Kur'an Müslümanlığı - 4

Abone Ol

3. Kuran da erkek kadından daha erdemli değildir. Bu tesbit hakkındaki değerlendirme, buradaki "erdem"den maksadın ne olduğuna bağlı olarak değişecektir. Eğer aynı ameli işledikleri halde erkeğe kadından daha fazla sevap verildiği anlamında ise bunun herhangi bir dayanağı yoktur. Erkeğin, yaratılıştan gelen ontolojik bir üstünlükle Allah Teala nezdinde kadından daha değerli olduğunu söylemenin durumu da aynıdır.

Şu halde burada erkekle kadın arasında, sorumluluk ve görevler arasındaki farklılıktan kaynaklanan bir derece farklılığı bulunduğunu söylemek durumundayız. Yani erkeğin ailenin nafakasının temini, hukukunun korunması, cihad gibi mükellefiyetlerle muhatap olması dolayısıyla aile içindeki konumunun kadına nazaran daha ağırlıklı olmasıdır söz konusu olan. İbn Abbâs (r.a) ın, 2/el-Bakara, 228. ayetinin tefsiri sadedinde söyledikleri de hemen hemen bu doğrultudadır.1

4. Kur an da mîrac olayı yoktur.

Evet, Kur an da Mîrac hadisesini açık bir delaletle anlatan herhangi bir ayet yoktur. Her ne kadar 53/en-Necm, 8-9 ayetlerinin Mîraca delalet ettiği söylenmiş ise de, delalet açık olmadığı için Kur an da Mîrac hadisesinin sarahaten yer aldığını söyleyemeyiz.

Mîrac hadisesi hadislerle sabit olduğu için el-Fıkhu l-Ekber de İmam Ebû Hanîfe, "Mîrac haberi haktır" şeklinde bir ifade kullanmıştır.

Ulema tarafından İsra yı inkâr eden kimsenin dinden çıkacağı, buna mukabil Mîrac ı inkâr edenin fasık ve bid atçi olacağının söylenmesinin sebebi de budur.2

5. Kur an da kadınların çalıştıkları kendilerinindir.

Evet, Kur an özel mülkiyet bahsinde kadınların hakları bulunduğunu haber vermektedir. Gerek kendi çalışması sonucu elde ettiklerinde, gerekse nafaka, mehir, miras, hibe vs. yoluyla sahip olduklarında kadın tam bir tasarrufu hürriyetine sahiptir. Erkeğin, bu sahada kadının özel mülkiyetine müdahale hakkı yoktur.

6. Farz namazların kazası yoktur, tövbesi vardır.

Bu hüküm, namazın kazası konusunda Kur an da herhangi bir açık delalet bulunmamasından hareketle verilmiştir. Kur an da sarahaten yer almayan herhangi bir mesele hakkında, "Böyle bir şey yoktur; çünkü bu mesele Kur an da yoktur" demek doğru mudur

Kur an da "İslam dini, 6 bin küsur ayetten ibarettir" gibi bir hüküm yer almadığına göre bunun doğru olmadığını söylemek zorundayız. Hatta Kur an, Ümmet-i Muhammed i Sünnet e itaat ve ittibaya çağırdığına, bilmediğimiz konularda bilenlere sormamızı emir buyurduğuna göre, Kur an da açıkça yer almayan hususlarda Sünnet in, Sahabe nin ve ulemanın yol göstericiliğine başvurmak bizim için dinî bir yükümlülüktür.

Şu halde, vaktinde kılınmamış namazlar hakkında nasıl davranmamız gerektiği konusunda Kur an bize sarahaten "şöyle yapın" demediğine göre, Sünnet e başvurmak durumundayız. Sünnet bize vaktinde kılamadığımız namazlarımızı kaza etmemizi emrettiğine göre mesele yok. Uyuya kaldığımız için kaçırdığımız namazları uyandığımız zaman kılmamızı emir buyuran, kendisi de bir sefer esnasında ashabıyla birlikte uyuyakaldığı için kılamadığı sabah namazını güneş doğup bir miktar yükseldikten sonra kılan Efendimiz (s.a.v) elbette bu kavlî ve fiilî sünnetleriyle bize konu hakkında gerekli ve yeterli izahı yapmış olmaktadır. Efendimiz (s.a.v) in Kur an a aykırı bir şey yapması haşa söz konusu olamayacağına göre, vaktinde kılınamayan namazlar konusunda yapılması gereken şeyin de O nun yaptığını yapmak olduğu kendiliğinden taayyun eder.

Devam edecek.

1) İbn Abâs (r.a) ın ifadesi için bkz. el-Kurtubî, el-Câmi , III, 107.

2) Bkz. Ayli el-Karî, Minahu r-Ravdi l-Ezher, 322-3.