Köşenin sürekli okuyucuları sık sık Barzani ya da Talabani veya bir başka Iraklı yöneticinin yaptığı açıklamaya bakarak sadece açıklamayı yapan kişiyi hedef almanın gerçeği görememek anlamına geldiğine ve ipleri elinde tutan kuklacının işine yarayacağına dikkat çekiyorum. Bir kaç gün önceki yazımda da PKK, Barzani-Talabani ve ABDnin ortak cephede bulunduklarını, daha doğrusu ABDnin PKK ve Barzani-Talabani ikilisini bölgesel planları doğrultusunda kullandığını, onlara bir takım imkanlar sağlayıp sırtlarını sıvazlayarak öne sürdüğünü belirtmiştim. Hatta, Amerikanın Barzaniye sadece Kuzey Iraktaki oluşumun değil, bölge Kürtlerinin önderliğini de yüklemek ister bir tavır içinde olduğuna vurgu yapmıştım.
Bu tesbitler elbette sadece bana ait değil. Çeşitli yazarlar zaman zaman bu hususa dikkat çekiyorlar. Ancak, gelinen noktada artık bir takım birlikteliklere dikkat çekmenin ötesine geçilmesi gerekiyor. Artık kuklalar değil, kuklacıya yönelmek, oynadığı oyunun artık açıkça görüldüğünü, böyle devam edecek olursa karşı tedbirlerin alınacağını açık bir şekilde ortaya koymak gerekiyor.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt önceki gün düzenlediği basın toplantısında söylediği sözlerle artık kuklanın değil, kuklacının dikkatinin çekilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Şimdiye kadar kuklacının hedef alınmamasına dikkat ediliyordu. Görünen o ki, artık mızrak çuvala sığmıyor.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt bazılarına göre dolaylı, bize göre ise açık bir biçimde kuklacıya dikkat çekmiştir. Söylediği şu sözler bunu açıkça ortaya koymaktadır:
"İkinci Körfez Savaşından sonra Türkiye yine iki nedenle zararlı çıkmıştır. Bir; coğrayasına hapsolunmuştur. İki; PKKçok büyük bir serbestlik kazanmıştır ve çok miktarda silah ve malzeme, dağılan Irak ordusundan ele geçirilmiştir."
Bu noktada sadece dağılan Irak ordusunun silahları değil, ABDnin Iraka gönderdiği 350 binin üzerindeki silahın önemli bir bölümünün PKK ve Barzani grubunun elinde olduğunu, hatta bunların bir bazılarının Türkiye içindeki bazı suikastlarda kullanıldığı biliniyor.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıtın Barzani ile ilgili değerlendirmesi de yukarıdan beri dikkat çekmeye çalıştığımız hususu gözler önüne seriyordu:
"Şimdi eski görevlerim gereği bildiğim bir bölge. Her iki zatı da tanıyorum. Geldiğimiz noktaya da ibretle bakıyorum. Sarfettiği sözler gerçekten çok seviyesizdir. Ama ben ona söylettirene bakıyorum, ona bakmıyorum."
Peki Barzaniye söylettiren, yani konuşturan kim Bu sorunun cevabı açıkça Amerikadır. Çünkü, Kuzey Irakta bir çuval olayının yaşanmış olması ve bu olayın başındaki kişinin Iraktaki Amerikan güçlerinin başına getirilmesi dikkat çekici değil midir Daha doğrusu kuklacıyı göstermez mi
Elbette Kuzey Iraka müdahale TBMMnin alacağı karara bağlıdır. Kuzey Iraka müdahalenin ABD ile karşı karşıya gelmek olduğunu da biliyoruz. Bir başka ifade ile Kuzey Iraka müdahale sadece Barzaniye değil Amerikaya da haddini bil! anlamına gelir.
Ancak, Amerikaya haddini bil demenin tek yolu Kuzey Iraka müdahale değildir. Öncelikli olarak Türkiyedeki ABD ve NATO üslerinin gözden geçirilmesinin gündeme getirilmesi gerekiyor. Kısacası, ABD ile ilişkiler yeni bir şekle kavuşturulmalıdır. Gerekirse bunun için askeri mücadele bile göze alınmalıdır. Aksi halde bizim bölgemizde, bizim toprağımızda ne yapmamız, nasıl davranmamız gerektiğinin talimatını almaya devam edeceğiz demektir.
Artık kuklalarla değil, kuklacı ile yüzleşmek durumundayız. Bir başka ifade ile gölgelerle kavgadan vazgeçmeye mecburuz.