Kuklacıya dikkat

Abone Ol

Pek çok askerimiz ve sivil halk terör sebebiyle şehit oldu. Güneydoğu Anadolu da hareketli günler yaşanıyor. Türkiye ayakta. Halkımız, PKK terörüne karşı tek yumruk. Bir an önce terör belasından kurtulmak istiyor. PKK, uluslararası güçlerin siyasi hedeflerine ulaşmak için kullandığı taşeron bir örgüt.

Bir kukla. Efendilerinin hizmetinde bir çete. Uluslararası sinsi bir planın uygulanmakta olduğunu bilmek zorundayız. Emperyalist odaklar, sinsi oyunlarının senaryosunda rol alacak kuklaları çok iyi biliyorlar. Avlarını, yerli tazılarla avlıyor, "Kale, içinden alınır." prensibiyle hareket ediyorlar. Mehmet Şevket Eygi nin şu tesbiti ne kadar isabetli: "PKK Kandil Dağı nda değildir, Washington da, Tel Aviv de, Erivan dadır." (Millî Gazete, 27.10.2007)

ABD, Ortadoğu da "Fas tan Endonezya ya kadar 22 ülkenin haritasını değiştireceğini" yetkililerinin ağzından deklare etmiştir. Bunun adını da "Büyük Ortadoğu Projesi" (BOP) koymuştur.Bu 22 ülkenin içinde Türkiye de vardır. Hatta, uzmanlar, son olaylar üzerine "Yoksa, sırada Türkiye mi var " sorusunun cevabını aramaya başlamışlardır.

Mit eski Müsteşarı Mahir Kaynak ın, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir iddiası var. Diyor ki: "20 senedir söylediğim şu: Avrupa, küçük bir Türkiye yi içine almak istiyor. Böylece daha zayıf bir Türkiye yi Avrupa ya alacaklar, Türkiye nin rolünü sınırlayacaklar.Yine Irak ı ve İran ı kendi yaparak enerji kaynaklarını kontrol etmek istiyorlar. Türkler ve Kürtler arasında ciddi bir çatışma çıkarmak istiyorlar." (Milli Gazete, 27.10.2007)

Hızlanan diplomatik hareketlilik, bölgede yaşanan sıcak gelişmeler ve halkın sabrının taşma noktasına gelmesi, Hükümeti de, biraz akıllandırmışa benziyor.

Sayın Başbakan dan ABD ye karşı duymadığımız sert mesajlar gelmeye başladı. Türkiye Başbakanı, Çırağan Sarayı nda ABD ye rest çeken şu ifadeleri kullandı: "Bir yerlerden icazet alırsak hedefimize ulaşamayız. Bizim geleceğimizi biz tayin ederiz, biz belirleriz." (26.10.2007) Bu konuşmadan dört gün sonra da aynı üslubunu sürdürdü: "Türkiye kendi göbeğini kendi kesme noktasına gelmiştir. Bunu herkes iyi anlasın.

Bu sözleri ciddi bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Geri adım atılmaması ve icraata dönüştürülmesini arzu ediyorum. Her ülke için geçerli olan kural, o ülke ile ilgili kararların, o ülkede yaşayan insanlar tarafından verilmesidir. SPGİK üyesi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Oya Akgönenç şöyle diyor: "Hükümete şunu sormak istiyorum. O kadar yağıp gürlüyorsunuz. Ne zaman harekete geçeceksiniz " (27.10.2007) Halkımız Hükümet ten sözlerinin arkasında durmasını bekliyor.

Bu icraatların başında da, Türkiye Başbakanı nın, emperyalistlerin emellerine alet olmaması için "BOP eşbaşkanlığı ndan istifa etmesi, Havaalanı ve limanlarımızın ABD tarafından kullanılmasına izin verilmemesi" gelmektedir.

Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, olayların perde arkasını aralayıp asıl senaryoyu hazırlayan kuklacıları iyi tespit etmeden; yalnız sahne önünde görülenlerle, yani kuklalarla uğraşmak sonuca ulaşmak için yeterli değildir. Bu durum, bataklığı kurutmak dururken, bataklıktaki sinekleri öldürmek için mücadele etmeye benzemektedir.

Bu sebeple, terör ve PKK ya güç ve destek veren yolları tıkamak, can damarlarını kesmek daha isabetli bir yöntem değil midir Bunu yapmazsak, bir tehlikeden kurtulurken, kendimizi başka bir tehlikenin kucağında bulmamız kaçınılmaz olur. Çünkü, bataklık kurumadıkça sinekler üremeye devam edecektir.

Türkiye olarak, dünyaya hak ve adalet getirmiş, yaşanmaya değer hayatın ne olduğunu göstermiş zengin ve tarihî bir gelenekten geliyoruz. Bugün de dünyanın huzur ve barış içinde yoluna devam etmesini arzu ediyoruz. Fakat, ülkemizin tehdit altında bulunmasına ve bölünmesine asla ve kesinlikle razı olamayız. Bunu, 1.11.2007 günü yapılan Aşık Atışmaları programında dile getirilen bir beyitle cevap vermek istiyorum: "Aklını başına almalı herkes/Dünyayı başına yıkar bu millet."

Sözlerimi Malcolm X in konuyla ilgili şu sözlerini yeniden hatırlatarak bitirmek istiyorum: "İster mermi kullansın, isterse oy pusulası; insan iyi nişan almalı, kuklayı değil, kuklacıyı vurmalı."