Camilerde sabah ve akşam namazlarından sonra cami
görevlileri tarafından okunması adet olan Haşir suresinin son üç ayetini eski
hocalarımız bazen bir önceki 21. ayet ile beraber okurlardı. Bunun sebebi
sanıyorum ki ayetin hem dünya ve hem de ahiret dertlerinden birçoğuna deva
olmasıdır. Bu düşünceyle bu yazımızda anılan ayetin mana ve mesajlarını vermeye
çalışacağız. Ayetin günümüz yazısıyla kusurlu da olsa metni şöyle verilebilir:
LEV ENZELNA HAZE-L-KUR ANE ALA CEBELİN LEREEYTEHÜ HAŞİAN
MÜTESADDİAN MİN HAŞYETİLLAH. VE TİLKE-L-EMSALÜ NADRİBÜHA LİNNASİ LEALLEHÜM
YETEFEKKERUN. Meali kısaca şöyledir:
Biz bu Kur an ı bir dağ üzerine indirseydik o dağı
Allah ın haşyetinden (ben Allah ın kitabını gereken saygıyı göstererek
tutabiliyor muyum endişesinden) titreyip çatlar olduğunu görürdün. Bu
benzetmeleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz.
Bu ayet surenin baştan ikinci ayetinin sonundaki Ey
basiret (görüş) sahibi olanlar ibret alın şeklinde geçen ilahi emrin yerine
getirilmesi için indiği anlaşılıyor ve insanları Kur an-ı Kerim üzerinde
düşünmeye ve ondan ders almaya davet ediyor.
Mütevater (güvenilir olarak) bildirilen enin(inleme)
olayı da Kur an-ı Kerim e ne kadar itibar etmemiz gerektiğini göstermektedir.
Şöyle ki :
Peygamberimiz önceleri mescidin ön tarafındaki hurma
direklerinden birinin yanında hutbe okurdu. Üç basamaklı minber yapılınca
hutbesini okumak üzere o direğin yanından minber tarafına geçince hurma direği
ağladı ve yanında vahy (ilahi mesaj) ve öğütleri duyunca susmak üzere olan
çocuk gibi inlemeye başladı. (İbni Kesir). Bu ağacın ağlayışını Peygamberin kendisinden biraz uzaklaşmasına
bağlayabileceğimiz gibi onun öğütlerini duymaya başlayınca ağlamasının inlemeye
dönüşmesinden de Kur an a olan aşkından olduğunu söyleyebiliriz.
Bir ağaç bile Peygamberimizi kendi yanında görmek ve
Kur an dinlemek isterken biz eşref-i mahlukat (yaratıkların en şereflisi)
olarak onun bize getirdiği kitabı niçin başucu kitabı yapmayalım Niçin onun
içindeki öğretilere uymaya titizlik göstermeyelim
Peygamberimiz: gözlerinizin ibadet hazzını (hakkını)
verin buyurunca yanındakiler: gözlerin hazzı nedir Ya Resul Allah dediler.
Peygamberimiz de : Mushaf a bakmak ve oradakilerin içinde düşünmektir cevabını
vermiştir. (Ruhulbeyan)
Öyleyse Kur an okumalı, onun kuralları içinde düşünmeli
ve hayran bırakan açıklamalarından ders almalıyız.
Hak Dini Kur an Dili adlı tefsirde Haşir suresi
açıklandıktan sonra tam sekiz kişiden aktarılarak Peygamberimizin: Bu ayet
indirildiğinde Cebrail bana elini başına koy; çünkü bu ölümden başka her derde
şifadır- hadisi verildikten sonra Fakat Hanefi fakihlerinden Serahsi nin
Mebsut unda naklolunduğu üzere Abdullah İbni Mesut hazretleri -Kura an ın
inişindan maksat mücerret (yalın) okumak değildir; gereğince amel (iş) yapmaktır- dediğini unutmamak lazımdır
ifadesini aktarıyor ve onun için her derde şifa olan bu ayetleri okumaktan
maksat elini başına koyarak düşünmek ve marifet (bilgi) ile bezenip haşyetullah
(saygıda kusur ediyor muyum şeklinde bir Allah korkusu) ile dolarak -Ey iman
edenler Allah a sığının ve herkes geleceğe ne hazırladığına baksın- emri
gereğince yarın için hazırlanmaktır. Çünkü yarın O Aziz hakimin huzurunda
imtihan olacaktır. Nitekim bu hikmete mebni (dayalı) Haşir suresini İmtihan
(Mümtehine) suresi takib edecektir diyor.
Gerçekten güzel bir tesbit; hoş bir yorum. Ancak tefsir
sahibi Elmalılı nın fakat- sözü fazladır; çünkü hadis-i şerifte ayetin -her
hastalığa değil, her derde şifa- olduğu ifade edilmiştir. Bilindiği üzere dert,
sadece hastalık değil insanlığın ihtiyaçları için yapılması gereken zor işleri
de içine alır. Dolayısıyla hadis-i şerif zaten Elini başına koy diyerek
düşünmeyi ve böylece de sadece ahiret için değil dünya için gerekenlerin
yapılmasının planlanmasın istemektedir. Şu halde vakitleri belli ibadetler i
yaparken ayrıca Kur an okuyup onun içinde düşünerek dünyamız için de yapılması
gerekenleri doğru tesbit edip çalışmak lazımdır.