KÜLTÜR BİR MANTAR ÇEŞİDİ MİDİR?

Abone Ol

Kültür ve kültürel iktidar üzerine konuşmak moda haline

geldi.

Kültür bu kadar çok gündeme geldiğine göre milletin karnı

doymuş demektir.

Mide doymadan kafa ve kalp acıkmaz da ondan. Midenin de

haddinden fazla doyması pekiyi değildir.

Bu sefer de kültürle kültür mantarını ayırt edemez hale

gelir insan.

Kültür seferberliği var işte sevinmek lazım dediğinizi

duyar gibiyim.

Ben aynı kanaatte değilim.

Kültür seferberliğinden çok kültür yağmasını andırıyor bu

koşuşturmalar.

Bir daha bir araya gelmeyecek denli bölündük.

Çok bedbin ve karamsar olduğumu söyleyebilirsiniz; ama

camiler de bizi cem edemez artık camialar da.

Menfaatler ve müşterek ihtiraslar birleştirebilir bizi

ancak.

Menfaat mabedine sağ ayakla giriliyor.

Büyük ideallerin ve davaların sözcülüğünü yapan insanlar

arasında dil birliği kalmadığı gibi gönül ve kafa birliği de yerlerde

sürünüyor.

Siz hangi kültürden bahsediyorsunuz Allah aşkına!

Hayatları ve kanaatleri birbirine değmeyen insanların

müşterek bir yordama sahip olabileceğini mi sanıyorsunuz

Kendinizi kandırmıyorsanız şayet, su böreğinin sudan

yapıldığını zannedip havanda su dövüyorsunuzdur.

Metafizik dünyanın insanları madde ile geç tanışmışlığın

acısını çıkarıyor bugün.  Kalpleri

birlikte çarpan ortak kültür yoğurucuları da kalmadı.

Siz kültür adına yapılan gevezelikleri boş verin.

Bugün aynı mahallenin çocukları fikren karşı

mahallelerle, fiilen ise kendi mahallesi ile savaşıyor.

Mescitte omzumuzun birbirine değmesi bizi kardeş kılmaz,

asıl bizi kardeş kılacak olan bir mecliste aynı kültürel ve estetik

duyarlıklara omuz vererek çökerttiğimiz bir medeniyeti ayağa kaldırmaktır.

Savunduğunuz kültür, ürettiğiniz edebi değer sizi

dostluğa ve kardeşliğe taşımıyorsa biz diye bir şeyden bahsedemezsiniz.

Herhangi bir mecliste birlikte oturup çay içerek sohbet

etme seviyesine ulaşamamış insanların herhangi bir mescitte bir araya gelip

müşterek bir şuur, kolektif bir vicdan oluşturabilmelerine imkân yoktur.

Dolayısıyla kültür tartışmaları boşluğa bırakılan

balonlar gibi.

Yere değer değmez havası inecektir.

28 ŞUBAT ACI MEYVALARINI VERİYOR

Bin yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat postmodern darbesi

üç beş sene içerisinde pılısını pırtısını alıp geldiği yere geri gitti.

Giderken taşınabilir silahlarını yanına alırken taşınmaz silahları savaş

mahallinde bıraktı. En elverişli olan taşınmaz silah olan psikolojik silah yeri

geldikçe kullanılmak üzere memleket sathına dağılmış durumda. Psikolojik silah

unsurlarını imha etmek ya da toprağa gömmek mümkün değil. Bir virüs gibi

memleketi dolaşıyor. İşte postmodern darbenin postu serdiği alanlar:

Öz değil kabuk revaçta.

Hakikat değil siyaset itibarda.

Şans-talih ve gelecek kumarda.

İhtiyarlar mescitte, gençler mini barda.

Rakamlar değişik olsa da takvim aynı ayarda.

Nargile satışları tavan yaptı.

Ritüellerin playbackleri piyasaya çıktı.

Mülkiyet ateşten gömlek, nasip oldu onu da görmek.

İmam Hatip Lisesi çok, İmam Hatipli sesi yok.

Müsait hale getirmek en ekonomik operasyondur;

anlaşıldı.

Din para getirdi. Dinden para kazananlara dinpâre denilmesi

uygun görüldü.

Akıllarını akbil gibi kullanan okumuşlarımızın

geleneksel seviyesi. Yetersiz bakiye.