı Pekin den dinleyelim.

Türkiye himayesinde Kürdistan projesi ABD Savunma Bakan

Yardımcısı William Taft tarafından planlandı. Projenin arkasında ABD ve İsrail var. Özellikle İsrail bu konuda

ısrarlı. 2008 yılında görevli olarak İsrail e gitmiştim. MOSSAD binasında

MOSSAD Başkanı Meir Dagan la görüşme yaptık. Yaklaşık 2 saat sürdü. Dagan benden

ısrarla Barzani ile irtibata geçmemizi istedi. TSK niye Barzani ile ilişkiye

geçmiyor. Komutanlara söyle, Barzani ile muhatap olsunlar. Barzani ile ilişkiye

geçerseniz bölgeden petrol ve doğalgazı uygun fiyata alır ve kazançlı

çıkarsınız. dedi.

Şimdi ABD ile PYD arasındaki ilişkinin hangi stratejik!

altyapıya dayandığını daha iyi anlıyor olmamız lazım. Türkiye nin Ortadoğu da

neden sadece Barzani ile konuşabildiğini çözebiliyor olmamız gerekir. Ayrıca

Barzani nin 2016 yı bağımsızlık için referandum yılı ilan etmesi sıradan bir

açıklama mıdır, takdir sizin. Irak ın Şii, Sünni ve Kürdistan olarak üçe

bölünmesi gerektiğine dair yorumlar boş lakırdılar mıdır siz karar verin.

Bu coğrafyada yeni bir devlet Kürtler dâhil bütün bölge

halklarının aleyhinedir. Bu kurulmak istenen devletin adı Kürdistan olmuş şu

veya bu olmuş, bunun hiçbir önemi yoktur, kimin hizmetinde olacağı önemlidir.

Yukarıda bu coğrafyanın hangi zorlu süreçleri birlikte atlattığını ifade etmeye

çalıştık. Bu planları suya düşürmek ve bu coğrafyanın ilânihaye bir kan ve

gözyaşı laboratuarı olarak kalmasını engellemek için şimdi safları daha da

sıklaştırma zamanı.