Kur’an’la Konuşanlar (11) Dil, Gönlün Telidir

Abone Ol

Yavrusunu kaybeden annenin ağlayışı ile yalandan ağlayanların etrafa etkisi aynı olmaz.
Ananın gözünden damlayan bir damla, bütün yüreklerde yangın çıkarır.
Sevdiğine kavuşanın sevinciyle alkış tutanların coşkusu da aynı olmaz.

Kur’an okurken lafzının kurallarına uyan, manasını anlayan, anladığı mana, gönül dünyasında çiçekler açtırdıktan sonra dilinden gönüllere kelimeler, ballı süt ırmağı gibi akarken, manayı da yüklerse, dinleyenler üzerinde etkili olurlar.

Günaha girenler, Allah’tan ümit kesmesin, ibadetle meşgul olanlar, kendilerini garantili görmesin.
Kur’an-ı Kerim, nice zalim ve kâfirlerin imandan sonra tevbe ettiklerinde afvedildiklerini haber verir.
Bilinmez, belki günahkârın pişmanlık iniltisi, kibirle tespih çekenin şıkırtısından, Allah katında daha makbuldür.

Bizim görevimiz, günahlarımızın afvını istemek için her günahkârın o günahtan vazgeçmesi için yollar arayıp uzaklaştırmaktır.

Günahın her çeşidini işleyen bir Müslüman’ı, hiçbir zaman kâfire kaptırmamaya dikkat edelim.
Her kâfirin canının cehennemde yanmaması için de kalbine İslam inancını yerleştirmeye gayret gösterelim.

Hiçbir insanın ahiretteki durumu için karar vermeyelim.
“Kâfirler cehennemdedir, müminler cennettedir” deriz ama peygamberler ve onların haber verdikleri hariç, hiçbir kimse için o cennetlik veya cehennemliktir demeyiz.
İyi bildiğimiz bir Müslüman için, hüsn-ü zanda bulunabiliriz. “İnşallah cennetliktir” deriz de, “Kesin cennetliktir” demeyiz.
O karar yalnız Allah’a aittir.

Basra Körfezi’nde seyreden bir geminin üzerinde Basra’nın eşrafından bir adam, sofranın başında şarap içiyor, güzel sesli bir kadın da ona hem ud çalıyor hem türküler söylüyordu.
Gemide fakir ama dinine çok bağlı bir delikanlı vardı.
Şarap içen adam, o delikanlıya, “Sen de böyle güzel bir şey söyleyebilir misin?” dedi.

Güzel sesli delikanlı:
“De ki: Dünya malı azdır. Allah’tan sakınanlar için âhiret daha hayırlıdır. İplik kadar dahi haksızlığa uğratılmayacaksınız.
Nerede olursanız olunuz, velev ki yükseltilmiş burçlarda olun, ölüm size ulaşır. Onlara bir iyilik isabet ederse, ‘Bu, Allah tarafındandır’ derler. Eğer onlara bir kötülük isabet ederse, ‘Bu sendendir’ derler. De ki: ‘Bunların hepsi Allah’tandır.’ O kavme ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar” (Nisa süresi ayet 4/77-79).
Adam, elindeki kadehi denize attı ve bu benim işittiğim en güzel şeydir, başka var mı?

Delikanlı:
“De ki: O hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun. Biz, zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, duvarları onları kuşatmıştır. Eğer su isterlerse yüzleri haşlayan erimiş maden gibi su ile yardım edilirler. O, ne kötü içecek ve ne kötü bir sığınaktır” (Kehf süresi ayet 18/29).
Adam, şarabın geride kalanını da döktü denize, udu kırdı ve “Delikanlı, benim için bir kurtuluş var mı?” dedi.

Genç adam dedi ki:
“De ki: Ey kendilerini israf eden kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları afveder. Muhakkak O bağışlayandır, merhamet edendir” (Zümer süresi ayet 39/53).
Genci dinleyen adam, avazı çıktığınca bağırdı ve orada öldü. Gemidekilerde ona bakıyordu. (Vahıdi, Katlâ el Kur’an’dan naklen İbni Receb-i Hanbeli, Letaif-ül Mearif 1/370)
Siz, bu ayetlerin manasını okudunuz.
O genç ise, hem lafzını, hem anlamını bilerek, hem de etkilendiğini nağmelerine dökerek okudu.