Sevgili dostumuz Erol Erdoğan CF dergisinde Kültür ve
Turizm Bakanlığı nın adının Kültür ve Medeniyet Bakanlığı olarak
değiştirilmesini önermiş.
Yani demek istiyor ki Erol Erdoğan: Kardeşim, illa iki
isimli, iki ayaklı bir bakanlık olacaksa kültüre en yakın olan bir kelimeyle
izdivaç yapılsın.
Kültür nere turizm nere.
Erol Erdoğan ın bu teklifi aşina olduğumuz birkaç
yazardan destek gördü; ama hükümet kanadından şu ana kadar teklifin ulaştığına
dair bile bir ses yok.
Bütün mesele isim değişikliği ile ilgili olsa ben de
bütün gücümle bu önerinin peşine düşerdim.
Ama sorun zannedildiğinden çok daha derinlerde.
Öncelikle kültür sacayağı yere temas ediyor mu ki,
yerli bir damarı var mı ki protez bacak hükmünde olan turizm sacayağı ile
uğraşılıyor
Medeniyeti de iliştirdik diyelim kültür ün yanına;
şıklığı, ardışıklığı ve tınısının dışında ne katkı sağlayacak bu Allah aşkına!
Söz konusu olan milli ve dini değerlerse şayet başaramama
noktasında solun sağdan, sağın soldan pek bir farkı olduğunu sanmıyorum.
Kem âlatla kemâlat olmuyor çünkü.
Türkiye nin 2023 e kadarki turizm planı hazır olmasına
rağmen, doğru düzgün ne kültür politikası ne de kültür planı var.
Ciddi ciddi kültür merkezleri açmakla kültür meselesinin
hallolacağı sanılıyor.
Dün ile bugün arasında kültürel bir kopuş ve
irtibatsızlık var.
Yirmili yıllarda yazılmış bir metni günümüz Türkiye sinde
okuyabilecek şunun şurası kaç kişi bulabilirsiniz
Kültür boşluğu yaşadığımız için olsun da nasıl olursa
olsun kabilinden, estetik ve sanattan uzak bir yaşam biçimine sahibiz.
Melekler rahatça girsin diye odamıza suret resmi
asmıyoruz, fakat aynı duyarlığı güzel, bedii ve estetik olanı ikame etme
noktasında göstermiyoruz.
Şehir ve medeniyet kültürünün yaşadığımız çevreye
yansıyan bir yanını göremiyoruz ne yazık ki.
Türk-İslam Kültürü ile bağlantımız geçmişle övünüp
avunmaktan ibaret.
Küreselleşme dünyayı egemen güçlerin at oynattığı yer
haline getirmiştir.
Globalleşme denilen tasallut zevkleri, heyecanları,
beğenileri, korkuları ve beklentileri eşitlemiştir.
Eğitim ve kültür alanındaki durağanlığımızla gelen
kültürel istilayı neredeyse kapıda karşılıyoruz.
Bugünkü şekliyle kültürel hassasiyetimizin turizm
duyarlığından pek bir farkı yok.
Kültür turizme hizmet edip destek sağlıyor.
Peri Bacaları, Efes Harabeleri, Hasankeyf i, Göbekli
Tepesi Bir yaşanmışlığı bugüne taşıyan cazibeleriyle turizme rehberlik
ediyorlar.
Kültür artık bir endüstridir, alınır satılır, pazarlanır
bir tarafı vardır.
Daha doğrusu elimizde kalan tek tarafı budur.
Diyelim ki kültürün yanına turizme yol gösterip
medeniyeti de ekledik, katmerli ihmal ve duble duyarsızlığın dışında ne
sağlayacaktır
Adı medeniyetle başlayan janjanlı kuruluşlarımızın,
teşekküllerimiz ve oluşumlarımızın salon toplantıları dışında memleketin
çocukları için yaptıkları çok değil iki şey söyleyin.
Siyasi erke bu konuda proje olarak sunabilecekleri ya da
sundukları dişe dokunur hangi medeniyet projesi var
Kültür de medeniyet de önce sivil teşebbüslerin, sivil
iradenin harekete geçirilmesi ile kendini hazırlar ve toplumsal bir teklife
dönüşür.
Devlet eliyle ne kültür inşa edilir ne medeniyet ihya
edilir.
Devletler ve hükümetler ekonomik, sosyal ve siyasi
tazyiklerle halkı bunaltmayıp onlara zihinsel nefes alma ortamları hazırlayıp,
imkânları sundukları zaman millet bir kültür sorunu ve bir medeniyet meselesi
olduğunun ayırtına varıp uyanıklığını yaşar.
Böyle bir durumda bakanlığın ismi Kültür ve Turizm
bakanı olmuş, Kültür ve Kadastro bakanlığı olmuş hiç fark etmez. Asıl olan
halkın bilincine astığı tabeladır.