Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet-208

Abone Ol

‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…

***

“İnniyüriydü en tebüebiismiy / Ben senin benim ism'imi (günahımı) bev etmeni (yüklenmeni) irade ediyorum.” (Maide 29)

Burada anlatılandan kıyasla şu sonuca varırız. Allah bunu neden yapmaktadır? Çünkü kardeşin onu öldürmesine Allah izin vermiştir. Ahirette onu mükâfatlandıracaktır.

İnsanın hasta olması da böyledir. Günahlarına kefarettir. Ahirette derecesinin yükselmesine sebeptir. O halde musibetlere sabretmek, hatta sevinmek gerekir. Bu sayede ahirette yapamadığınız ibadetlerin sevabına sahip olunacaktır.

“(Ve ism’ike / Ve senin ism’ini (günahını)”

Sovyetler’i düşünelim. İnsanlığın en büyük zulmünü yapmış, insanların bütün mallarını mülklerini zorla ellerinden almıştır. İnsanları zorla çalıştırmıştır. İbadetleri yasaklamıştır. Karı kocayı birbirine düşman etmiştir. Kırk milyona yakın insanı katletmiştir.

İşte, zulmedenler zulme uğrayanların günahlarını da yüklenmişlerdir. Ahirete vardığımızda Sovyetler’deki cennettekiler Türkiye’dekilerden fazla olabilir.

Bu ayetin bize teyiden öğrettikleri, bir devletin içinde iken kardeşin seni öldürse de sen onu öldürmeye kalkışmazsan büyük sevap almış olursun. Yapacağın iş oradan kaçmak, hicret etmektir. Bu teslimiyeti Hazreti İsa bütün insanlardan istemiştir. Kur’an’da, hicret edip ayrı topluluk oluşturduktan sonra savaşmak ise en büyük ibadet sayılmıştır. Çünkü orada kendi zulmün için savaşmıyorsun, insanlığa zulmedilmemesi için savaşıyorsun.

“Fe tekûnemineshabi’n-nâri / Nâr ashabından olasın.”

“Ben öyle murat ediyorum ki sen nâr ashabından olasın.”

Buradaki “Fa” harfi sebep-sonuç ilişkisi içindir. Ben sana karşı elimi uzatmıyorum ki sen o sebeple ahirette nâr ashabından olasın. “Ben cennet ehli olayım” demiyor da “sen cehennem ehli olasın” diyor. Kötü kardeşten o da bıkmıştır.

Bazı mümin kardeşlerim ‘Ben Karagülle ile cennette bile beraber olmak istemem’ demişlerdir! Onlarla herhangi bir ilişkim olmamıştır. Görüşmüş ve konuşmuş bile değilim. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış gibi bir durum. Ben dağ değilim ama temsilde hata olmaz. Cennet çok geniştir. Uzay kadar geniş olduğunu Kur’an bildiriyor. Hiç üzülmesinler, ben onların oradaki semtlerine gidip rahatsız etmem. Ben onlarla cennette olmayı isterim. Çünkü onlar bunu benim dalalette olduğumu sanarak söylemişlerdir.

İşte, maktul kardeş kardeşiyle cennette bile olmayı istememektedir.

Zaten azaba uğrayasın demiyor, nâr ashabından olasın diyor.

Bizim anlayışımıza göre cehennem insanların cinleşmeleri yani ateşe dayanıklı hale gelmeleridir. Nasıl yaranız önce acır ama sonra alışırsınız, acımazsa; bunun gibi, cehenneme de insanlar alışacak, ondan sonra onlara orası çok zor olmayacaktır. Cennet ashabı cennetlik olacak, cehennem ashabı da cehennemlik olacaktır. Nasıl canlılarda dünyada seleksiyon varsa, insanlar arasında da böyle seçilme olacaktır. İyiler bir tarafa, kötüler bir tarafa gidecek ama her iki taraf da varlıklarını sürdüreceklerdir.

Bu dünyada da iki halk var.

Biri dünyanın halkıdır; insanlar böyledir.

Güneşlerin, yıldızların halkı var; bunlar da cinlerdir.

Cinlerin ve insanların iyileri cennete, kötüleri cehenneme gideceklerdir.

Şeytan ateşten yaratılmıştır; salih amellerle melekleşmeye başlamıştı ama cennete gidecekken tekrar oraya yani ateşe düşmüştür.

İnsan nasıl cehennemlik olacak, cin nasıl cennetlik olacak?

(Devamı var.)