Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet-230

Abone Ol

‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…

***

Prof. Dr. İlhan Arsel’e (Şeriat Devletinden Laik Cumhuriyete) ismiyle de bilinen 850 sayfalık büyük boy kitabına reddiye yazdık (1200 sayfadan oluşan büyük boy iki ciltlik “İslâm Devlet ve Dünya Düzeni” kitabımız). Onlar okumadılar! Sadece onlar değil, kendilerini âlim diye ilan eden ilahiyatçılar da okuyup seslerini çıkarmadılar!

Neden?

Çünkü orada anlattıklarımız onların bildikleri İslâmiyet değil, orada Kur’an İslâmiyet’i vardı; onlar onu kabullenemiyorlar, karşı da çıkamıyorlar. En iyisi susmak; Masonların yaptığı gibi bizi tartışma dışında bırakmaktır! Ama bu suskunlukları ispat etmektedir ki onlar resullük görevini görmüyor ve yapmıyorlar yani ‘resullerin vârisleri olan âlimler’ değildirler.

“Ve lekadcâethümrusulünâbi’l-beyyinâti /

Ve onlara resullerimiz beyyinat ile gelmişti.” (Maide 32)

“Onlara geldi” dendiğine göre, bizim onlara gitmemiz gerekir.

İslâm Devlet ve Dünya Düzeni” isimli 1200 sayfadan oluşan kitabımızda biz gerekli ve yeterli cevapları verememişsek, haydi siz cevap verin. Acziyet içinde saldırılara cevap vermemek, tüm insanlığın günahını yüklenmek değil midir?

Prof. Dr. İlhan Arsel öyle yazdı, Kur’an’ın uydurma olduğunu söyledi, maalesef ona bizden başka cevap veren çıkmadı; ‘biz de onun yazdıklarının gerçekten doğru söylediğini zannettik, onun için Kur’an’la ilgilenmedik’ derlerse, bugünkü Müslüman din adamları, dinî hizmet dolayısıyla maaş alanlar nasıl cevap vereceklerdir? Biz onların görevlerini yaptığımız için bize teşekkür ve dua edeceklerine; tam tersine bize cephe alıp ‘o yaptığınız İlhan Arsel’in yaptığından da kötüdür’ bile diyebiliyorlar!

İşte bu ayetbize bizim yaptığımızın yani cevap vermemizin haklılığını göstermektedir. Bir de utanmadan diyorlar ki; bu işler mühendislerin işi değildir, doktorların işi değildir; bu işler bizim gibi din adamlarının işidir!

Biz de soruyoruz; son peygamberden sonra hala ‘din adamı’ var mıdır?

Önce işte bu fahiş hataya düşüyorlar. Onun dışında, buradaki “beyyinat” kelimesiyle istenen ilmî verilerdir ve bu da ancak mühendislikle, tabiplikle mümkündür. Biz ‘mühendis’ olduk, ‘doktor’ olduk ama ‘ilâhiyatı’ da öğrendik. Siz de ilâhiyatçı olduktan sonra doktor olabilirsiniz, mühendis olabilirsiniz. Bize haset edeceğinize kendinize gıpta ettirin.

Biz “Adil Düzen”i ilmî olarak ortaya koyduk ve Prof. Dr. Necmettin Erbakan gibi âlim bir şahsiyete de kabul ettirdik. Siz ise kabul ettirme yerine laik siyasetçilerin emrine girip İslâmiyet’i şeriat dışına çıkardınız. Gaflet ve dalalettesiniz. Dalalette değilseniz gelip bizimle tartışın da biz de sizin aydınlatmanızla hidayete erelim. Ama tartışmazsınız ve/ya tartışamazsınız, çünkü maalesef bu konuların cahilisiniz.

“Beyyinat” kelimesi üzerinde biraz daha durmamız gerekir. “Beyyinat” deyince sistematik olarak beyyineler sistemidir. Yani ayrı ayrı beyyineler değil de birlikte birbirine dayanan beyyineler ile varmamız gerekir.

Birincisi, Kur’an’ın Allah sözü olduğunu ispat etmemiz gerekir. 250 adet Kur’an mucizesini anlattığımız yeni yayımlanan 660 sahifelik “Kur’an Mucizeleri” kitabımızla bunu yapmaya çalıştık.

Diğeri ise; getirdiği hükümlerin doğal ve sosyal kanunlara uygunluğudur. Bunu da “Adil Düzene göre İnsanlık Anayasası” ile yapmaktayız. Usulü Fıkıhla ilgili çalışmaları da Dr. Hasan Özket ile yaptık, -şimdilik ara verilmiş ise de- inşallah Dr. Müh. M. Lütfi Hocaoğlu ile devam ederler... Fıkıh çalışmalarına başka arkadaşlarla da başladık ama şimdilik terk ettiler; inşallah onlar da yeniden başlar ve devam ederler... (Devamı var.)