Kur’an, sünnet ve İslam insanlığın neyi olur?

Abone Ol

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Günümüzde yerkürede yaşayan bütün insanlık, büyük bir bunalım, cehalet ve zillet içerisindedir. İnsanları bunalıma ve zillete mahkûm eden şey ise, yaratılmış oldukları hikmeti unutmuş ve batıl ve cehalet yollarına sapmış olmalarıdır. Yaratılışın hikmetini unutmanın çeşitli yolları vardır ve bütün bu yollar aynı sonucu vermektedir. Batıl ve cehalet yollarına sapmak, isyan, inkâr, şirk, nifak ve zillet içinde yaşamak, unutmanın ve yaratılışı hafife almanın bir neticesidir. Bizim hayatımız ancak dünyadan ibarettir diyenler ile Allah affeder diyerek günah işlemekte ve haram yemede sınır tanımayan gafiller aynı yolun yolcusudurlar. Allah’ı bilip tanıdığı halde gönderdiği hak ve adalet ölçülerine tabi olmayanlar da ilahi gazaba muhatap olurlar.

İnsanlar: ARAF 172: “Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim (Onlar da), “Evet (Rabbimizsin) şahit olduk” dedikleri halde Allah’ı unuttular.

İnsanlar: AHZAP 72: “Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi…” ayetiyle haber verilen yüklerini ve sorumluluklarını unuttular.

İnsanlar: TEVBE 111: “Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler…” ayetiyle bildirilen alış verişi ve cihadı unuttular.

İnsanlar: MAİDE 3: “…Bugün size dininizi kemale erdirdim, böylelikle üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim…” ayetiyle bildirilen kemale erdirilmiş nimetleri, Allah’ın rızası İslam’ı unuttular.

İnsanlar: İNSAN 2-3: “Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona (İslam) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” Ayetleriyle bildirilen imtihanı ve gösterilen Adil Düzen yolunu unuttular.

ALLAH’A KULLUK

İnsana emredilen şey Allah’a kulluktur. BAKARA 21: “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece (cehennem azabından) korunmuş olursunuz.” İnsanlar bugün Allah’a kulluğu unuttular. Unuttukları için zalim şeytanın ve taraftarlarının maskarası oldular.

Allah insanlara; kendisine kullukta bulunmanın esaslarını bir kitap ve peygamber vasıtasıyla bildirmiştir. ALİ İMRAN 138: “Bu (Kur’an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takva sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.” TALAK 11: “(Allah) İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık ayetlerini okuyan bir Peygamber göndermiştir. Kim Allah’a inanır ve faydalı iş yaparsa Allah onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar…”

Allaha kulluk görevi için insanın itibar edeceği iki kaynak; Kur’an ve Sünnettir.

Kulluk Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına uymak ile olur.

Allah, bizim inanmak zorunda olduğumuz tek hak ilahtır, mülk ve iktidarın tek sahibidir, hesap gününün tek hâkimidir.

Kur’an, daha önce insanlara gönderilmiş bütün hak kitapları doğrulayıp bu kitapları içinde cem eden ve günümüze tahrif edilmeden ulaşmış tek hak kitaptır. Kur’an’a inanan bütün kitaplara inanmış, inanmayan ise bütün kitapları inkâr etmiş ve yalanlamış olur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v), bütün peygamberlerin sonuncusudur ve bütün insanlığa gönderilmiştir. Bu peygambere inanmayan, hiçbir peygambere inanmamış sayılır.

İslam, Hz. Âdem’den, peygamberimize, peygamberimizden kıyamete kadar insanlığa bildirilmiş tek hak dindir. İslam her çağda ve zamanda insanlık için tek saadet yoludur. İslam; Âdem’in, Nuh’un, İbrahim’in, Yakub’un, Yusuf’un, Musa’nın, Davud’un, İsa’nın ve de Muhammed’in dinidir. Salat ve selam hepsinin üzerine olsun… Allah’ın bu dine rızası vardır, başka dinlere rızası yoktur. Çünkü bu dinlerin hiçbirisi O’nun dini değildir.

HİLAFET VE SİYASET

İnsan;  Allah tarafından, yeryüzünde bildirdiği hak ve adalet esaslarına göre Adil Bir Düzen kurması için halife kılınmıştır. ENAM 165: “Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur…” Yeryüzünde halife kılınan insan, Kur’an Nizamını kurmak ve yürütmek için sorumluluk üstlenecek ve bu sorumluğun gereği olarak hak hâkim, batıl yok olup gitsin diye cihad edecektir. Emir böyledir. HAC 78: “Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti…” Varlıklar arasında insanın halife seçilmesi Allah yolunda cihad etmesi içindir. Bugün bu görevin unutulmuş olması insanı bu sorumluluktan kurtarmaz.

Bir Müslüman için siyaset; İslam ile insan arasına konulmuş batıl (Faizci AB düzeni, ABD emperyalizmi) engelini ortadan kaldırmak, insan ve toplumu İslam ile buluşturmak için mücadele etmektir. Müslüman bu mücadeleyi iktidar gücünün İslam’ın emrinde ve hizmetinde olması için yapar. İslam’da siyaset, hakkın batıla üstünlüğünü sağlama mücadelesi olarak İLA-İ KELİMETULLAH’ tır. Müslümanın siyaseti, Peygamberlerin ve Allah’ın veli kullarının siyasetidir. Bu anlamıyla siyaset Müslüman bir toplumun duyarsız kalamayacağı bir inanç aksiyonudur. Gerçek şudur ki ülkemizde bu inanışın siyasetini Milli Görüş ve onun tek temsilcisi Saadet Partisi yürütmektedir. Saadet Partisi’ni, AK Partiden, CHP’den, MHP’den, HDP’ den ayıran en öneli özellik, hakkı üstün tutması, Adil Düzen ve İslam Birliği’nin tesis etmek için zillete karşı izzet mücadelesi vermesidir. Bu özelliği ile Saadet Partisi ahirete ve hesap gününe iman eden herkes için mecburi bir istikamettir. Bunu ancak hidayet ve feraset sahibi olanlar anlar. Selam hidayete tabi olanlara…