Kullanışlı ‘yapı’ların psikolojisi

Abone Ol

İSLAM dünyası üzerinde hesap yapan güçler, düşmanı içerden vurmak için bu kez darbe yöntemini seçtiler. Bu nedenle manipüle edebileceği yapılarla çalıştılar. Onlara büyük imkânlar sunmuşlardı. Meselenin bu kısmı strateji uzmanlarınca dile getiriliyor. Peki,  Fetö’yü küresel güçler için ‘kullanışlı’ birer enstrümana dönüştüren psikoloji nedir?

Fetö mensupları iki uç noktada dikkat çekiyor. Maneviyatta son derece batıni, maddiyatta aşırı hırslı. Klasik batıni anlayışa eklemlenen dünyevi karşılıklar, liderin kerametini zahir kılmaktadır. Lidere karşı tam teslimiyetin uhrevi karşılığından önce dünyevi olanla tanışan bir yapı var. İnsanların din duygusunu önceki batıni hareketlerde olduğu gibi sonuna kadar kendine bağlamak.  Buna eklenen Fetö tarzı ise dünya ikbaliyle bağlılığı pekiştirmektir. Liderine insanüstü özellikler yükleyerek peygamberden, kitaptan daha kutsal bir yer vermek, bu yapının uygulamalarında öne çıkmaktadır. Dinin referanslarına ters olsa da liderin emrini yerine getirmek. Şantaj için kamera kaydı yapmak, soru çalmak, insanları fişlemek ve itibarsızlaştırmak… Bunları yaparken namaz kılmak, umreye gitmek, zekât vermek gayet tabiidir. Çünkü hatadan beri olan lider böyle buyurmuştur. Dini duygularla bir insana itaat etmek, dini bir vecibedir. İçinizden olanlara; ulul emre itaat istenmektedir. Ancak bu itaat kitap ve sünnetle belirlenmiş ilkesel bir bağlılıktır. İslam tarihinin en seçkin halifesi Hz. Ömer bu konuda örnek verilebilir. O itaatin ilkelere bağlı oluğuna şahitlik eder.

Bir yaşlı kadının Hz. Ömer’i mehir konusunda sert bir şekilde sorguladığını hepimiz biliriz. Bir başka zaman sert mizaçlı Ömer’in, “ben yanlış yaparsam ne yaparsınız” hitabına sahabe “kılıcımızla doğrulturuz” şeklinde karşılık vermiştir.  Bugünkü örnekte olduğu gibi “haşa ne haddimize” denmemiştir.

Fetö hareketinde bu kadar irtikabın nedeni, ilkelere yani nassa dayanmak yerine ‘nasların apaçık anlamlarına itibar etmeyişleridir. ‘Gerçek anlamları ancak Allah ile ilişki kuran “masum imam” bilebileceği temel görüşünü savunan bu yapı için, bütün yapılanlar “kutsal emir”dir.

Bireysel ve bağımsız hareket etmenin yaygın olduğu bir dönemden geçiyoruz. Sorgulamanın yaygın olduğu itaatin ve aidiyetin yetersizliği Müslümanların gücünü kırıyor. Böyle bir dönemde ‘itaat etmek’ oldukça değerlidir. Ne var ki bu yapı, ‘itaat’ gibi anlamlı bir kurumu itibarsızlaştırmıştır.

Dini rehberlik eden bir kişiye perestiş etmekle eş anlamlı olan bu yapının lidere yüklediği tanrısal atıf hareketi dinamize eden en önemli noktadır.

Bu hareketin dikkat çeken bir özelliği de, şiddete başvuran yapılarında olduğu gibi gözlenebilir sonuçlar elde etmektir. İslam anlayışı hep dünya gözüyle görebilecekleri nimetlere yoğunlaşmıştır. İki yüz yılı aşkın süredir yaşanılan yenilgi psikolojisini aşmak için bir şeyler yapmalıdır. Bu nedenle başarmak için her yolu mubah sayılabilir.

Ilımlı yapılar yöntem olarak pragmatizmi her alanda uygularlar. Kazan kazan anlayışı temel dinamikleridir. Böylece rahatlıkla küresel güç odaklarının güdümüne girerler. Çünkü Müslümanların kurtuluşu ancak sonuç almaktadır. Tarih boyu peygamberler sonuca değil ilkeye göre hareket ettiler. Bazen tek kişi iman etmeden kavmini terk ettiler.

