Kur'an'dan başarının yolları (2)

Abone Ol

10/11/2006 tarihli yazının devamıdır. İki gün önce yayınlanan o yazımı okuyamayanlar Millî Gazete nin İnternet sayfasından okuyabilirler.

İbadetlerimizi yaparken kalple kalıbın, canla tenin birlikte aynı şeyi yapmaları gerektiği gibi, ticari, siyasi, sanat, edebiyat, ziraat, her ne iş olursa olsun kişi yaptığı işi severek yapması gerekir. Severek yaptığı bu işe kendini vermelidir.

"Kendini vermelidir" sözü içinde can ve ten, kalp ve kalıp vardır.

Karatecinin tuğlaları kırarken ruhi gücü ile fiziki gücünü aynı yere teksif ederek/yoğunlaştırarak tuğlayı, mermeri, tahtayı kırdığı gibi, yoğunlaştıramazsa kıramadığı gibi biz de her türlü meşru işimize her iki gücümüzü de yoğunlaştırırsak daha başarılı oluruz.

Rabbimiz " ..Rablerinden korkanların derileri ondan (âyetlerden) ürperir. Sonra onların tüyleri ve kalpleri Allah ın zikrinde yumuşar .." (Zümer süresi 23) ayetiyle kalp ve kalıbın, ruh ile fiziki gücün birlikte hareket edebileceğine işaret eder.

İnançlı insanın güçlü olacağına işaret eder Kur an ve şöyle der: "Ey peygamber, Mü minleri harbe teşvik et. Eğer sizden, sabreden yirmi kişi olursa, iki yüz kişiyi mağlup ederler. Eğer sizden, yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiyi mağlup ederler. Çünkü onlar anlamaz bir toplumdur." (Enfal süresi 65)

Karşınızdaki insanların hem gözünü hem de gönlünü doyurursanız size daha fazla güvenirler.

Kur anın "Oku" emriyle başlayan ayetlerinin hemen ardından Müddessir süresinde iç ve dış temizliğe dikkat çekerek:

"Elbiseni temizle. Pislikten uzaklaş." (Müddessir süresi 4-5) buyurur.

Bencil olmamaya dikkat edelim. Dostların övgüsünden şımarmayalım. O övgüler bizim için daha fazla çalışmamıza katkı maddesi olsun.

Düşmanın sövgüleri ve yergileri de moralimizi bozmasın. Daha ileri gitmek için kamçı olduğu gibi, kendimizi düzeltme aynası olsun.

Ermişlerden birine bir adam "Yahudi" diyerek hakaret etmiş. Ermiş, "Eğer ben senin dediğin gibiysem Allah bana hidayet versin. Eğer değilsem Allah seni afvetsin" deyivermiş.

Yanlışımız kim söylerse söylesin ona teşekkür edelim. Yanlışımız düzeltirken muhakkak işin uzmanlarına danışalım.

"Kimseden akıl almaya ihtiyacım yok" diyen bazı güçlü insanların başarılı olduğu da görülmüştür ama o başarılı işin devamı olmamıştır.

Dededen toruna kalan başarılı işler, "ben" ruhuyla değil, "Biz" ruhuyla başarılı olmuştur.

Acıkan karnımızı doyurmaktan zevk aldığımız gibi eksiklerimizi tamamlamaktan da zevk alalım. Tanışalım, danışalım.

"Dost yüzü görmek kederi giderir" derler. Hz. Ömer: "Likaül ihvan, cilaül ahzan" demiş. Yani dostlarla karşılaşmak hüznü giderir ve gönlü cilalar" demiş.

Devamlı meşgul olduğumuz işi bir ara bırakıp dost yüzü görmeye devam edelim. Tek yönle ufkunu kapatanlar da başarılı olamazlar.

İşimize, aşımıza, eşimize, arkadaşımıza, dostlarımıza, yakınlarımıza zaman ayırırsak daha başarılı oluruz. Çünkü kedersiz, stressiz, parlak ve mutlu bir kalple çalışanların basireti açık olur.