Müslümanlar yek vücud olurlar, bir İmam-ı Kebire biat ve
itaat ederler, disiplinli ve teşkilatlı bir Ümmet haline gelirler ise çok
güçlenirler ve dünyaya hakim olurlar. Bu ise şirkin, küfrün, nifakın,
şeytanetin, deccaliyetin sonu olur. O halde onları bölebildiğimiz kadar
bölmeli, ayırabildiğimiz kadar çok parçaya ayırmalı ve birbirleriyle çekişip
tepişir hale getirmeliyiz.
İslam dünyasına karşı ana prensibimiz divide et
imperia dır. Yani böl parçala ve hükm et.
Bu maksatla Ehl-i Sünnet ve Cemaati yıkmamız, binlerce
cemaatten, İslamcılıktan, hizip ve fırkadan, gruptan, parçadan oluşan ve her
biri birbirinden kopuk bir İslam Protestanlığı oluşturmalı ve geliştirmemiz
gerekir. Böylece İslam dünyasında arzu ettiğimiz kaos ve anarşi meydana gelecek
ve Müslümanların iki yakası bir araya gelmeyecektir.
İslamı tahrif etmek, Ümmet birliğini yıkmak, mü minleri
birbirine düşürmek için dinde reform, dinde yenilik, dinde değişim,
Fazlurrahman ve İslam Feminizmi rüzgarları estirmemiz gerekir.
Müslümanların içine casuslar, ajanlar, provokatörler,
manipülatörler, istihbaratçılar sokmalıyız.
Müslümanları alabildiğine tartıştırmalı ve birbirleriyle
çekiştirmeliyiz.
İslam dünyasında din sömürüsünü ve mukaddesat
bezirganlığını teşvik etmeliyiz.
Türkiyede İslam medreselerinin ve tasavvuf tarikatlarının
açılması ve icazetli ulema ve fukaha yetiştirilmesi küfrün, nifakın dalaletin
sonu olur.
Müslümanların bellerini kırmak için İslamı, Kur anı
ticaret metaı haline getirmeliyiz.
Camilerin mihraplarına ihlaslı, icazetli alim, idealist,
fedakar, feragatli hademe-i hayratın geçmesi Deccalizm ideolojisinin sonu olur.
Binaenaleyh mihraplara namaz kıldırma memurları yerleştirmeliyiz.
Türkiye Müslümanlarını o kadar cahil bırakmalıyız ki,
atalarının ve ecdadının Türkçe mezar kitabelerini bile okuyamayacak kadar kara
cahil olsunlar.
Müslümanları hem bölmeliyiz, hem de dünyevileştirmeli,
seküler ve laik hale getirmeliyiz.
Müslümanları bozmak, ahlaksızlaştırmak için onları
rant-perest, abede-i para yapmamız gerekir.
Amacımız Ümmetsiz bir Müslümanlık,
İmam-ı Kebirsiz bir Müslümanlık,
Bin parçaya ayrılmış bir Müslümanlık oluşturmaktır.
Var gücümüzle Müslümanları lükse, israfa, aşırı tüketime,
şatafata, müzeyyen meskenlere, yazlıklara, otolara meftun etmeliyiz.
Onların önüne Deccali düzenimizin yağlı kemiklerini
atmalıyız.
Onları İslamî bir eğitimden mahrum bırakarak cahillikle
terbiye etmeliyiz.
Türkiye Müslümanlarını o kadar kara ve derin cahil hale
getirmeliyiz ki, 1928 den önce yazılmış ve basılmış Türkçe kitapları bile okuyamasınlar,
elifi mertek sansınlar.
İslam birliğini kaldırıp İslamcılıklar tefrikası
getirmeliyiz.
İslamı bozmak için Kur ana, Sünnete, Şeriata aykırı bir
İslam feminizmi oluşturmalıyız.
Ehl-i Sünneti dinamitlemek için Mutezilî, Afganî,
Fazlurrahmanî, ibahî, Kemalist, lâ mezhebî ilahiyatçıları tartışma ve acık
oturum arenalarına sürmeliyiz.
Ramazanlarda vur patlasın çal oynasın şenlikler ve
etkinlikler yaptırmalıyız.
Müslümanların arasına tefrika, kin, düşmanlık tohumları
ekmeliyiz.
Müslümanları zina ve ribaya alıştırmalı ve bağımlı
kılmalıyız.
İslamî kesimde kara, kirli, necis, gayr-i meşru, haram
para ve servet birikimi oluşturmalıyız.
Özel yetiştirilmiş ilahiyatçılarımız Sünneti ya tamamen
inkar etmeli yahut hafife almalıdır ki, Sünnet yıkılınca fıkıh, fıkıh yıkılınca
Şeriat elden gitsin.
Cihadsız bir Müslümanlık türetmeliyiz.
Münzel=indirilmiş İslamı kaldırıp, onun yerine uydurulmuş
türetilmiş bir İslam koymalıyız.
Binden fazla fırkaya, hizbe, parçaya ayrılmış
Müslümanları din ve Kur an konusunda yıkıcı tartışmaların içine atmalıyız.
Müslümanları çeşitli şehvetlerle sarhoş etmeliyiz.
Birtakım sahtekarlara Ehl-i İslamı kaz gibi yoldurmalı,
inek gibi sağdırmalıyız.
Netice ve hülasa:
Ehl-i Sünnetsiz, ihlassız, ilmihalsiz, Şeriatsiz,
Ümmetsiz, Emîrsiz veya İmamsız, fıkıhsız bir İslam üretmeli ve türetmeliyiz.
