Kur'an-ı Kerim şifadır -3-

Abone Ol

Müminler arı gibi olmalı; çalışkan, üretken, düzenli, disiplinli, yararlı... Tembel, üretmeyen, düzensiz, zararlı ve dert/yük olmaktan kaçınmalıyız. Bizim arı gibi üretken, çalışkan, yararlı, temiz, düzenli, disiplinli olmaya ne kadar ihtiyacımız var.

Korona da, her şey de Rabbülalemin’in emrindedir. O (c.c.) her an her şeyde tasarrufta. “Melikin Muktedir”dir. O’nun yaratması, dilemesi, izni, ilmi, haberi olmadan hiçbir şey olmaz. Ne yarar, ne zarar. Ne sağlık ne de hastalık. O (c.c.) zulümden münezzehtir. Rahman’dır...

İlaçlar yasaklanınca, hatta zehir olarak tanıtılabilince biz hastalar nasıl iyi/sağlıklı olabileceğiz? Zararların önlenmesi, değerlerin korunması, ıslahat için haramlar, farzlar vazedilmiştir. Batıl Kur’an’a yaklaşamaz. Eğrisi, yanlışı, çelişkisi, noksanı, fazlası ve benzeri, eşi yoktur. Hem lafzıyla hem de hükümleriyle eşsiz, benzersiz, mucizdir. Ekmel’dir. Eksiksiz, fazlasızdır. Muhkemdir.

Batının reçeteleri/ideolojileri de bünyemize sızdırılan virüsler gibidir. Batıldır, yanlıştır, eksiktir, yararsızdır. Adaleti, mutluluğu sağlamaktan uzaktır. Kaç yüzyıldır deneniyor, ilaç ve çare/çözüm olamadılar. Tam tersine haksızlıkları ve sorunları çoğalttılar. Yüzyıldır aynı reçeteler, ilaçlar deva yerine dert ürettiler. Batı’nın/beşerin reçetelerini çöpe atma zamanı gelmedi mi?

Anlaşılmalıdır ki deva, ilaç, şifa, çözümler (doğru reçete) beşeri/ideolojik değil, ilahidir/semavidir, o da sadece İslam’dır. Bu reçete lütuftur. Ücretsiz. Birileri/İslam düşmanları da semavi çözümü tehdit ve tehlike saymış, öcüleştirmiş/terörize etmiş, yasaklıyor ve savaşıyorlar. Böyle olunca da dertlerimiz giderek çeşitleniyor, çoğalıyor.

İlahi hükümler/şeriat: Rahmet, adalet, maslahat ve hikmettir. Hâkim olan Allah-u Teala’nın bütün sözleri, hükümleri, işleri hikmetlidir. Anlamsız, amaçsız/yararsız, gereksiz olmaktan yücedir, beridir. İnsanların zararının önlenmesi, yararının ve adaletin sağlanması içindir. Şer’i hükümlerin amacı adaletin sağlanması, değerlerin korunması içindir. 

Ya Hak/vahiy temelli/semavi reçeteleri tercih edeceğiz ya da vahyi reddeden akıl (hangi akıl?), heva temelindeki beşeri reçeteleri tercih edeceğiz, ediyoruz... İnananlar bilirler ki, Hak temelli olmayan ilaçların, tedbirlerin yararı değil, zararı vardır. Allah bize şifa vermezse kimse veremez. Yardım etmezse kimse edemez. Allah’a kullukla/itaatle O’ndan yardım isteyebilir, alabiliriz. İsyanla değil. Allah dilemeden ne yarar ne zarar; ne hastalık ne de şifa olamaz. Din korunmadan öteki değerlerimizin korunması mümkün olmaz. Dini örseleyerek sağlık tedbirleri de alamayız. Koronavirüsü İslami yöntemlerle önleyebiliriz. İslam’la oynayarak değil. Namaz, zikir, ilim, zekât vb. farzlar birer koruyucu ve temizleyicidir. Haramlardan uzak durmak da bizi zarardan korur. Camiler, mescitler, zikirler, ilim meclisleri, cemaat bizim sığınaklarımız, koruyucularımız, sigortalarımız, paratonerlerimizdir. Yurtdışındaki muhtaçlara STK’larımızın yaptığı insani yardımlar ile ülkemize sığınan 4 milyon göçmen misafirlerimizin varlığı bizim için daha büyük belalara karşı koruyucu kalkandır kanaatindeyiz. Birer rahmettir. DİB’in genelgesi haramlardan kaçınmaya, istiğfara çağrı mahiyetinde de olabilseydi... Sağlık, bedensel ve ruhsal yönleriyle bir bütündür. Sadece bedenselle ilgili tedbirler yetersizdir. Teşhis doğru olursa, tedavi mümkün olur. Sosyal sorunlar İslamsızlıktan kaynaklanıyor: Günahlarımızdan, zulümden... Yetkililerin korona nedeniyle bizim ruhsal/manevi dünyamızla oynamaya hakları var mı?

“Hepiniz birden tevbe edin ki, kurtulasınız” (Nur/31). Haydi tevbeye, Şifa’ya, Şafi’ye sığınalım. Hem maddeten hem de mânen temizlenelim... Vesselam.