Kur'ân mealleri ve hadis kitapları

Abone Ol

Epeyce bir zamandandır her aklına esen İslâm ı anlatmaktan söz ediyor ve bazıları da bu gayretle her şeyi kendi dar idrakine hapsetme eğiliminde görünüyor. Bu konuda ilahiyat tahsili yapmış veya babası-dedesi din âlimi olanların cesareti çok büyük. Bunların verdiği cesaretle, din tahsili görmeyenlerin Kur ân mealleriyle Hadis kitaplarından hüküm çıkararak İslâm ı tebliğ ettiğini duyuyor ve ister istemez şaşkınlığa düşüyoruz. İncil den nakiller yapan, İsa Efendimiz şöyle buyurmuş diyen batılı film kahramanlarına benzer tavırlarla önüne gelene ahkâm kesenlerin garabeti ortada. Öte yandan, kendi dinlerinin kutsal kitabını okumamış, bütün din öğretimi veren okullara karşı çıkarak kendini aydın sanan kalabalıkların gün geçtikçe arttığını gördükçe de ürpermeden edemiyoruz...

Müslümanların içtihat yapmaya kalkmadan elbette Kur ân mealleriyle Hadis tercümeleri okuması gerçekten güzel. Allah ve Peygamber kelâmı okudukça gerçekten insan zihni fevkalâde genişler. İnsan hayatında ummadığı şeylerle karşılaşınca da idrakinin yenilendiği farkedebilir. Kelâmın yüceliği önünde derlenip toparlanma niyetiyle okunursa, "Allah indinde tek din olan İslâm"ın mahiyeti ve insandan bekledikleri öğrenilebileceği gibi, nefsin terbiyesi ve ahlâkın temizlenmesi için gerekli bir arınma da sağlanmış olur. Böylece insan alelâdeliklerden bir süre kurtulup din, dünya, yaratılış, ölüm ve kıyamet hakkında ilâhî kelâmın hikmetlerini düşünür, hayatının anlamını yeniden gözden geçirir, dünya hayatında nelerle sorumlu olduğunu ve "Elestü Bezm"i bir kere daha hatırlar. Kul olmanın bilincini derinliğine duyar. Çünkü Kur ân okunmak için ve Peygamber de bunu yaşayarak örnek olmak maksadıyla gönderilmişlerdir.

Pek çok şeyde Hıristiyanlara benzediğimiz söyleniyor. Allah bizi, hiç değilse imanın şartlarını anlamak konusunda onlara benzetmesin ve Kur ân okurken İncil okuyanların kayıtsızlığına düşürmesin, diye dua edelim ve bunun gereğini çevremizdekilere anlatmaya çalışalım..

Yalnız tatil günlerinde değil, hayatımızın her döneminde Kur ân okumayı, Kur an ın ışığını hayatımızın her safhasına yaymayı ilke edinmeliyiz. Tabii bu alışkanlığı kazanmak da tatillerde kolay.

Kur an mealinde Allah ın muradı

Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Aişe, onun ahlakıyla ilgili soru soranlara, mümin kadınların en âlimi şöyle cevap veriyor: "Siz hiç Kur ân okumuyor musunuz Peygamber i ahlakı Kurân ahlakıdır."

Gerçekten de dikkatle okuduğumuz zaman görürüz ki, Kur ân bize Allah ın mesajı yanında tevhide imanın esaslarıyla Peygamberlerin hayatını ve Peygamberimizin ahlakını anlatıyor. Bu arada bizi fikretmeye, Allah ın ayetlerini düşünmeye de çağırıyor. Bu konuda 400 dan fazla emir ayeti var

Bütün bunlar güzel ve Müslümanların yaygınlaşmasına çalıştıkları hallerdir. Ama sadece meal ve tercüme okuyup da ilâhiyatçılar tarafından "edille-i şer iyye"den sayılan, Kur ân ve Hadis ışığında İslâm ın dünya ve âhiret hakkındaki hükümlerini açıklayan İcmâ-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukahâ yı bir yana bırakarak kendi aklıyla ahkâm çıkarmaya kalkanlar, gerçekten haddi aşmış olurlar. Bu halde İslâm ı anlatmaya kalkmak, Allah ve Peygamber adına jandarma kesilmek en azından gayretkeşliktir.

Peygamber ve sahabesinin hayat hikâyesi okununca, onlar arasındaki münasebetin âdabı açıkça görülüyor. Mekke ve Medine dönemlerinde Peygamberin yanında olanların bu âdaba riayeti hayranlık verir. Canları ve malları ile İslâm a hizmet etmek konusunda Peygambere biat eden insanlar, ellerinde silâhlarıyla savaşa giderken bile ne emir alırlarsa ona uyuyorlardı. Kimse kendiliğinden Allah ve Peygamber adına harekete kalkışamaz. Bu hareket, Peygamber ve sahabesi için bile belli şartları olan bir "memuriyet" konusudur. Kaldı ki bizim hayatımız ve kültürümüz için çok ayrı şartlar var.

