Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet – 200

Abone Ol

‘Sosyal Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz de bu yazılarda uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

***

“Nebee ibney âdeme / Adem’in iki oğlunu onlara anlat” (Maide 27)

Âdem” insan anlamındadır. Dolayısıyla burada kastedilen ilk insan Âdem değil de İsrailoğullarından iki kişidir diyenler var; bu da kabul edilebilir.

İki Âdem oğlu” dediğimiz zaman iki insanı kastetmiş oluruz.

Ben birinci manayı tercih ediyorum.

Âdem” siyah deri demektir. İlk insanın zenci yani siyah derili olduğu bugün ilmen sabit olmuştur. Şöyle ki, insanın renklerini düzenleyen altı tane gen vardır. Siyah derililerde renklerin bütün genleri bulunmaktadır. Oysa beyaz renklilerde bazı renk genleri mutasyona uğramış, onunla beyaz tenli olmuştur. Yani beyaz renkli anne babadan siyahın genlerini taşımıyorlarsa siyah insan oluşamaz ama siyah renklinin genini tahrip etsek beyaz renkli oluşabilir. Böylece biyoloji ilmi “Âdem” kelimesi ile bildirilen bilgiyi teyit etmektedir. Ayrıca DNA izleri ile Hazreti Âdem’in yaratıldığı yer ve zaman tespit edilmektedir. Beyaz insanın ortaya çıktığı yerler ve zaman da artık bilinmektedir.

Bizim varsayımımız şudur. Yasak meyveyi yemeden önce Âdem’in tüyleri vardı. Yasak meyveyi yiyince DNA’ları mutasyona uğradı, tüyleri döküldü. Bundan önce olan olayda bu çocuklarından öldüren kaçtı ve kuzeye gitti. Neandertal insan budur. Bu nesil daha sonra doğaya uyamadı ve tasfiye oldu. Uzaklara gittiği için de bir daha bu nesil diğerleri ile eşleşemedi. DNA araştırmaları bunun böyle olup olmadığını ortaya çıkaracaktır.

***

“Bi’l-hakki/ Hak ile” (Maide 27)

İki Âdem oğlunun hikâyesi hak ile nasıl anlatılacak?

Diğerlerinde, mesela Felak Sûresi’nde “kul bi’l-hakki” denmemiş de burada neden “bi’l-hakki” denmiş, ne vurgulanmak istenmiştir?

Buradaki “Bi” hâl olarak değildir, sebebiyet anlamındadır. Hâl olarak anlat değil de hakkı açıklamak için anlat. Neden kısas olduğunu anlatmak için anlat. Yani kısasın hakikatlerden dolayı olduğunu anlat denmektedir.

Burada bize bir şey daha emredilmektedir; biz tebliğimizi yaparken sadece Allah emrediyor diye yetinmeyeceğiz, tebliğimizin hikmetlerini de anlatacağız.

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre dinî hissiyata dayalı parti kurmak yasaktır, kurulursa kapatılır. Oysa dinî fikriyat üzerine bir İslâm partisi kurmak yasak değildir. Siz eğer partinizi dinî hissiyat üzerinde kurarsanız kapatılır ama dinî fikriyat üzerinde kurarsanız kapatılmaz, kanunen kapatılamaz.

Örnek verelim. Kısası savunursunuz, hikmetlerini anlatarak savunursunuz. Bu yasak değildir. Kur’an’da böyledir diyebilirsiniz. Ama Kur’an’da böyledir, bizim onu kabulden başka çaremiz yok, yoksa cehenneme gideriz derseniz, bu suçtur ve partiniz kapanır.

Buna karşı şu itirazı yapabilirsiniz. Biz her şeyin hikmetini bilemeyiz, dolayısıyla Allah emretmişse yapmalıyız. Hikmetini izah edemediğiniz bir şeye siz uyarsınız, onunla amel edersiniz ama bilmediğiniz şeye başkalarını davet edemezsiniz. Yani ona dayanarak parti kuramazsınız. Siz kendiniz uyarsınız. Hele sizin tabi olduğunuz mezhepte olmayanlar zaten sizin içtihatlarınızla amel edemezler.

Hukka” kelimesi develere verilen yemin kovasına denir. Her yem vakti bir dolu kova verilir. Kova dolu ise “hak” denir, boş ise “batın” denir. Devenin payına “hak” dendiği gibi insanların payına da “hak” denir. “Hak düzen” demek, herkesin hakkını alması demektir. Katilin yani haksız yere adam öldürenin kısasen katledilmesi de haktır.

(Devamı var)