Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet-226

Abone Ol

‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…

***

“Ev fesadinfi’l-erdi / Veya arzda fesat çıkarması.” (Maide 32)

Burada “arz” kelimesinin kullanılmış olması güvenliğin yerlere göre korunacağını ifade eder. İnsanlığı insanlık bölüşmüştür. Her ülke kendi ülkesinin savunmasını kendisi sağlar.

Bu savunma gücüne karşı çıkanları öldürmek bu ayetin dışındadır.

Her il iç güvenliğini kendisi sağlar.

Her bucak kendi hukukunu kendisi uygular.

Kuralımız şudur. Özel hukuk hakemlerce çözülür. Davalının bulunduğu yer mahkemesi bakar. Kamu hukuku ise her bucakta ayrıdır. Suç hangi bucakta işlenirse o bucakta muhakeme edilir, o bucağın kanunları geçerlidir. Kişinin mensup olduğu yer ve kimlik aranmaz. Bunun delili işte buradaki “Fi’l-Erdi” kelimesidir.

“Adil Düzen Anayasası”na deliller arıyoruz; deliller işte böyle bulunacaktır.

“Fe ke ennemâkatele’n-nâsecemian /

Bütün nâsı (insanları) cemi’an katletmiş gibidir.” (Maide 32)

Kısas ve arzda fesat dışında adam öldüren sadece o adamı öldürmüş değildir; sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.

Buradaki “Fe” “Men” şartının cevap fe’sidir; gibi, benzeri manasındadır. “Keennemâ” zikredilmeseydi sanki biri öldü mü herkesin öldürülmesi anlamına gelirdi. Oysa burada benzetme vardır. Bütün insanları öldürenin cezası ile bir kişiyi öldürenin cezası artmamaktadır. Öldürülen kaç kişi olursa olsun bir tane kısas vardır. Birkaç kişiyi öldürdü diye önce eziyet edilip sonra öldürülmez. Birinin katlinden tüm insanlık sorumludur.

İşte bu sebepledir ki katl sadece özel hukukun konusu değildir, kamu hukukunun da konusudur, affedilmesi hâlinde de diyet ödenmektedir.

Ennemâ” “ennehu” gibidir, orada hüküm ifadesi geçmişti, burada ise olay geçmiştir.

Enne”den sonra fiil gelmeyeceği için “Mâ” harfi ziyade kılınmıştır.

Nâs” harfi tarifle gelmiştir.

Burada kastedilen “nâs” nedir?

Bir toplulukta katili bulup cezalandırmak, diyet ödenecekse diyeti ödemek her bucağın görevidir. Buna göre bu fiili işleyen bütün bucak halkını öldürmüş kabul edilir. Ne var ki bucak işin içinden çıkamazsa il çıkar, il çıkamazsa devlet çıkar, devlet de çıkamazsa insanlık çıkar. Bu ifadenin taşıdığı mana şudur. Eğer bir bucakta bir öldürme olayı vuku buluyorsa o olayla tüm insanlık ilgilenmelidir.

Bu anlamda ve hakemler kararı ile olmak şartıyla bir ülkede ve özellikle Filistin’de cereyan eden olay sadece Filistin olayı değildir. PKK olayı sadece Türkiye olayı değildir. Bir yerde bir adam ölüyorsa bütün insanlığın oraya müdahale etme yetkisi vardır.

Ne var ki bu müdahale yetkisi petrol çıkarları gereği olmamalıdır.

İnsanlık için tek çözüm vardır, “hakemlik sistemi”. Türkiye yüze yakın vilayete ayrılmalı, her vilayet kendi iç güvenliğini kendisi sağlamalıdır. Herkes hakem kararlarına uymalıdır. Hakem kararlarına uymayan suçludur.

Biz diyoruz ki, Türkiye hepimizindir. Doğudaki halkın direnmesi halkın kendi iradesi değildir. Baskı uygulanmaktadır. Başbakan esnaf için ‘kepenkleri kapattılar’ diyor, ‘korkuttular’ diyor. İşte, sorun zaten odur. Başbakanın Hakkâri’de işi nedir? Hakkârililer milletvekillerini seçer ve gönderirler. Başbakan Ankara’da onlardan güvenoyu ister. Oysa şimdiki uygulamada parti başkanlarının atadığı adaylar meclise gelmektedir. Bugün en gerçek seçim bağımsız adayların seçimidir, çünkü onları halk doğrudan seçmektedir.

(Devamı var.)