Kur ân meallerinde, parantez ve dipnotların çokluğundan şikâyet edenlerle tefsirsiz meal okumanın zararlarından çokça söz edenler, adeta iki zıt kutbu teşkil ediyorlar. Bu noktada, ilk Müslüman Türklerin yaptığı gibi satır arası Kur ân tercümelerine benzer bir şekilde, kelime kelime veya ibareler halinde bize metni çözmeye çalışan meallerin de gerekli olduğu ortadadır. Tıpkı vaizlerin yaptığı gibi, bazan bir kelime, bazan bir ibare halinde metni çözerek okuyucunun meali nasıl oluşturduğunuzu görmesi ve Allah ın muradını anlamaya çalışmak için gayret sarfetmesi gerekli olabilir.  Böylece, ilgilenen herkesin bir ölçüde Kur ân Arapçası öğrenmesi de mümkün olabilir.

Bu yolda hazırlanmış çok fazla kitap olmadığı ortada. Medine Balcı nın yayına hazırladığı, İbrahim Balcı nın da redaksiyonunu yaptığı kitap, Kur ân kursları dışında, konuyla ilgili okuyuculara seslenen ilk kitap durumundadır. Sonraki yıllarda Prof. Süleyman Ateş in de ibareler halinde kendi mealini yayınladığını gördük. Bu kitapların herkes tarafından daha çok faydalanılması ve daha anlaşılır olması için, açıklamaların gramer bilgisini de ihtiva etmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, sonuç itibariyle ilâhî kelâmın mealine ve cümle yapısına nüfuz edebilmek için, bir ölçüde başkaları tarafından kolay anlaşılır gramer bilisiyle tercümeleri gerekir.

"Kudsî hadisler"

Bilindiği gibi Kudsi Hadisler, ilhamı Allah a, ifadesi de Peygamber e ait kabul edilen sözlerdir ve İslâm kültüründe çok önemli bir yere sahiptir. 40 Hadis edebiyatı içinde, ayrı bir kutsi hadis derlemesi olduğu da söylenir. Fakat nedense, adı konmayan bir sünnet düşmanlığı modasının yaygın bir hastalık olduğundan mıdır nedir, artık eskisi kadar özenli hadis kitapları yayınlanmıyor. Neredeyse Peygamberimiz sıradan bir "postacı" görmeye başlayan yoz tiplerin edepsizliği yaygınlaşmaya başladı.

Yıllardan beri bir arada bulamadığım Hadis-i Kudsî metinlerini bir araya getiren kitabı görünce, nasıl sevindim anlatamam. Çünkü böyle bir kitabı yıllarca aramış, olması gerektiğine inanmış, ama bir türlü 40 Kudsi Hadis adlı bir derleme bile bulamamıştım. Fakat bu güzel derlemeyi, hem de Hasan Maden adlı aziz dostum ve meslektaşımın yayınladığından çok sonra haberdar olunca çok sevindim. Okuyup gözden geçirirken de, bu kitabın yeterince tanıtılmadığına esef ettim, hâlâ da üzülüyorum.

Madve Yayınları nın notuna göre: "Elimizdeki eser, "Daru l-Kütübi l İlmiye" tarafından bir heyete hazırlattırılıp 400 tane numaralı hadis içermektedir." Bu derlemeyi Ahmet Varol un tercümesi, eserin orijinal metniyle ortaya koymaktadır. Kütüb-i Sitte diye bilinen güvenilir hadis kitaplarından derlenen bu 400 Kudsî Hadis kitabının baş tarafında, kaynak olarak faydalanılan hadis kitaplarının derleyicileri tanıtılıyor. Ele alınan hadisler kaynaklarıyla verilerek Concordance kaynağı tarafından benimsenen ve dünyada yaygın olan sisteme uygun bir tarzda toplanıyor. Bu hadis derlemesinin diğer hadislerle Kur ân dan farkı ve nasıl tasnif edildiği ayrıca anlatılıyor. Sonra da iman ve ibadetlerimizle, kısaca İslâm kültürü ve ahlâkıyla ilgili hadisler yer alıyor. Tercüme dilinin güzelliği de ayrı bir kazanç.

Böylece 400 kudsi Hadis, kitabın kapağında da belirtildiği gibi "Metin, Mânâ ve Şerh"leriyle bir araya getirilerek, üç aylarda ve Ramazan da Kur ân la birlikte okunacak, dostlarınıza tavsiye veya hediye edilecek bir müstesna eser ortaya konmuş...

Popülist yayınlarla politik kitapların yaygın olduğu bir piyasada böylesi dini kitapların özel ilgi beklediği bellidir. Kitabın yayıncısıyla mütercimini tebrik ederken, hayırlara vesile olmasını dilerim...