Kuran nizamı ve müslümanca duruş

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, dünya ve ahiret saadetimiz için İslam’ı bir

nizam olarak gönderen, hesap gününün sahibi Allah (c.c)’a hamd, muallimimiz,

liderimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya salât ve selam olsun.

Müslümanlar, iman ettikleri esaslarla kendilerini

inkârcılardan ayırırlar. İman, inanılması gereken şeyleri kesin olarak tasdik

etmektir. İmanın iki boyutu vardır: Bunlardan birisi marifet, diğeri de

iradedir. Marifet: Bilmek ve tanımaktır. İrade ise: İstemek, seçmek, dilemek

tercih etmektir. İman, şüphe ve tereddüt götürmez. “La ilahe illallah

Muhammedün Resulüllah” tevhidiyle “amentü” diyen bir kişi, iman esaslarını

kabul ettiği gibi, zaruret-i diniye denilen, inanılması gereken bütün hususlara

da iman eder ve bu maddelerde şüphe etmez. Kitaplara iman, inanç

esaslarındandır. Kur’an-ı Kerim Allah (c.c)’ın gönderdiği son kitaptır. Mümin

olan kimse, Kur’an’ın tamamına iman eder, bir kelimesinden bile şüphe etmez.

Peygamberimiz (s.a.v)den geldiği kesin bütün haberlere, hükümlere, esaslara da

olduğu gibi inanıp kabul eder. Sonra da Kur’an’ı fert, toplum ve düzen olarak

hayatında yaşamaya çalışır. Kur’an ahlakına, ahkâmına, siyaset ve idare

anlayışına tabi olur.

KUR’ÂN: Allah’ın insanlara dünya ve ahiret saadetinin yolunu

göstermek için gönderdiği son hak kitabıdır. O’nu Peygamberimiz (s.a.v), insanlara

tebliğ etmiştir. Kur’an’ı iyice anlayabilmemiz için Peygamberimizi bize en

güzel örnek olarak ihsan eden Allah’tır. Kur’an’ı Peygamberimizin sünnetiyle en

güzel bir şekilde anlama ve yaşama imkânına sahibiz. Sünnet olmadan Kur’an

anlaşılamaz. Rabbimiz buyuruyor: “Bu (Kur’an), Allah’ın izniyle, insanları

karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve hamde layık olan, göklerde ve yerde

olanların sahibi Allah’ın yoluna (İslam’a) çıkarman için sana indirdiğimiz bir

kitaptır.” (İbrahim: 2) Kur’an bir hüküm kitabıdır ve insanlar arasında O’nun

tamamıyla hükmedilir. “O halde Allah’ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet.

Allah’ın sana indirdiği Kur’an’ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın.

Onların heveslerine uyma. Eğer yüz çevirirlerse bil ki Allah, bir kısım

günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten

fasıktırlar.” (Maide: 49)

Kur’an bir hayat kitabıdır. Kur’an’da: 1-Bütün ilimlerin

temel esasları, 2- Kâinatın yaratılış sırları, 3- Dünya saadetinin esasları, 4-

Ahiret saadetinin esasları, 5- Cihad farzının esasları vardır. Kur’an’a

bağlanan, hayatını O’na göre tanzim eden fert ve toplumlar saadet bulurlar.

O’ndan ayrılan fert ve toplumlar ise belasını bulurlar. Rabbimiz buyuruyor: “

Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip onu az bir paha ile değişenler

yok mu, işte onların yiyip de karınlarına doldurdukları, ateşten başka bir şey

değildir. Kıyamet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize

çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır. Onlar doğru yol

karşılığında sapıklığı, mağfirete bedel olarak da azabı satın almış

kimselerdir. Onlar ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!” (Bakara: 174-175)

NİZÂM: Düzen ve sistem anlamında kullanılan bir mefhumdur.

Nizam; ferdin Allah, toplum ve yöneticiler, yöneticilerin de fert ve toplumla

münasebetlerini tanzim eden esaslar bütünüdür. Allah her şeyi bir düzen

içersinde yaratmıştır. Rabbimiz buyuruyor: “Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O

bir çocuk edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim

ve düzen vermiştir.” (Furkan: 2)

KUR’AN NİZAMI

Kur’an insanların; 1- Din ve ahlakını, 2- İlmini, talim ve

terbiyesini, 3- İktisad ve ekonomisini, sosyal hayatını, 4- Siyaset, idare ve

hukukunu tanzim etmiş ve düzene koymuştur. Kur’an insanın her şeyine karışır ve

düzene koyar. Kur’an’ın insan hayatı ile ilgili olarak ortaya koyduğu

düzenlemelere Kur’an Nizamı diyoruz. Bu nizamın sahibi Allah’tır. Allah kurduğu

nizamda da mükemmeldir. İnsanların bu nizama tabi olmaları aklın, inancın ve

ilmin gereğidir. Rabbimiz buyuruyor: (Ey insanlar) Rabbinizden size indirilene

(Kur’an’a) uyun. O’nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar

da az öğüt alıyorsunuz! (Araf: 3)

Bu nizamın örneği ve yürütücüsü olarak Allah Peygamberimizi

görevlendirmiştir. “Sonra da (Ey Resulüm) seni din konusunda bir şeriat sahibi

kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine, hevâ ve heveslerine uyma.”

