`İslâm fıkhı illetlere ve hikmetlere dayanır. İlletler
hükümlerin sebeplerini ortaya koyarlar. O illet varsa o hüküm verilir.
Hikmetler ise hükümlerde beklenen sonuç ve gayeyi ortaya koyarlar. Bir hükmün
sübutu için hikmetler yeterli değildir. Hüküm illetlere göre sabit olur. Hükmün
gereği hikmetler ortaya çıkar; illet, fiilin sübutu, hüküm ve sonunda hikmet.
Hikmete göre hüküm verilmez. Ancak illetlerin tesbiti için hikmetlere ihtiyaç
vardır. Yani illetler hikmetler içindir. Allah burada önce illetleri saydı,
sonra da hikmetlerini sayıyor. Böylece fıkhın temel kaidesini de öğretiyor...
(s.2; devamı 12 sayfalık seminer notlarında)
`Diyelim ki Suriye de iktidar kimyasal silah kullandığı
için savaşa mahkûm edildi. Önce oradaki halkın o iktidarla mücadele etmesi
farzdır. Onlara yardım etmek de ondan sonra mağdur olan komşulara farzdır.
Onlar da mağlup olurlarsa, o zaman büyük güçlere farzdır. Yargıdan savaş izni
çıktıktan sonra, içtekiler savaşmazsa, komşuları savaşmazsa, uzaktakilerin
üzerine savaşma farz değildir; savaşabilirler ama savaşmaları farz değildir.
Demek ki savaşa mahkûm olan bir iktidarı devirip yerine
geçmek ora halkının işidir. Hakemlerin kararı bu şekilde çıkmış olabilir.
Dışarıdaki devletler mâlen yardım edebilirler, fiilen ise oraya asker gönderemezler,
orasını bombalayamazlar. Silah sevk edebilirler. Bu silahın parasını iktidar
olunca ödeyeceklerini taahhüt edebilirler. Irak taki muhalifler Saddam a karşı
yardım edecek ABD ye, Fransa ya, İngiltere ye petrol vaat edebilirlerdi.
Hakemlerin kararı olmadıkça ABD nin Irak a girmesi meşru değildi.
Dışarıdan müdahale ordusu teşkil edildikten sonra hangi
ordunun öncelik görevi ve yetkisi olduğu hususu hakemler kararı ile belirlenir.
Komşularının çözeceği bir sorun ise uluslararası silahlı güç katılamaz. Mâli
destekte bulunabilir... (s.3)
`Bir devletin varlığı savaşı kazanması ile mümkündür.
Almanlar savaşı kaybettiler, Japonlar savaşı kaybettiler ama ABD nin himmeti
ile devlet oldular. Onların devletlikleri sözde devletliktir. Türkiye
Cumhuriyeti Devleti savaşla kurulmuş bir devlettir, sözleşmelerle oluşmuş bir
devlet değildir. Suudi Arabistan bir devlet değildir. Devlet olabilmesi için
savaşı kazanmış olması gerekir. İran devlettir; Irak a karşı yapılan ve sekiz
yıl süren savaşı kazanmıştır.
O halde devlet olmak isteyenlerin bir savaşı kazanmış
olmaları gerekir.
PKK lılar savaşı kazanıp Doğu Anadolu ya hâkim olsalardı
devlet olurlardı. Uzlaşma ile ve dışarıdan yapılan desteklerle devlet olunmaz.
Bugün Irak a çekilmeyi kabul etmekle devlet olma şanslarını kaybetmişlerdir.
PKK lılar savaşı kazanıp Doğu Anadolu da bağımsız devlet kursalardı bile
devletimiz devlet olmaktan çıkmazdı, kalan topraklarda devlet olma özelliğini
korurdu. Bu bakımdan Türkiye güçlüdür. Kangren olmuş eli kesip atabilirsin, kalan
vücut sağlam olarak kalır. Bizim nüfusumuz seksen milyona yaklaşmıştır.
PKK lıların sahip çıktığı kimselerin nüfusu yirmi milyon bile değildir. Bizden
ayrılsalar bile bir devlet kuracak durumda değildirler.
Sömürü sermayesi İran, Irak, Suriye ve Türkiye deki
Kürtleri birleştirip bir devlet kurdurmak, böylece bu devletleri parçalamak
istemektedir. Bu parçalanma Irak ile Suriye ye zarar verebilir, nüfuslarını
otuz milyondan aşağıda bırakır. Ama Türkiye ile İran ın ise bunların nüfusuna
ihtiyacı yoktur. Yani Allah Türkiye ile İran a nusret etmiş ve onları devlet
yapmıştır. Bunun için saldırı savaşına gerek yoktur, savunma savaşları
yeterlidir.
Allah ın bize yardım etmesi için bizim bir şeyler
yapmamız gerekmektedir. Bu sebepledir ki bizim Akevler olarak özel
girişimlerimiz vardır. Önce Ahşap Evler Atölyesi ni oluşturuyoruz. Sonra da
Yüz Müçtehit Yetişme Merkezi ni kuruyoruz. Böylece Allah da bize yardım
ediyor. Siz bir adım atarsanız, Allah size doğru iki adım atar. İlmî
çalışmalarımız da böyledir. İstanbul-Bahçelievler-Yenibosna da aldığımız mesafe
beklediğimizden çok daha ilerdedir. Kıyas yoluyla Allah ın bize bu
çalışmalarımızı emrettiğini kabul etmek durumundayız. Biz sabır ve sebatla
çalışmalara devam etmeli, Adil Düzen işletmelerinde denemeler yapmalıyız. Allah
beklemediğimiz yerden bize yardım edecektir... (s.5)