Kültür ve kültürel iktidar üzerine konuşmak moda haline
geldi.
Kültür bu kadar çok gündeme geldiğine göre milletin karnı
doymuş demektir.
Mide doymadan kafa ve kalp acıkmaz da ondan. Midenin de
haddinden fazla doyması pekiyi değildir.
Bu sefer de kültürle kültür mantarını ayırt edemez hale
gelir insan.
Kültür seferberliği var işte sevinmek lazım dediğinizi
duyar gibiyim.
Ben aynı kanaatte değilim.
Kültür seferberliğinden çok kültür yağmasını andırıyor bu
koşuşturmalar.
Bir daha bir araya gelmeyecek denli bölündük.
Çok bedbin ve karamsar olduğumu söyleyebilirsiniz; ama
camiler de bizi cem edemez artık camialar da.
Menfaatler ve müşterek ihtiraslar birleştirebilir bizi
ancak.
Menfaat mabedine sağ ayakla giriliyor.
Büyük ideallerin ve davaların sözcülüğünü yapan insanlar
arasında dil birliği kalmadığı gibi gönül ve kafa birliği de yerlerde
sürünüyor.
Siz hangi kültürden bahsediyorsunuz Allah aşkına!
Hayatları ve kanaatleri birbirine değmeyen insanların
müşterek bir yordama sahip olabileceğini mi sanıyorsunuz
Kendinizi kandırmıyorsanız şayet, su böreğinin sudan
yapıldığını zannedip havanda su dövüyorsunuzdur.
Metafizik dünyanın insanları madde ile geç tanışmışlığın
acısını çıkarıyor bugün. Kalpleri
birlikte çarpan ortak kültür yoğurucuları da kalmadı.
Siz kültür adına yapılan gevezelikleri boş verin.
Bugün aynı mahallenin çocukları fikren karşı
mahallelerle, fiilen ise kendi mahallesi ile savaşıyor.
Mescitte omzumuzun birbirine değmesi bizi kardeş kılmaz,
asıl bizi kardeş kılacak olan bir mecliste aynı kültürel ve estetik
duyarlıklara omuz vererek çökerttiğimiz bir medeniyeti ayağa kaldırmaktır.
Savunduğunuz kültür, ürettiğiniz edebi değer sizi
dostluğa ve kardeşliğe taşımıyorsa biz diye bir şeyden bahsedemezsiniz.
Herhangi bir mecliste birlikte oturup çay içerek sohbet
etme seviyesine ulaşamamış insanların herhangi bir mescitte bir araya gelip
müşterek bir şuur, kolektif bir vicdan oluşturabilmelerine imkân yoktur.
Dolayısıyla kültür tartışmaları boşluğa bırakılan
balonlar gibi.
Yere değer değmez havası inecektir.
28 ŞUBAT ACI MEYVALARINI VERİYOR
Bin yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat postmodern darbesi
üç beş sene içerisinde pılısını pırtısını alıp geldiği yere geri gitti.
Giderken taşınabilir silahlarını yanına alırken taşınmaz silahları savaş
mahallinde bıraktı. En elverişli olan taşınmaz silah olan psikolojik silah yeri
geldikçe kullanılmak üzere memleket sathına dağılmış durumda. Psikolojik silah
unsurlarını imha etmek ya da toprağa gömmek mümkün değil. Bir virüs gibi
memleketi dolaşıyor. İşte postmodern darbenin postu serdiği alanlar:
Öz değil kabuk revaçta.
Hakikat değil siyaset itibarda.
Şans-talih ve gelecek kumarda.
İhtiyarlar mescitte, gençler mini barda.
Rakamlar değişik olsa da takvim aynı ayarda.
Nargile satışları tavan yaptı.
Ritüellerin playbackleri piyasaya çıktı.
Mülkiyet ateşten gömlek, nasip oldu onu da görmek.
İmam Hatip Lisesi çok, İmam Hatipli sesi yok.
Müsait hale getirmek en ekonomik operasyondur;
anlaşıldı.
Din para getirdi. Dinden para kazananlara dinpâre denilmesi
uygun görüldü.
Akıllarını akbil gibi kullanan okumuşlarımızın
geleneksel seviyesi. Yetersiz bakiye.