(Casiye: 18) Peygamberimiz ve ashabı bize her bakımdan Kur’an Nizamı için

mükemmel bir örnektir. Rabbimiz buyuruyor: “Andolsun! Allah’ı ve ahireti uman

ve Allah’ı çokca zikredenler için Allah’ın Resulünde en güzel örnek vardır.”

(Ahzab: 21)

Rabbimizin lüzumsuz işi olmaz. O bize -haşa- İslam’ı,

Kur’an’ı, Peygamberimizi iş olsun diye göndermemiştir. Rabbimiz bunları bize

rahmetinden, şefkatinden dolayı göndermiştir. İnsanlar, can emniyetlerini, akıl

emniyetlerini, nesil emniyetlerini, inanç ve fikir emniyetlerini, mülkiyet

edinme emniyetlerini ancak İslam ile teminat altına alabilirler. Günümüz

toplumlarının çektiği bütün sıkıntıların temelinde Kur’an ve Sünnete dayanan

adil bir nizamın olmayışı bulunmaktadır. Allah’ın iradesine rağmen insanlar

yeryüzünde saadet bulamazlar. Rabbimiz buyuruyor: “Dini (Şeriatı) ayakta tutun

ve onda ayrılığa düşmeyin” diye Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi,

İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi, Allah size de şeriat kıldı.

Fakat kendilerini çağırdığın bu (şeriat), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi.

Allah dilediğini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola

iletir.” (Şura: 13)

Kur’an Nizamından kâfir, müşrik, münafık, fasık ve facir

olanlar hoşlanmazlar. Rabbimiz buyuruyor: “Allah’a karşı yalan uyduran yahut

kendisine hak gelmişken onu yalan sayandan daha zalimi kimdir Cehennemde

kâfirlere yer mi yok!” (Ankebut: 68)

MÜSLÜMANCA DURUŞ

Müslüman Allah ve Resulünün emirlerine teslim olmuş

kimsedir. Müslüman Kur’an nizamına, İslam’a bağlıdır ve ila-i kelimetullah için

cihad eder. Müslüman liberalizmi, kapitalizmi, komonizmi, batı müktesebatına

dayanan bir düzeni, batılıların anladığı manada yenidünya düzeni demokrasisini,

medeniyetler ittifakını, ılımlı İslam’ı, dinler arası diyaloğu İslam’ı,

Kur’anı, Sünneti biliyor ve bunlara tabi oluyor olduğu halde benimseyemez ve bu

zihniyet ve hareketlerle birlikte olamaz. Rabbimiz buyuruyor: “Ey iman edenler!

Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin.

Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten

inanıyorsanız onu Allah’a ve Resul’e götürün (onların talimatına göre

halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa:59)

Müslüman ilahi ahkâmın yürütmenin sorumlusudur. Bu

sorumluluktan kaçan insan, ilahi gazabın muhatabı olacağını unutmamalıdır.

Rabbimiz buyuruyor: “…Şu halde İnsanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi

az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile

hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir… Kim Allah’ın indirdiği ile

hükmetmezse işte onlar zalimlerdir… Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte

onlar fasıklardır. Sana da (Ya Muhammed), daha önceki kitabı doğrulamak ve onu

korumak üzere hak olarak Kitab’ı (Kur’an’ı) gönderdik. Artık aralarında

Allah’ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına

(Kanunlarına) uyma…” (Maide: 44-45-47-48)

Müslüman İslam’ı ve müminleri bırakıp kâfirlerin arkasından

gitmez. “Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu

yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden

gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı

(gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır.(Ali İmran: 28)

Müslüman kâfirlerin aldatıcı beyanlarına da aldanmaz.

“Kâfirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz

yüklenelim, derler. Hâlbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir.

Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.” (Ankebut: 12)

Müslüman Yahudi ve Hıristiyanların da arkasından gitmez.

“(Yahudiler ve Hıristiyanlar Müslümanlara:) Yahudi ya da Hıristiyan olun ki,

doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanif olan İbrahim’in dinine

uyarız. O, müşriklerden değildi.” (Bakara: 135)

Müslüman münafık olanların da arkasından gitmez. “Kâfirlere

ve münafıklara boyun eğme. Onların eziyetlerine aldırma. Allah’a güvenip dayan,

vekil ve destek olarak Allah yeter.” (Ahzap: 48)

Müslüman İslam’ı bir hayat nizamı olarak görüp hâkimiyeti

için cihad eden sadıklarla beraber olur. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve

sadıklarla beraber olun.” (Tevbe: 119)

Günümüzde İbrahim (a.s)’in hanif olan milleti MİLLİ

GÖRÜŞ’tür. Sadıklar ise samimi Milli Görüşçülerdir. Milli Görüş mensupları Adil

Düzeni ve Yeni Bir Saadet Dünyasını kurmak için çalışıyorlar. Onlar Allah’ın şu

iltifatına mazhar olabilmenin yolunda bulunuyorlar. “Ey iman edenler! Allah’tan

korkun. O’na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa

eresiniz.” (Maide: 35) vesselam.