Kur'ân-ı Kerîm nûrdur ve insanlığı nûra çıkarır

Abone Ol

Nitekim: "Doğrusu size ALLAH tan bir nûr ve apaçık bir kitap gelmiştir" (Maide Sûresi: 15) âyet-i kerimesiyle Kur ân-ı Kerîm in nûr özelliğine;

"Bu, insanları Rablerinin izniyle, küfrün karanlıklarından aydınlığa, nûra; o mutlak galip, övgüye layık olan ALLAH ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz Kitaptır" ( İbrahim Sûresi: 1) ve "Sizi karanlıklardan nûra çıkarmak için kulu Muhammed e apaçık âyetler indiren O dur" (Hadid Sûresi: 9) âyet-i kerimesiyle de karanlıklardan nûra çıkarma özelliğine işaret edilmektedir. Nitekim Hz. Ali (R.A.) den rivayete göre ALLAH Resûlü de:

"Kur ân-ı Kerîm apaçık bir nûr, âşikâr bir zikir ve dosdoğru yoldur" (Darimi, Fezailü l-Kur ân: 1, Müslim, İman: 316, Fezailü l- Sahabe: 1) buyurur. Kur ân-ı Kerîm, insanlık tarihinin en büyük inkılâbını gerçekleştirmiş, câhiliyye toplumundan insanlığın mefahiri önderler çıkarmıştır.

İnsanlığa insanlık değerini vermiş ve bugünün yükselen değerleri; eşitlik ve hürriyet ilkelerinin ilk seslendiricisi olmuştur.

Kur an, hem yükseltici, hem de alçaltıcıdır... 

Nafi b. Abdilharis (R.A.) Usfan da Hz. Ömer (R.A.) e rastladı. O sırada Hz. Ömer (R.A.) onu Mekke valisi tayin etmiş idi. Hz. Ömer (R.A.) onu Usfan da görünce ona:

- Mekke halkı başında, yerine kimi vekil bıraktın diye sordu. Nafi (R.A.):

- Onların başında İbn-i Ebza yı kendime vekil bıraktım, diye cevap verdi. Bu kerre Hz. Ömer (R.A.):

- İbn-i Ebza kimdir diye sordu. Nafi (R.A.):

- İbn-i Ebza bizim azadlı kölelerimizdendir, dedi. Hz. Ömer (R.A.):

- Demek sen Mekke halkının başında bir azadlı köleyi vekil bıraktın ha! der. Nafi (R.A.):

- Ama O adam gerçekten ALLAH Teâlâ nın kitabını devamlı okur, onunla amel eder, bütün dini farizaları bilir ve hak ile hükmeder, diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer (R.A.) şöyle dedi:

- Biliniz ki sizin Hz. Peygamber (S.A.V.) şüphesiz şöyle buyurdu:

"ALLAH Teâlâ bu kitap, Kur ân-ı Kerîm le bazı toplulukları yüceltir diğer bazı toplulukları da alçaltır." (Müslim, Müsafirun: 269, İbn-i Mace, Mukaddime: 16, Darimi, Fezailü l-Kur ân: 9)