Küfrün tuzakları

Abone Ol

Ülkeler sadece top tüfekle tesirsiz hâle getirilmiyor veya köleleştirilmiyor. Aynı zamanda bu yol zor, pahalı ve sıkıntılıdır. Bundan dolayı bu gayenin gerçekleşmesi için egemen ve kâfir güçler tarafından başka yöntemler kullanılmaktadır. Ülkemizde de bu yöntemler inanılmaz acımasız bir tarzda uygulanıyor maalesef.

* Tehlikeli gıdalar

* Sağlığa zararlı maddelerle

* Genetik yapısı bozulmuş gıdalarla

* Genetiği bozulmuş yiyeceklerin tohumlarıyla çoğaltılmış olması

* Yakın zamana kadar ülkemizi kasıp kavuran kuş gribi nasıl oluştu. Bu bir savaş yöntemi mi Şüphesiz ki bu böyle. Daha önce topraklarımızda olmayan virüsleri laboratuvar ortamında üretip kuşlara ve diğer kanatlılara   

bulaştırdılar.

Bu felaket başladıktan sonra kanatlı masum hayvanlar öldürüldü.  Özellikle tavuklar hükümetin de önderliğin de canlı canlı yakıldı. Yakılırken kurtulup kaçan tavukların yakalanıp alevli ateşlere diri diri atılıp yakılması olayı hâlâ daha yüreklerimizi dağlıyor. Bizim idarecilerimiz bu kadar ferasetli işte.

Sonrada kuş gribi aşısı altında mahiyeti hâlâ bilinmeyen aşıyı ülkemiz insanlarına kullandılar. Bazı zevat bu aşının şu neticeler doğuracak, kuş gribiyle alakası yok, amaç milleti sonsuzlaştırmaktır diye beyanatta bulundular. Bu aşılarla hangi hastalığın tohumunu attılar bilemiyorum.

Bu aşıyla ilgili olarak hatırlarsanız Sağlık Bakanı’yla Başbakan arasında aşı vurulma krizi de doğmuştu.  Olayın vahameti tam ortaya çıkmasın diye olayın üstü kapatıldı.

Çernobil olayı patlak verdiğinde ülkemizde yiyecek maddelerine radyasyon maddesi siyaset ettiği söylenmişti. Merhum Turgut Özal ve bakanları halkın karşısına bacak bacak üstüne atarak çaylarımızda radyasyon yok iddiasında bulunuyorlardı. Sonuç ne oldu Bunca insanımız çeşitli kanser vakalarına maruz kaldı.

İhtilal yaparak Cumhurbaşkanı olan Kenan Evren döneminde milleti içeriği ne olduğu bilinmeyen aşı ile aşılattı. Bu aşı ile doğum kontrolü yapıldığı şayiası ayyuka çıkmıştı.

Öldürücü kene salgını İsrail istihbarı tarafından tertipleneceğini bilmeyen kalmamıştı. İsrailli ajanlar Bolu/Gerede tepelerinde çadırlarını kurarak bu kenelerden milyonlarca miktarını doğaya saldılar. Eflâni ( Karabük) çevresinde onlarca masum insan bu hayvanların saldırısıyla akıllardan çıkmayacak şekilde öldürdüler.  Hem de bu devletin yetkililerinin gözetiminde cereyan etti. Bundan dolayı köylerdeki tavuk ve diğer kanatlı hayvanlar toplatılıp canlı canlı yakıldı, yetiştirilmeleri de yasaklandı. Bu melunluğu yapan idarecilerimiz milletin bir bölümü tarafından alkışlanıyordu. Celladını alkışlayan bir toplum tarihte hiç görülmüş müdür Lakin bizde görüldü.

Küfrün mantığı budur, ya ifsat eder ya da piyonlarına ifsat ettirir. Televole kültürü ile yetiştirilenler uyuşturulan beyinleriyle bunu anlamaz ve çare de üretemezler.