Kur’an’a İman ve Hak Yol

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah’a imandan sonra, bunun bir gereği olarak, onun indirdiği hidayet kitaplarına da iman etmek, imanın temel esaslarındandır. Kur’an; Allah’ın indirdiği son kitaptır ve önce gönderilen bütün kitapları orijinal halleri ile tasdik eder. Kitaplara imanın bir gereği olarak, Kur’an’a da iman etmek, Allah’a itaat etmektir. Biz, itaat; varlıkların, Allah’ın kendileri için tayin ettiği yolda yürümeleridir desek, itaatin kaynağının da yaratan ve yaşatan, tasarlayan ve planlayan, mutlak kudret ve hâkimiyet sahibi yüce Allah’tır diye söylesek, Allah’a itaatin merkezden alınıp Siyonizm ve materyalist merkezli bir dünyaya rıza gösterildiği bir zamanda bu, kolay anlaşılır mı? Allah’ın insan ve toplum üzerindeki hâkimiyetinin, göklerle sınırlı sayıldığı, hiçbir kayıt ve şart tanımaksızın, hâkimiyetin Siyonizm’e ait kılındığı ve tertip edilen toplantılarda, İslam’ın devlet talebi ve telkin ettiği bir düzen yoktur diye sonuçlar çıkarıldığı bir zamanda, itaati anlamanın da anlatmanın da zorluğu ortadadır. Çünkü Siyonizm’in ürettiği fikir kirliliği sebebiyle, fert ve toplumların kafası karışık, kalpleri hasta ve gönülleri kırık haldedir. Ucuz çıkarlar, arzular ve hevesler uğruna, Kur’an ve hükümleri ciddiye alınmıyor ve Allah’ın emirlerine itaatsizlik, medenilik ve ilericilik olarak görülüyor. Hâlbuki Allah’ın yaratmış olduğu bu kâinatta ve varlıklar âleminde ancak, Allah’ın kanunları geçerlidir. Fizik, kimya, biyoloji ve buna benzer ilimlerin kanun ve kurallarını Allah koyduğu gibi, sosyoloji, psikoloji, cinsellik, ekonomi, siyaset ve benzeri ilimlerin de kanun ve kurallarını Allah koymuştur. Bu kural ve kanunlara uymak Allah’a itaattir. Ve itaatin dayanağı da kaynağı da Allah’ın ilahlığı ve rabliğidir. Allah’a itaat ve teslimiyeti benimseyen hiçbir insan, bir şeyi yaratmaya güç yetiremeyeceğini bilir, kanun ve kural koymaya da kalkışmaz. Onun için Allah; dini bilir, dünyayı ise biz biliriz; biz namaz, dua ve ibadette Allah’a ve onun emirlerine uyarız, fakat aile, ekonomi ve siyasi kanunları biz koyarız demek, akıllı bir kimsenin işi olamaz. Bugün İslam dünyasının böylesine perişan, böylesine rezil, aciz, kıtlık, yokluk, çaresizlik ve zillet içinde olmasının asıl sebebi, Allah’ın ilahlığına ve rabliğine itaatsizlik, Kur’an’a itimatsızlıktır.

Ve fert ve toplum, Allah’ın ilahlığına ve rabliğine iman edip, itaat etmeden, Kur’an’a itimat edip, telkin ve teklif ettiği adil düzeni hayata ikame etmeden, zilletten kurtulup, izzete nail olamaz. Bu hakikati, herkesten önce Milli Görüşçülerin görüp idrak etmesi gerekir.

İTAAT

İtaat; İslam’la yol yürümek isteyenler için, sıradan, içi boş bir kavram ve slogan değildir.

Bunun için itaat kavramını anlamak, anlatmak ve uygulamaya koymak zor olsa da, bu zoru başarmak gerekir. Yeryüzünde Allah’ın halifesi, görevli memuru ve varlıkların hukuk emini olan insanın Allah’a itaatkâr olması gerekir. Allah’a imandan sonra insanın en önemli işi ve eylemi itaattir. Ve Rabbimiz Allah bu itaati emrediyor. Nisa 59: “Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, kitabındaki hükümleri uygulayın. İlahi hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur Allah’ın tek yetkili Resulüne, onun sünnetine, sizden olan emir sahiplerine de itaat edin…”  İman ile itaati birleştirenler, İslam’ca bir medeniyet için hakkını vererek mücadele ederler ve bu itaate zara verecek davranış ve uygulamalardan kaçınırlar.

Mesela tesettür farzını önemsemeyip, Batılı kadın tarzıyla toplumda yer edinmeye çalışan Müslüman bir kadın ile “emanetleri ehline veriniz” esasına rağmen, bu konuda üzerine düşeni yapmayan bir Müslüman erkeğin “itaat” konusunda başkalarına örnek olması düşünülemez.

İman ile itaati birleştirenler, birey ile toplumu birleştirirler, fertle devleti birleştirirler. Kur’an’da olmayan kavramlarla, hayal yönetim şekilleri ile eskimiş ve devrini tamamlamış belirsiz aygıtlarla boşuna zaman harcamak yerine, oturup önce iman ve itaat yolunu, Allah’ın istediği adil toplumun özelliklerini öğrenirler, sonra da yaşadıkları ülkede Adil Bir Düzen kurarlar. Allah’a ve Resule itaat, bunu gerekli görür.

KUR’AN

Kur'an, Allah’ın Kitabı’nın özel adıdır. Kur’an; âlemlerin Rabbi tarafından Peygamber Efendimize indirilen hidayet kitabıdır. Kur’an’ın diğer isimlerinden bazıları da: Zikir, Furkan, Mushaf, Kitap El Mübin, Kelamullah, Nur, Hüda, Şifa’dır. Kur’an; kendisini bir kılavuz, rehber olarak tanıtıyor. Kur’an, insanlara hayatları boyunca takip etmeleri gereken esasları, yasaları gösteren ve onları teşvik eden bir kitaptır. Kur’an, akıllarını vahiy ile çalıştıran insanlar için bir öğüt ve hatırlatmadır. Kur’an çağ kapatıp çağ açmıştır. Hemen her konuda olduğu gibi, cahiliyenin, batılın çağ anlayışı da cahilce ve batılcadır. Peki, Kur'an, aynı Kur’an olduğuna göre, bugünkü cahiliye, onunla niçin yıkılmıyor? Bugünkü insanlar Kur’an okudukları halde, niçin karanlıklardan sıyrılıp değişik bir kimliğe bürünemiyor? Yani Kur'an, niye artık inkılâp yapamıyor? Bunun sebebi; Kur’an değişmemiştir ama Kur’an okuyan Müslümanlar, Kur’an’ın tanımladığı Müslüman olmaktan uzaklaşmalarından, adı Müslüman bir güruh olmalarındandır.

HAK YOL

Hak yol, İslam yoludur. İslam; insan hayatının basit bir parçası değil, her yönüyle insan hayatının bütünüdür. İslam, insanın yirmi dört saatini ve doğumdan ölümüne her alandaki her yönünü kapsar ve belirler. İslam, insan hayatının gerçeğidir. İnancı, ibadeti, ahlâkı, ekonomisi ve hukukuyla bir bütündür. Allah tarafından tamamlanmış eksiksiz bir nizamdır. İslam, insan haklarının tek teminatıdır. Irkçılığı ve takvanın dışında üstünlük anlayışlarını reddeder. İslam, kadın-erkek eşitliği diyerek kadının fıtratından koparılarak istismar edilmesine de rıza göstermez. Bu konuda da Milli Görüşçülerin dikkatli olmaları gerekir. Selam hidayete tabi olanlara…