Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet-234

Abone Ol

‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…

***

“Cezaün / Ceza” (Maide 33)

Ceza” cüz ile akrabadır. İki şey birbirine denkse bir varlık oluşur. Semen (para), mebi' (satılan) ile birlikte bir bütün olur. Değeri olmayan bir mebi'in anlamı yoktur. Kişilerin yaptıkları iyilikler de böyle bir para ile ölçülmekte ve buna “sevap” denmekte, günah da “ism” olarak zikredilmektedir. “Ceza” denk olan ve kendi cinsinden olmayan bedeldir.

Ekonomide para ortak değer ölçüsüdür. Bugün kâğıt para bir şeyi temsil etmediği halde ekonomik değerleri ölçmektedir. Henüz sosyal değeri ölçen bir değer oluşmamıştır. Sevap ve günahları ölçen bir birim olacaktır. Her hasenin (iyinin) karşılığı yine hasendir. Seyyienin (kötünün) karşılığı da seyyiedir. Demek bunların lira gibi bir birimi vardır. Sonra hasene seyyieyi giderir denmektedir. Aynı birimle ölçüleceği ifade edilmektedir. İyilikler ve kötülükler bir para birimi ile okunacaktır.

Adam öldürme en büyük günahtır. Müebbet hapis olarak tarif edilmektedir. Yüz senelik ömür üçe bölünürse bunun üçte biri gençlik ve yaşlılıkta geçer, üçte ikisi ise çalışabilir ömürdür. 66 senedir. Bir insanın diyeti 66 senelik ücrettir. Bir gözün kör edilmesi bunun yarısı kadardır, iki göz tamı kadardır. Bir kol yarım diyet, dirseklere kadar çeyrek diyet, bileklere kadar olursa 1/8 diyet, parmakların tamamı 1/16 diyet, her bir parmak 1/80 diyettir. Bir sopa bir günlük işçiliktir. Hapis tazminatı da böyledir. Hasene ile seyyie böylece karşılaştırılmaktadır.

Ceza” kelimesi iyilik ve kötülük için kullanılır. Türkçede kötülüğün karşılığına "ceza" iyiliğin karşılığına "mükâfat" denmektedir. Kur’an’da ise ceza hem iyilik hem kötülük için zikredilmiştir. “Kifayet” kelimesi Kur’an’da mükâfat manasında kullanılmamaktadır, çünkü Kur’an sevapla günah arasında birim açısından fark görmemektedir. Günah sevabın negatifidir ama her ikisi de aynı birimle ölçülecektir.

Bugün insanlık her şeyi para ile değerlendirmektedir. Kur’an da bunu böyle yapmakta, her şeyi bir birimle ölçmektedir. Ahirette bile muhasebe defteri gelecek, onunla cennete veya cehenneme gidilecektir.

Bir film olayları tespit eder ama değerleri göstermez. Oysa muhasebeye değerler geçerse bir anlamı olur. Allah her insana üç melek görevlendirmiştir. Biri sevapları, biri günahları yazar. Az yazarsa öbürü itiraz eder. Baş hakem olan üçüncü melek ise ihtilafları halleder. Ahirete bu defterle gelinir. Muhasebede kişiye savunma hakkı verilir. Bu dünyada da herkesin muhasibi var, alacağını ona yazdırır. Borçları başkası yazar. Bir de yevmiye muhasibi vardır yahut ihtilafları onlar çözer.

Burada anlatılan örgütlü suçlardır. Bir kimsenin tek başına işlediği cinayetlerde kısas hükümleri uygulanır. Burada anlatılan örgütlü suç oluşursa onlara verilen cezalardır.

“Ellezîneyuharibûne / Harp eden kimseler” (Maide 33)

“Ceza” kelimesi bu ism-i mevsule izafe edilmiştir.

Ellezîne” kurallı erkek çoğulu ifade eder. Yani bu cezanın verilebilmesi için örgütlü suçun oluşması gerekir. Münferiden yapılan veya müştereken yapılan suçlar adi suçlar olup orada kısas ve af hükümleri geçerlidir. Oysa burada örgütlü suç söz konusudur.

PKK böyle bir örgütlü suç kuruluşudur.

Ellezîne”de hem fiil bellidir hem fail bellidir. Öyleyse örgütlü suçun belirlenmesi için suçların tanımlanması gerekir. Yargı tarafından suç olduğu tespit edilmiş ve faillerinin belirlenmesi gerekmektedir. Örgütün tespiti için örgütün faaliyet gösterdiği sahaların belirli olması, örgüt başının bulunması gerekmektedir. Örgütün yaptığı fiillerin de belirlenmiş olması gerekmektedir. Bunun için baştan o fiillerin ilan edilmesi gerekir. Bu da ceza kanunumuzda suçun tanımlanmış ve cezasının da belirlenmiş olması şartını içerir. (Devamı var.)