Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Yaparel, ‘‘Kurban Bayramları‘nda çocukların kurbanın kesilmesini izlemesine ilişkin travma yaratır diyenlerin yaklaşımlarının ya da dayandıkları varsayımın ne olduğunu iyi niyetle ortaya koymaları lazım‘‘ dedi.
Yaparel, kurban kesiminin sosyal bir olaylar bütünü olduğunu, kesimin yüzyıllardır geçmişi olan bir kültürden geldiğini ve psikologların kurbanın çocuklar üzerinde travma yaratıp yaratmayacağı konusunu tartışırken bu olayı bu çerçevede görmeleri gerektiğini kaydetti.
Çocukların sosyalleşmenin bir parçası haline gelemediğini ifade eden Yaparel, şunları söyledi: ‘‘Bu sadece çocuğun kurban olgusuyla değil, toplumsal hayatın birçok kavramıyla ilgili olarak çok normal olmayan ortamlarda gelişiyor. Kurban geleneğinin şehirleşen toplumlarda, yaşanma biçimi çocuğu bu olayların dışında bıraktığı için çocuk bu konuyu bilemiyor. Çocuklar, kurban kesimiyle kültürel yapı içinde aşama aşama tanıştırılır. Bugün bu meselelerin psikologların gözünde travma gibi algılanmasının nedeni, arka planını ve bu sosyalleşme sürecini göz ardı etmelerinden kaynaklanıyor.
Bir çok psikolog, bu konuda bütünlüğü kaybediyor ve burada biraz da ön yargıların etkisiyle geleneğe yönelik itirazlarını bu dille aktarmaya çalışıyor. Oysa toplumun gerçekliği içinde bakmak ve orada yapılan yanlışları görüp, bir takım önerilerde bulunmak gerekir.‘‘
Kurbanın kesilirken çocuğun zihinsel ve duygusal gelişiminin göz önünde bulundurulması gerektiğine değinen Yaparel, mesela kavurma yerken çocuğa, ‘‘Bu, az önce kurban olarak amcamız, dedemiz tarafından kesildi. Bu, onun eti. Allah bize onu lütfetti‘‘ şeklinde söylenebileneceğini dile getirdi.
Yaparel, 10-12 yaşlarındaki zihinsel gelişimi uygun olan çocukların kesimin biraz daha ileri düzeydeki aşamasını izleyebileceklerine dikkati çekerek, çocuğun kurbanın yatırılırken, gözü bağlanırken ve niyetler edilirken kesimde bulunabileceğini ifade etti.