Tağutî düzenimiz, şeytanî ideolojimiz, deccalî ve kezzabî
sistemimiz ancak bu suretle ayakta durabilir. Ancak bu suretle Müslümanları
esir, zelil ve rezil edebiliriz.
Aman Müslümanlar birleşmesin, aman tek bir Ümmet olmasın,
aman bir İmam-ı Kebire biat ve itaat etmesinler.
(İkinci yazı)
Olmadı Olmadı Olmadı!..
BİRİNE bir not vereceksin, cep defterinden bir sayfa
koparttın, üzerine birkaç kelime çiziktirip verdin Olmadı, olmadı, olmadı!..
Verdiğin kağıdın üç tarafı güzelce kesilmiş ama defterden koparttığın tarafı
fare yemiş gibi tırtık tırtık Bir Müslüman böyle yapar mı hiç .. Peki ne
yapacaksın Cebinde beş on düzgün kağıt parçası bulunduracak ve başkalarına
vereceğin notları o kağıtlara yazacaksın.
***
Ezan okundu, camiye gittin ve başı açık olarak namaz
kılmaya başladın. Olmadı olmadı olmadı!.. Ne yapacaksın Cebinde, naylon bir
kılıf içinde düzgün bir namaz takkesi bulunduracaksın ve namaz kılarken başına
onu geçireceksin. Niçin Çünkü Resulullah Efendimiz ömrü boyunca, ihramlı
olduğu haller dışında başı açık olarak hiç namaz kılmamıştır. Namazda başı
örtülü olmak sünnettir, edebtir.
***
Pazar günü mâ aile piknik yapmaya gittiniz. Akşama kadar
yediniz içtiniz eğlendiniz. Oradan ayrılırken bir yığın çöp şişe kağıt poşet
yemek artığı bıraktınız, mangalın kızgın külünü çimenler üzerine döktünüz.
Olmadı olmadı olmadı Bir Müslüman böyle yapmaz Peki nasıl yapar Giderken
çöplerini, şişelerini, kağıtları, poşetleri toplar oradaki çöp bidonuna atar.
Çöp bidonu yoksa yanına alır ilk gördüğü bidona atar. Kızgın külleri yeşil
çimenlerin üzerine dökmek hem yangına sebebiyet verebilir, hem de oradaki
böcekleri ve bitkilere yaktığı için günah olur.
***
Hava sıcak, canın çekti, bir külah dondurma aldın ve
sokakta herkesin içinde inek gibi yalayarak yürüyorsun. Olmadı olmadı olmadı
Müslüman açıkta yemez içmez. Böyle bir şey mürüvvete, edebe, görgüye aykırıdır.
Canın dondurma çekiyorsa, bir dükkana girer ve orada yersin. Başkaları açıkta
yiyormuş. Sen öyle yapamazsın.
***
Umreye gideceksin. Bir hafta önceden tanıdığın herkese
telefon ederek, ben umreye gidiyorum, ben umre, ben umre diye ilan ediyorsun.
Döndükten sonra yine ben umre ben umre ben umre edebiyatı Olmadı olmadı
olmadı. Umre nafile bir ibadettir. Reklamı, ilanı, tantanası yapılmaz. Birkaç
yakının bilir, gider gelirsin, davul çalmazsın.
***
Cebinde cep telefonun ve kalemin var. Telefon bin
liralık, kalem bir liralık. Olmadı olmadı olmadı. Müslümanlıkta kalem çok
önemlidir. Kur anda nûn ve l-kalem buyruluyor. Cebinde çok güzel bir kalemin
olmalı.
***
Kalemini çıkardın ve yazmaya başladın. Aaaa aaaa aaa
yazın çivi yazısı gibi eciş bücüş, okuyana aşk olsun. Olmadı olmadı olmadı.
Müslümanın yazısı düzgün olmalı, inci gibi olmalı.
***
İstanbul Beyazıt meydanına gittin. Orada üniversitenin
anıt kapısı var. Kapının üzerinde İslam harfleriyle kocaman bir kitabe yer
alıyor. Sen buna aval aval bakıyorsun, hiçbir şey anlamıyorsun. Olmadı olmadı
olmadı Bir Müslüman olarak bin yıllık millî İslamî yazımızı bilmelisin. Bilmemek
ayıp değildir ama öğrenmemek çok ayıptır.
***
Sen bir Müslümansın. Yeterli miktarda gelirin ve servetin
var. Evinde buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, salonda büfe vitrin,
koltuklar kanape, yemek masası ve sandalyaları, tavanda avize var. Birkaç saçma
sapan tablo da asmışsın ama bir tek hüsn-i hat levhan, bir Hilyen yok. Olmadı
olmadı olmadı Dar gelirlileri kasd etmiyorum, onlara bir şey dediğim yok ama
senin gibi varlıklı bir Müslümanın evinde ve bürosunda mutlaka orijinal hatlı
ve orijinal tezhipli bir hilyesi, birkaç hüsn-i hat levhası olması gerekir.
Olmaması büyük bir manevi fakirliktir.
***
Yüksek tahsilli ve iyi gelirli bir Müslümansın ve evinde
kütüphane yok. Ah ne korkunç fakirlik! Kitap mitap okuduğun da yok. Olmadı
olmadı olmadı Kütüphanen olacak, faydalı kitaplar satın alacaksın ve her gün
bir miktar okuyacaksın. Okumakla da bitmez. Öğrendiğin kurtarıcı ve yararlı
bilgileri hayatına uygulayacaksın.
27.05.2013