Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Tevhid, inanan insanların şiarıdır. Allah vardır ve birdir. Allah, ikisi olmayan birdir. ENBİYA 22: “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların izafe ettikleri sıfatlardan münezzehtir, yücedir.” Allah Teâlâ iki, üç veya beş değildir. Allah’ı tevhid dışında tanımlayanlar imandan nasibi olmayanlardır. Kendisinden başka ilah olmayan Allah Teâlâ’nın lüzumsuz, anlamsız, öylesine bir işi olmaz. Allah Teâlâ’nın yaptığı her işin bir hikmeti ve bir de neticesi vardır. Allah Teâlâ, insanların dünya ve ahiret saadetini İslam ile hükme bağlamıştır. Kur’an’ı İslam’ın dayanağı ve peygamberi de uygulayıcısı olarak göndermiştir. İslam’dan başka bir saadet yolu yoktur. Vardır diyenler aldanmıştır. Din ve ahlakı, talim ve terbiyesi, ilmi, iktisadı, ekonomisi, siyaseti, hukuku İslam olmayanın Kur’an ve Sünnet diye bir derdi olmaz. Bir adamın derdi, Kur’an, Sünnet ve İslam değilse, bu kimsenin Allah Teâlâ katında hiçbir değeri olmaz. Allah katında değeri olmayan kimselere değer verenler ise onlar da peşine takıldıkları adam gibi değersiz olurlar. Önemli olan halk nazarında değil, Allah Teâlâ katında değerli ve makbul olabilmektir.
DEĞERLİ VE DEĞERSİZ
Değerli olan Kur’an ve Sünnettir, değersiz olan Batı müktesebatı, AB kıstaslarıdır.
Değerli olan Kur’an ahlakıdır, değersiz olan AB ahlakıdır.
Değerli olan Kur’an ve Sünnet eğitimidir, değersiz olan materyalist eğitimdir.
Değerli olan Adil Ekonomik Düzendir, değersiz olan faizci kapitalist nizamdır.
Değerli olan adil siyaset ve hukukudur, değersiz olan Batı’nın zalim siyaseti ve hukukudur.
Değerli olan İslam Birliği’dir, değersiz olan Avrupa Birliği’dir.
Değerli olan İslam kardeşliğidir, değersiz olan Batı’nın çıkara dayanan menfaat birlikteliğidir.
Değerli olan iman ve cihaddır, değersiz olan çıkar için çatışmaktır.
Değerli olan hak üzere olmak, değersiz olan batıla koşan kalabalıklar arasında bulunmaktır.
Değerli olan Milli Görüş’ün şuurlu bir neferi olmaktır, değersiz olan Batı’nın ve Siyonizm’in hizmetkârı zavallı bir köle olmaktır.
Değerli olan emektir, alın teridir, değersiz olan faizdir, kumardır, rüşvet ve israftır.
Değerli olan helallerdir, değersiz olan haramlardır.
Değerli olan istikamettir, değersiz olan batıla doğru yol almaktır.
Değerli olan Allah’ın rızasıdır, değersiz olan şeytanın, Batı’nın ve Siyonizm’in rızasıdır.
Değerli olan hesap gününe inanmaktır, değersiz olan hesap gününü unutup dünyacı olmaktır.
Değerli olan hakkı hak olarak bilmek, değersiz olan hak ile batılı birbirine karıştırmaktır.
Değerli olan Milli Görüş’tür, değersiz olan ABD, AB ve İsrail ile stratejik ortaklığa dayanan işbirlikçiliktir.
Değerli olan Saadet Partisi’dir, değersiz olan işbirlikçi diğerleri partileridir.
Bu gerçeği ancak, aklını Kur’an ve Sünnet ile çalıştıranlar idrak edebilirler.
NEFİS MUHASEBESİ
Nefis muhasebesi; hesaba çekilmeden önce herkesin başkasını değil, kendisini hesaba çekmesidir. Kendi nefsini unutup başkalarını sorgulayan kimse, hiçbir zaman saadete eremez.
Kişi kendi nefsine sormalıdır. Ben “Din ve düzen olarak İslam’dan, Kur’an nizamından” yana mıyım? Yoksa Batı’nın ve Siyonizm’in kurduğu “hile rejimi ve faizci köle düzeninden” yana mıyım? Elbette ki Müslüman; “Din ve düzen olarak İslam’dan, Kur’an nizamından” yana olan kimsedir. Bir
Müslüman Batı’nın ve Siyonizm’in kurduğu “hile rejimi ve faizci köle düzeninden” yana olmaz. Çünkü Müslümanlık inanışı buna izin vermez. Nefis muhasebesine bu noktadan başlayan bir kimse; biz “Adil Bir Düzen” kuracağız, “herkesin saadeti için siyaset yapıyoruz, İslam Birliği’ni tesis
edeceğiz” diyen Saadet Partisi ile birlikte olur. Milli Görüş’ün samimi ve şerefli bir üyesi olarak, yürürlükteki faizci zulüm düzeni yerine Adil Bir Düzen’in kurulması için verilen mücadelede yerini alır. Bu kimse, milletimizi batının ve Siyonizm’in birlikte kurduğu Avrupa Birliği’ne taşıyarak yok olması için siyaset yapan işbirlikçi partilerin oyununa gelmez ve bu partilere iltifat etmez.
YENİ BİR DÜNYA
Bugünkü dünya adil temeller üzerine kurulu değildir. Bu durumun değiştirilmesi gerekmektedir. Bunun için başta bölgemiz olmak üzere bütün dünyanın adil temeller üzerinde tekrar yapılandırılması lazım gelmektedir. Bunun için atılması gereken adımlar şunlardır:
a. D-8, dünyanın en aktif kuruluşu haline getirilmelidir.
b. Gelişmekte olan bütün ülkeler D-8 prensipleri etrafında bir anlayış birliği oluşturmalıdır.
c. D-8’ler, G-7’ler ile bir araya gelerek adil bir dünya düzeninin kurulmasını sağlamalıdır.
D-8 kuruluşunun amblemindeki 6 yıldızın anlamı şudur:
1. Savaş değil, barış!
2. Çatışma değil, diyalog!
3. Çifte standart değil, adalet!
4. Üstünlük değil, eşitlik!
5. Sömürü değil, işbirliği!
6. Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi!
Üzüldüğümüz taraf 15 yıldır iktidarda buluna AK Parti, D-8 konusunda müspet hiçbir adım atmamıştır. Atması da beklenmemelidir. ABD ve İsrail’i stratejik müttefik, AB’yi de bir medeniyet projesi olarak benimsemiş bir siyaset anlayışından böyle bir şey beklemek yanlış olur. D-8’lerin
şahlanması ve yeni bir saadet dünyasının kurulması ancak, Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’nin tek başına iktidarını beklemektedir.
REFERANDUM
Türkiye’de referandum üzerinden yürütülen tartışmalarda “EVET” kampanyası yapanların kullandığı dil bizim dilimiz, beslendikleri kaynaklar bizim kaynaklarımız değildir. Bunun için Saadet Partisi bu referandumda kullanılan bu dile ve bu dille netice almaya çalışan zihniyete “HAYIR” demektedir. Kötü söz sahibini vurur. Selam, hidayete tabi olanlara…