KUR’AN VE İLİM 888. Hafta Seminerinden…

Abone Ol

KUR’AN VE İLİM Seminerlerimizin 888. Haftasına bugün (12.11.2016) ulaştık… 

NAHL SURESİ üzerinde çalışıyoruz 20 haftadan beri, bu hafta 93-97. ayetlerdeyiz… 

96. ayet değerlendirme ve yorumlarımızda, günümüze ve geleceğe ışık tutan bir bölüm var; 16 sayfalık bu haftaki çalışmamızın 11. Sayfasından bir bölümü aktarıyorum: “İnsanlar bugün ürettiklerini kendileri tüketmezler, başkalarına devrederler ama başkaları bugünkü nesil değildir. Bugün üretilenler belki yüz sene sonra tüketilecektir. Nitekim o üreticilerin kendileri de geçmiştekilerin ürettiklerini tüketirler. Benim şimdi kullandığım bilgisayarın üretimine 60 bin sene evvel başlanmış, son montajı yapanlar bile bugün sağ olmayabilir. Onların yani o montajı yapanların üretmedeki payı binde bir bile değildir. O halde kişilerdeki malların değeri nerde ise sıfırdır. Mübadele döneminde satılmayan malların değeri sıfırdır. Domates üreten için değeri en çok bir yıl sürebilir. Ondan sonra yine sıfırdır. Ortak ambara verdiğimizde onun değeri kıyamete kadar sürer. Ambara koyduğun mal karşılığı aldığınız ‘belge’ artık kıyamete kadar bakidir. Diyelim ki ambara on kilo patates verdiniz ve ‘belge’ aldınız. Siz onu satmadınız, oğlunuza miras bıraktığınız, bin sene sonra torununuzun torunları insanlığa başvuracak ve on kilo patateslerini alabileceklerdir. Çünkü on kilo patatesiniz insanlığın dayanışması içindedir.

Bu ayet bize ‘dayanışma ortaklığı’nın insanlığa kadar yükselmesi gerektiğini ifade ettiği gibi; bir dayanışma ortaklığı devreden çıkarsa onun yükümlülüklerini diğer dayanışma ortaklıkları yüklenmelidir. Böylece benim bir bucak ambarına verdiğim mal tüm insanlığın kıyamete kadar dayanışmasına verilmiş olacaktır. Başka bir ifadesi de şöyledir; uygarlıklarda kesintiler olmayacaktır, dayanışmaların hepsi ortadan kalkmayacaktır. 

Çalışanlar ücret almaktadırlar. Ücretleri üretilen üründen paydır. Aldıkları ücret o gün kullandıkları bir şey değildir. Yani çorap dokuyan kadın çorap dokumaktadır ama bu dokumanın ecrini o anda elde edememektedir. Çorabı ambara vermekte ve çorabı konsinye olarak satmaktadır. Yani satışa çıkarmakta ama satışta parasını almaktadır. Veresiye satış yoktur ama konsinye satış vardır. Faiz yoktur ama faiz farkı vardır. Bugünkü ekonomi sistemi ise faiz parasına ve veresiye satışlara dayanmaktadır, peşin ödemeli siparişe yani ‘selem sistemine’ ve ‘konsinye satışlara’ dayanmamaktadır. Tüccar peşin para öder, sipariş verir, elde ettiği malı konsinye olarak satar. Sipariş veren beklediği için sabretmektedir. Veresiye satan peşin para aldığı için sabretmemektedir. Ama bunların karşılığı daha fazlası olmaktadır. Peşin ödeme yaparak sipariş veren sabrettiği gibi konsinye satan da sabretmektedir.

Ayette, ‘Amel ettiklerine karşılık’ diyerek, aracının değil de üreticinin sabretmesi gerektiğini ifade etmektedir. Tüccar üreticiden konsinye alır ve konsinye satar. Tüccar sermayesine para kazandıramaz. Yine tüketici sipariş verir ve peşin öder, tüccara kredi verilmez; kredi üreticiye ve tüketiciye verilir, tüccar onların kredilerinden yararlanır. Yani tüccar sipariş alır, sipariş verir ve kâr eder. Siparişi tüketiciden alır, parasını da peşin alır. Çünkü kredi halka verilmiştir (tüketim kredisi). Halk sipariş verir, peşin parayı öder. Üretici tüccara mal kredisini verir, satınca parasını tahsil eder, satamazsa iade eder. / Bugün ise tam tersine kredi tüccara verilmekte, tüccar para vererek sipariş vermekte, elde ettiği malını da veresiye satmaktadır. / Ticari kredi yoktur. Tüccar komisyoncu gibidir. Sipariş aldıklarını sipariş verir. Konsinye satışları alır, konsinye satış olarak verir.”

15-16. sayfalarda birkaç cümle ile bitireyim: “Kur’an ise krediyi çalışan kimselere yani halka vermekte, dolayısıyla halkı hâkim kılmaktadır. Kadın erkek olarak kredi hakkına sahiptirler, hükmeden de halktır. Bu sebeple diyoruz ki; demokrasi sadece ve sadece içtihat sistemini kabul eden ve halka kredi veren İslâm düzeninde vardır ve yalnız İslâm düzeninde vardır. / İslâm düzeninde kişinin çalışıp kazanma dışında bir derdi yoktur. / İş bulamazsam derdi yok. / Malı satamazsam derdi yok. / Senedi ödeyemezsem derdi yok. / Hasta olursam ne yapacağım derdi yok. / Çalışacak, kazanacak ve yaşayacak. Çocuklar yetiştirecek, çocuklara işyerleri ve lojmanlar bırakacak, artırdıkları zamanlarda da ilim yapacak. / İşte ‘tayyib hayat’ budur ve bu hayat cennet hayatına doğru atılan adımdır...” Ve’s-selâm…