` 13,7 milyar yıl önce bu kâinat yaratıldı ama öyle
yaratıldı ki şeye verilen görev ve kabiliyet sayesinde bugünkü uygarlık var,
bugünkü insanlık var... (s.3)
` Kâinat insan için yaratılmıştır, insanın ondan
yararlanması gerekmektedir. Sadece tek insanın değil de insanlığın yararlanması
gerekmektedir. Onun için kâinatın insanın anlayacağı ve ondan yararlanacağı
şekilde olması gerekmektedir... / İnsan beyni kâinatı tüm olarak kavrayacak
şekilde var edilmiştir. Bu da âyetlerin tafsili ile mümkündür... (s.4)
` Bu sebepledir ki burada Li Ta lemû / Bilesiniz diye
denmektedir. Kâinatın yaratılışında iki hikmet arayacağız. Canlılar için ne
gerekiyorsa, onların ihtiyaçlarını gideren her şeyi Allah halk etmiştir, ayrıca
insana ne gerekiyorsa onları da halk etmiştir. Kur an bu hususu işaret ederek
insanın buna göre şükrünü eda etmesi gerektiğini ifade etmektedir. (s.7)
` Hesap yapma bu işlemleri yapma demektir. Bu da dizi
sayesinde sağlanmaktadır. Bu hesaplama sayesinde insanlar canlıları
görebilmekte, duyabilmekte, tanıyabilmektedirler. / İnsanların genetiği de
DNA ların dizisinden oluşmaktadır. O da sayı dizisi gibidir. Bilgisayarın
hesapları da öyledir. Canlılar tüm hareketlerini ve yaşayışlarını hesapla
yaparlar ama onlar hesaplamayı bilmezler. İnsanlar ise nasıl hesaplandığını
bilmektedirler. Bu sayededir ki göremedikleri parçaların büyüklüğünü bilmekte,
varamadıkları yerlerde ölçmeler yapabilmektedirler. Böylece insan Allah ın
yaptıklarını kavramış bir varlıktır, Allah ın büyüklüğünü gören varlıktır. /
İnsanın cisim olarak ne kadar küçük olduğunu bilmek için galaksilerdeki yıldız
sayılarını bilmek yeterlidir. Ne var ki o yıldızlardan hiçbiri, o galaksilerden
hiçbiri kendi varlığından haberdar değildir, hesap yapamamaktadır. Hesap
içindedirler ama hesaptan haberleri yoktur, oysa insan sayabilmektedir, insan
hesap yapabilmektedir. / Evet, insan hesap yapabilmektedir. / İnsan da sayıyı
ve hesabı Ay ve Güneş in hareketleri sayesinde öğrenmiştir. (s.8)
` Burada bahsedilen âyetleri anlamak için 1400 sene
geçmesi, müsbet ilimlerin öğrenilmesi, Arapça dilinin kaidelerinin ortaya
konması gerekirdi. Bu sebeple bu âyetleri anlayacak bir kavme işaret
etmektedir / Kâinatın sırları 20. yüzyılda çözülmüştür. DNA ların keşfi,
bilgisayardaki 0 ve 1 in keşfi, Matematikte ihtimaliyat hesaplarının bulunması,
dalga fonksiyonlarının keşfi, schrödinger denklemleri günümüzü
aydınlatmıştır... / Batılılar kâinat âyetlerini iyi bilmektedirler. Doğulular
da kitaplarda kalmış olsa bile Kur an âyetlerini iyi bilmektedirler. Ama
ikisini birlikte bilen ve anlayan, tesbit edebildiğimiz kadarıyla, yalnız
Akevler Adil Düzen Çalışanlarıdır. / Demek ki bu kavim sizsiniz. Siz bugün bir
aşiret/ocak seviyesindesiniz. Sizin yarın bu iki ilmi bilen bir kavim
olacağınıza dair tereddüdüm yoktur. / Bu sebepledir ki dışarıdaki olaylar bizi
hiç ilgilendirmiyor. Sadece Allah ın haber verdiği Adil Düzen e gidişe doğru
adım atılınca imanımız daha da artmaktadır. Hamd olsun. (s.10)
` İnsan beyni zıtlar arasındaki dengeye bir türlü akıl
erdirememektedir. İnsan hastalığın olmasını istemiyor, kışın olmasını
istemiyor, karanlığın olmasını istemiyor. Bunun için elektrik denen ışığı icat
etmiş ve gecesini gündüz yapmıştır. Bunu kendisi için kazanç kabul etmektedir.
/ Hâlbuki yollardaki lambalar oralardaki bitkileri rahatsız etmektedir,
oralarda yaşayan hayvanları rahatsız etmektedir. İnsanlar zamanla
zehirlenmektedir. Belki birkaç asır sonra gece-gündüz aydınlık içinde olmanın
zararlılığı görülecektir. / Yazın uzun mesai, kışın kısa mesai yapma insanın
doğası gereğidir. / Uzun geceleri ev sohbetlerine ve mescit derslerine ayırmak
insanın hem fikrî hem bedenî sağlığı için gereklidir diyorum. / İstikrar iyi
bir şeydir ama iktidarların değişmemesi topluluğu çökertir. Topluluklarda
yaz-kış olmalıdır, gece-gündüz olmalıdır. Leyl ve neharın ihtilafı rahmettir.
Bugün doğal besin problemi bilinmektedir. Naylon gömlekler çıktığı zaman herkes
lüks gömlekler olduğunu sanmıştır ama sonra zararlılığı anlaşıldığı için
vazgeçildi. / Bugün doğal ürünlerin yararlılığı çok iyi bilinmektedir ama hâlâ
sabahleyin 10 a kadar yatıyoruz. Geceleyin 12 ye kadar çalışıyoruz. Hayır,
böyle olmayacak. Fecirde kalkılacak. Güneş in ilk ışıkları ile işe gidilecek.
Kışları tek mesai yapılacak, 6 saat sonra tatil edilecek. Yazları ise yine
sabah kalkılacak, Güneş in doğması ile işe gidilecek ve öğleyin tatil edilip
ara verilecek... (s.11-12)
` İnsan dediğimizvarlık kendisi yine kendisi için kural koyar, sonra ona uymak zorundadır.
Sözleşme yapar, sonra sözleşmenin emrine girer. Başkanını seçer, sonra ona
itaat eder. Hakemini atar ve sonra onun kararlarına uyar... / Topluluğun
geliştirdiği kurallar da böyledir. Her kural bir âyettir, bize nasıl hareket edeceğimizi
anlatır. Birliğin sağlanması için kurallar Kur an dan istidlâl edilerek
konmalıdır. Ama farklılık olması, her topluluğun ayrı varlık olması için de her
topluluk Kur an dan kendi anladığına göre kurallar koymalıdır. Yani dört delile
dayanarak içtihat yapmalı ama herkes kendi içtihadı ile hareket etmelidir. Dört
delile dayanma birliği sağlar. İçtihat da farklılığı ve özgürlüğü sağlar.
Birlik içinde farklılık olur, denge olur... (s.13)