Kulaklarımız nelere şahit?

Abone Ol

Bir kulağından girip diğerinden çıkmak şeklinde sıkça

kullandığımız bir deyim vardır. Özellikle ebeveynlerin çocuklarına, yapmalarını

istedikleri bir şeyi yapmadıklarında kızmak için kullandıkları bir ibaredir.

Fakat gerçek olan şudur ki kulaktan girip de beyne ulaşan şeyler oraya

hapsolurlar ve kolay kolay da çıkmazlar

İnsan beyninin gördüğü, duyduğu, hissettiği, tattığı

şeyleri unutmamak gibi çok girift ve olağanüstü bir özelliği vardır. Yıllar

önce izlediğimiz herhangi bir filmin küçük bir karesinin ansızın aklımıza

gelivermesi bundandır. Unutup gittiğimizi sandığımız belki de ancak birkaç kez

dinlemiş olduğumuz bir müziğin nakaratının dilimize dolanıvermesi bundandır. Ya

da geçmiş yıllarda yaşadığımız bir anıdan küçük bir parçanın hayal meyal

gözümüzde canlanması bundandır.

Beyin, kendine ulaşan her türlü bilgiyi depolar ve biz

kabul etsek de etmesek de onda depolanan şeyler bizim hayatımıza olumlu veya

olumsuz şekilde yansır.

Bizler de millet olarak film izlemeyi, müzik dinlemeyi,

muhabbet etmeyi fazlaca severiz. Evlerimizde bulunan bilgisayar, telefon,

televizyon ya da müzik çalarları, özellikle bir iş yaparken çoğunlukla açık

tutarız. Arabamıza biner binmez elimiz hemen radyoya gider ve zevkimize göre

yolculuğumuzu müzikler eşliğinde yaparız. Marketlere girdiğimizde çalan

müziklerle alışverişimizi yaparız. Herhangi bir restorana gittiğimizde klipli

veya klipsiz kulağımıza hitap eden müziklerle karşılanırız Otobüsler,

dolmuşlar, toplu taşıma araçları, kulaklarında kulaklıkla gerçek hayattan

soyutlanmış insanlarla doludur. Çocuk kanalları, onlara göre düzenlenmiş

müziklerle bezenmiştir. Sözün özü arabesk, rock, pop, ezgi, ilahi, marş,

hayatımızın her anı müzikle doludur

Hâl böyle olunca, aslında bunun bizim için ne kadar büyük

bir tehlike olabileceğini düşünmeyiz. Özellikle gençlerimizi ve çocuklarımızı

kıskacı altına alan bir tehlikedir bu. Biraz olsun gündemdeki şarkılara

kulağınızı verdiğinizde görürsünüz ki neredeyse tamamı cinsel içeriklidir.

Sözler ona göre seçilmiş, klip ona göre tasarlanmıştır. Müzik ise insanın bir

kez bile duymuş olsa aklında kalacağı cinsten, ritmik bir şekilde

oluşturulmuştur.

Arabesk müzik türünde hep isyan hep bir karamsarlık

havası vardır. Pop müzik, cinsel kelime ve çağrışımlarla doludur. Slowda sevdiği

kişiyi ön plana çıkarma ve Allah a şirk koşma durumu; hipapta ise genellikle

bel altı sözler, argo kelimeler ve küfürler vardır. Hatta ve hatta yaşlılara

hitap ettiği düşünülen birçok ilahi türünde bile dini sözcükleri, Allah ve

Rasülünün isimlerini, onlara yakışmayacak kadar hareketli bir fonda verip,

adeta bir oyun havası katarak popülerlik yakalama kaygısı vardır.

Sevdiğine canını kurban edenler, o olmadan uyumayı

kendine haram sayanlar, kadere isyan edenler, melekleri aşkına şahit tutanlar,

saçının teline cenneti değişmeyenler, bir çift göz için tüm dünyayı karşısına

alanlar, yarine tapanlar, beddua edenler, yaratılış şeklini beğenmeyenler, aşk

acısıyla ölümü göze alıp hiçbir gücün kendini engelleyemeyeceğini sananlar,

sırattan geçmeye cesareti olup aşkından geçmeye cesaret bulamayanlar

Yahut sözleri saçma sapan olup bir anlam ifade etmediği

halde, klip ve müziğiyle çekicilik oluşturup insanı günaha alet edenler Ve

daha da vahimi, bu klip ve müziklerin içine ustaca yerleştirilmiş,

bilinçaltımızı direkt olarak etkileyecek sübliminal mesajların olması

Çizdiğimiz bu tablo ile hemen her gün hepimiz muhakkak

karşılaşıyoruz. Ancak bir kötülük gördüğü zaman öncelikle eliyle ve diliyle

düzeltme görevi verilmiş biz Müslümanlar, bu tarz ortamlarda, müdahale etmeyi

kendimize dert edinmiyor veya maalesef ki bundan çekiniyoruz.

Evet, küçük büyük ayırt etmeksizin hepimiz her gün bu

tehlikelerle iç içe yaşar durumdayız. Ekmek almak için girdiğimiz markette bile

kulağımıza doluveren bu şirk ve isyan bataklığında yaşıyor ve buna alışıyoruz.

Oysa biliyoruz ki kasıtlı dinlediğimiz ya da dinlememek

için çaba göstermediğimiz her şeyden hesaba çekileceğiz. Kulağımıza giren her

şeyin bir gün hesabını vereceğiz. Siz gözlerinizin, kulaklarınızın ve

derilerinizin aleyhinize tanıklık edeceklerinden sakınmıyordunuz. (Fussilet:

22) ayeti kerimesi gereğince biliyoruz ki biz duyduklarımızı unutsak da

kulaklarımız unutmayacak. Biz konuşmak istemesek de onlar bizim yerimize

konuşacak. O zaman göreceğiz aslında bir kulağımızdan giren hiçbir şeyin

diğerinden çıkmadığını!

Nasıl ki gözlerimizi, ellerimizi, mide ve ceplerimizi

günahtan ve haramdan korumak zorundaysak, aynı şekilde kulaklarımızı da her

türlü şirkten, günahtan, faydasız bilgilerden korumak zorundayız.

Allah ın zikriyle doldurmaktan aciz kaldığımız

kulaklarımız bari günahlarla dolmasın, isyana bulanmasın, şirke bulaşmasın,

birilerinin sanal ilahlarına şahit tutulmasın diye çabalamalı ve girdiğimiz her

ortamda bu mücadelemizin sesini duyurmalıyız. Onlar bizim aleyhimize şahitlik

etmeden, biz onları koruma altına almalıyız!..