Kuran hayatımıza inmiştir

Abone Ol

Kur’an evlerimizin duvarında ya da kütüphanenin tozlu raflarında bekliyor. Çoktandır açıp okumuyor, okusak da anlayamıyoruz. Gitmediğimiz kurs, okumadığımız kitap kalmıyor. Fakat Kur’an’ı sadece cenazeden cenazeye açıyor ve okuyabiliyoruz.

Kur’an’ı belli gün ve gecelere ya da cenaze törenlerine hapsettik. Hayatımızı, magazin programları, günlük dedikodular, ağzımızın tadını kaçıracak haberler ve işimize yaramayacak onlarca bilgiyi katarken, Kur’an’ı öksüz bıraktık.

Hayatımızı şikâyetler üzerine kurmaya başladık. İstediğimiz hayatı yaşayamamaktan, istediğimiz refaha ulaşamamaktan, istediğimiz ilgiyi görememekten, istediğimiz huzuru elde edememekten şikâyet ediyoruz. Fakat maneviyatta ne kadar gerilediğimizden ve halimizi düzeltmek için neler yapmamız gerektiğinden hiç bahsetmiyoruz. Kur’an’la aramıza duvarlar ördük bu duvarı aşmanın yollarını arayamıyoruz.

Ellerimiz bağlı öylece bekliyoruz. Huzur ve mutluluktan bahsediyor ve içine düştüğümüz boşluğu bir türlü bertaraf edememekten şikâyet ediyoruz. Fakat bizi kendimize döndürecek ve insan olmayı öğretecek Kitabımızdan gittikçe uzaklaşıyoruz.

Geçmişte ilme ulaşmak daha zordu. Artık teknoloji çağındayız. Bilgiye ulaşmak için tuşa basmak yeterli. Fakat Kur’an yine öksüz, evlerimizin duvarında ya da kütüphanemizde öylece duruyor. İnsanlarımız artık dini medyadan, kendilerine aktarılan şekliyle öğreniyorlar.

Kur’an, kalbimize ve hayatımıza inmiştir. Biz ondan uzaklaştıkça başkalaşıyor, sosyal problemler, ruhsal rahatsızlıklar ve sebepsiz sıkıntılar yaşamaya başlıyoruz. Kitabımızla aramıza giren engellere, ister nefis deyin, ister bilgisizlik deyin, ister şuursuzluk deyin ister gaflet deyin neticede bu engelleri aşma gücüne sahibiz. Ama nedense yenilgiyi kabul etmiş bir pehlivan gibi öylece bekliyoruz.