Bu yapı küresel güçlerin bir projesiyse başarı hedefini tuttururlar. Büyük maddi finanslar ve her alanda kazanım onların avucundadır. Proje koordinatörleri onlar için teknik takip imkânıyla insanların geleceklerini karartarak bütün imkanları sunarlar. Sınav soruları gaybten bir veli tarafından ceplerine konulur. “Köşe başını tutan abiler” sayesinde ötekilerin ayağı kaydırılır ve yerine yapının adamaları yerleştirilir.

BATINİ BAĞIMLILIK DAHA TEHLİKELİ

Bağımlılığa dönersek, bilindiği gibi bağımlı olmak için bir kişinin uğraştığı meşgaleden haz alması gerekir. Bağımlı kişi hem uhrevi duygularla hem de hayatına dokunan ikballe bağlanmaktadır.

Ezoterik hareketlerde her zaman bir haz vardır. Grup aidiyetinin verdiği bir hazdır bu. Ancak Fetö yapılanmasında eklenen şey ikbaldir. Yani para, iş imkânı, itibar sağlama geminin hızı esnasında tatlı bir rüzgar gibi sineleri okşar.

Din bağlılığı duygusal zeminde gerçekleşir. Dolayısıyla bir kimse din duygusunu kimden ve hangi ortamdan edinirse arada bir bağ oluşmaktadır. Ancak zamanla kişinin sahih din anlayışı ile kendini geliştirerek olumlu yönde değişim sağlayabilir. Yanlış gemiye bindiğini elindeki haritaya bakarak anlar. Rotanın saptığı elindeki kitapta yazılıdır. Eğer kitaba bakmazsa elbette hızlanan geminin verdiği neşe ile artık kaptana bağlanacaktır.

Yaşanmış iyilikler vardır. Örgütün lideri bütün iyiliklerin sağlayıcısıdır. Soruları vermiş, okul kazanmış ve ardından sizi saygın bir mesleğe taşımıştır. Bu dünyevi karşılıklar bağlılığı ve itaati her insan nezdine canlı tutar. Çünkü cemaat liderine bağlılık ancak çok ihlaslı olan bir zümre tarafından bila bedel gerçekleşir. Cemaatin kitlesel bir yığın haline dönüştüren ikinci etken dünya menfaatidir.

GÜLENCİLERİN  ‘YORUM’ İMTİHANI

Abilik sistemine göre açılan sınırsız beyaz sayfa vardır. En olumsuz durumda kişi tam sorgulama yapacağı sırada yeni bir yorum sayfası açılır. Silsile yorum mantığı bugünde devam eder: “15 Temmuz’un ardından bir gün gelecek, yeni bir sayfa açılacak ve harekete  kastedenler cezasını bulacaklardır.” Aslında yorumlama mantığının bugüne kadar çok geçersiz karşılıkları yok değildir. Çünkü bugüne kadar güç odaklarının sağladığı imkânla birlikte yürümüştür işleri.  Yapının psikolojisi insanüstü özelliklerle donatılmış lidere tam teslimiyettir. Bu nedenle yapı içinde dine, imana, ahlaka ve kanuna uymayan ne varsa, herşey kutsal otoritenin buyruğu olması yeterlidir.“Liderin bir bildiği vardır”. Maslahat için her yol mubahtır. Yapıya bağlı olanların otomatik bir düşüncesi vardır. Bir yorum silsilesi devam eder gider. Kutsal ruh böyle buyurmuştur.

Bu yapıların hasmı kimdir. Baktığınızda öteki Müslümanlar olduğu açıkça görülür. Yapıya bağımlı olan kişi trans edilmiş ya da “büyülenmiş” şekilde tatlı bir yarış içinde olacağı dindaşlarını hasım olarak görmeye başlamıştır. Hem de gözünü kırpmadan her türlü ötekileştirme rahatlıkla yapılır. Çünkü kurtuluşta olanlar kendileridir, ayrık otları temizlenmelidir.

Yarıştığı kendi insanına bir kılıç gibi yönelen suçlama, tezyif ve tehditler hemen yapının yorumcu yapısı içinde kılıflanır. Başörtüsü açılır, otomatik yorum devrededir, İsrail kınanmaz, mantıklı yorum yine devreye girer. Teknik takip, itibarsızlaştırma, yargılama  ve hapse atmak... Yorum öyle bir kılıç ki sizi savunurken karşıdakinin canını almaktadır.

Bayram AYAZ