Kur farkı mı, faiz artırımı mı?

Abone Ol

Parasını bankada TL olarak tutan vatandaşa kur farkı ödeneceğinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanmasının hemen ardından önceki gün dolardan TL’ye hızlı bir dönüş yaşandı. Bu dönüş dün sabah 10.00’dan itibaren hafiflemeye başladı. Ne olacak, dolar nerede duracak bu yazıyı yazdığım sıralarda belli değildi. Ancak, günlerden beri devam eden paramızın dolar karşısında değer kaybetmesi durmuş, değer kazanmaya başlamıştı. Bunun sebebi de genellikle ekonomistler tarafından bankalardaki paranın TL olarak tutulması, daha doğrusu dolardan TL’ye dönüşe bağlandı. Hemen belirteyim ki, ister TL’ye dönüş sebebiyle paramız değer kazanmış olsun, ister bir başka sebep, ekonomideki belirsizlik ve inip çıkmaların sükûnete kavuşması sanıyorum toplumu memnun edecektir. Gerçi, bu memlekette parası olanlar dolar inse de çıksa da kazananlar oluyor, çünkü onlar için paradan para kazanmak bir davranış şekli haline gelmiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın alınan kararları açıklarken, insanların ellerindeki parayı dolarda değil TL’de tutmaları sonucu doların değer kazanması ile zarar görmelerini engellemek için, “Hiçbir vatandaşımızın kur daha yüksek olacak diye mevduatını dövize geçirmesine ihtiyaç kalmayacak. Dolardaki artış mevduatlara yansıtılacak. Kur getirisi mevduat kazancının üstünde kalırsa fark vatandaşa ödenecek” şeklindeki sözleri bazı çevrelerce vatandaşa kur farkı ödemesi örtülü faiz artışı şeklinde değerlendirildi. Böylece iktidarın faiz indiriminde ısrar ederek dolarda kurun anormal şekilde artığı belirtiliyor.

Hemen belirteyim ki, parasını TL’de tutan vatandaşa kur farkı ödenmesi örtülü faiz artışı olabilir mi bilemiyorum. Sanıyorum bu konuda ciddi olarak düşünülmesi gerekiyor. Ancak ilk anda dolardaki yükselişin frenlenmiş olması, bunun da ötesinde kısa sürede doların 18 TL’den 13 TL’ye kadar inmiş olması yaşanan sıkıntıları biraz olsun hafifletecektir. Bu bakımdan yakalanan bu dengenin korunabilmesi, doların hiç olmazsa 10 TL’nin altına indirilmesi gerekiyor. Bu olabilir mi? Bunu zaman gösterecek. Ancak, atılan bir adım kısa sürede doların 5 TL değer kaybetmesine sebep olmuş ise sonuç alınabilecek görünüyor. Böyle olunca da mademki, bankalardaki TL mevduatına kur farkı ödenmesi vaadi ile paramız birdenbire değer kazanmaya başlıyordu da şimdiye kadar bu uygulama niçin devreye sokulmadı? İlle de toplum olarak nereye gidiyoruz paniğine kapılmamız mı gerekiyordu diye insan sormadan edemiyor.

Yoksa bu da deneme yanılma yoluyla öğrenme yönünde atılmış bir adım mıdır? Eğer böyle ise ülkemizin ve milyonlarca insanımızın yaşadığı sıkıntıların hesabını kimler verecek? Kaldı ki, ekonominin içine yuvarlandığı darboğazdan çıkmak isterken de yine bankalarda milyarları olanlar mı bu işten kârlı çıkacak, fedakârlık dar ve sabit gelirlilere düşecek? Galiba uygulanmakta olan serbest piyasa sisteminin ana hedefi zengini daha zengin, fakiri daha da fakir yapmak. Uygulamalar bunu gösterdiğine göre öncelikli olarak yıllardan beri uygulanmakta olan bu sakat sistemin değiştirilmesi gerekmez mi? Çünkü bir yandan söz konusu sistem fedakârlığı hep çalışan, dar ve sabit gelirlilerden istiyor, zenginler fedakârlık söz konusu olduğunda kur farkı ile ödüllendiriliyor, onlar bir ek gelir elde etmeden paralarını dolardan TL’ye çevirmiyorlarsa bu işte bir adaletsizlik yok mudur?