Yaz tatilinde çocuklar için aktiviteler araştıran ailelerin yanı sıra malum medyamız da bu konuyu yeterince dert edinmekte. Tabiî işin eğitim boyutunu hep görmezden gelerek. Her zaman olduğu gibi yanlı gözlüklerle olaya bakıp, insanları yanlış yönlendirme vazifelerini hiç ihmal etmemekteler. Uzun yaz günlerinde bütün çocuklar deniz kenarlarında tatil yapacak kadar şanslı olmadıkları için kimi köylerinde tarla ve bahçelerinde ama köy çocuklarından çok daha bahtsız grup büyük şehirlerde apartman odalarında mahpus olanlar. Sokak aralarındaki son arsalarda çiçeği, çimeni yolunarak taş ve beton haramilere dönüştüğü için bu muhitlerin çocukları en şanssız grup. Fındığın, kayısının hasadı belki çocuklara ağır gelir, toplama, kurutma, islime verme işleminde büyüklerden daha çok yorulurlar. Ama apartman çocuklarından ne kadar ayrıcalıklıdırlar. Tepelerin rüzgârını, gölün renklerini, toprağın kokusunu yüreklerine nakşeden bu kesim; bedenen ve ruhen çok daha sağlıklıdırlar.
Apartman çocuklarının büyük kısmı yaz tatilini televizyon ve bilgisayar başında geçirmekteler. Kimi aileler uzun yaz günlerini programlayıp, çocuklarını birkaç saatliğine Kur an Kursuna göndermekteler. Fakat medyamız her şeye tahammül etmektedir; en büyük ahlaksızlıkları ballandırarak anlatmaktadır ama konu Kur an Kursu olunca bütün sabrını kaybetmektedir.12 Temmuz tarihli Sabah Gazetesi, bu konu ile ilgili sadece bir günde üç haberi gayet kurnazca dizayn etmiş. Yalçın Bayer in köşesinde :" Kur an Kursları vahim hal aldı" başlığı altındaki yazı malum zihniyetin son asırdır ilkelerinden hiç sapmadığının da bir örneği idi:"İsmini vermek istemeyen bir okurunun, her yıl giderek artan bir şekilde 7.8.9 ve 10 yaşlarındaki küçücük kızların apartman altlarında ve apartman dairelerinde Kur an Kurslarına gittiklerini gözlemlediğini belirterek, şöyle konuşuyor:
"İnsanın dünyayı algılayabileceği en güzel yaşlarında pırıl pırıl beyinlerin çağdışı bilgilerle doldurulduğunu düşünmek insanın içini burkuyor doğrusu. Demokrasinin ve lâikliğin yaşatıldığı, mutlu ve müreffeh bir Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşama özlemi ve kaygısı olan herkesin de bu sorumluluğa sahip olup nerede yaşıyor olursa olsun kendisini görevli görmesi gerektiğini düşünüyorum. Bugün için yürürlükte olan; Cumhuriyeti, laikliği, çağdaş yaşamı koruyan kanun ve yönetmelikleri işletmeyen resmi devlet kurumlarını uyarmak ve harekete geçmelerini sağlamak bir vatandaşlık görevidir.
"Camiler ve gösterilen benzer yerler dışında (apartmanlarda) Kur an Kursu açılması yasa dışıdır. Yasal Kur an Kurslarına ise 12 yaşından küçük çocukların alınması gene yasalar ve yönetmelikler gereği olanaksızdır. Apartman bodrumlarına onlarca küçük çocuğun doldurularak beyinlerinin yıkanması birçok açıdan yasadışıdır."
Görüldüğü gibi sıkıyönetim bildirisi gibi tehdit kokan bu tür yazılara Türk halkı ziyadesi ile aşinadır. Kur an öğretisine "çağdışı bilgiler" diyecek kadar nezaket yoksulu kaba cahilleri artık muhatap bile kabul etmeyip evladının güzel bir geleceğinin olması için Rabbani öğreti ile bilgilenmesine ve zarif Peygamber modeli ile yaşamını kozalamasına büyük önem vermektedir.
Aynı gazete, aynı gün hızını alamamış olmalı ki bir başka haber ile okuyucularını Kur an Kurslarına karşı menfi olarak şartlama geleneğini sürdürmekte: "Hamas usulü yaz okulu". Üçüncü haberse yine psikolojik olarak antipati üretecek tarzda servis yapılmış: "Denize gitmediniz camiye geldiniz, ülke sağlamda". Bu haberin açılımı ise, Bolu da Kur an kurslarına katılan çocuklar için düzenlenen bir toplantıda belediye başkanının öğrencilere yaptığı konuşmadan cımbızlanarak başlığa çekilen kısımdır.
Oysa çocuklar deniz kenarında hem tatil yapabilmeli hem de dinini öğrenebilmeli. Bu konuda Anadolu Gençlik Derneği (AGD) çocuklar için çok güzel yaz kampları düzenlemekte. Yüzme, futbol, basketbol gibi spor etkinliklerinin yanı sıra kız çocukları için el işleri, takı tasarlama, resim boyama gibi sanatsal faaliyetler bulunmakta. Yaşlarına göre çocuklara dini bilgiler ve Kur an-ı Kerim de öğretilmekte. Çocuklarım ve arkadaşlarımın çocukları gittiler bu kurslara ve çok mutlu oldular. Hem tatil yapıp hem dinlerini öğrenmeleri uzun yaz günlerinde aileleri de çocukları da sevindirdi. Zira çocuklar koşup oynayarak da, spor yapıp sağlığını da koruyacak ama asil dinimizi öğrenip ruh asaleti de kazanacak