Küfrün Önderleriyle Savaşın

Abone Ol

Köyde ev ziyareti yaparken evin bahçesinde saldırgan köpekle konuşulmaz, doğrudan ev sahibine seslenilir ve ev sahibi de köpeğine bir şeyler söyler o da gelene kuyruk sallamaya başlar. Dağda çoban köpekleri için de çobana ses verilir ve köpekler de seslerini ve saldırılarını durdururlar. Şehirde mafya babası, diğer babaya haber gönderir: “Köpeklerini çek üzerimden” der de onun köpeklerle dalaşmaz. Çekmezse, rakip babanın kendisine yönelir. Kabil’den günümüze kadar, bu günden kıyamete kadar haramiler, çete olarak, devletleşerek yol kesmeye, talan etmeye, can almaya devam ettiler, edecekler. Rabbimiz, hak ile batılı, helal ile haramı ayırdığı gibi suçlu ile suçsuzu da ayırmış ve bizim de ayırmamızı istemiştir. Haramilerin haksız savaşlarında bulunanların savaşçılardan ziyade onları savaşa sokanlar hedef alınır. Çanakkale’de kâfirlerle savaş yapacağına inandırılan Hintli Müslümanlar, Osmanlı Müslümanlarıyla savaş yaptıklarını bilmeden savaşmışlardır. Burada asıl hedef savaşan askerler değil, İngiliz komutanlar ve İngiliz siyasileri olmalıydı. “Günümüzde iletişim araçları avucumuzun içinde dağda, evde, sarayda, köprü altında her yerde doğru haber alınır, eski yanlışlara düşmeyiz” demeyin. Şimdiki yanılma payımız yüz yıl öncesinden daha fazladır. Kimin haberine inanacaksınız. Rabbimiz, Hucurat süresinde “Fasıkın haberini araştırın” dediği halde Saddam’ın tuvaletinde dünyanın en teknik adamlarının atom bombası aradıkları haberini bize yutturdular da Ankara’yı korumak için Saddam zalimini Bush zalimine teslim konusunda yardımcı olduk. Şimdi Saddam’ın “kimyasal silahı da, atom bombası da yokmuş” deyiverdiler.

Bu kandırılmalara kızan delikanlılar, ellerine tutuşturuverdikleri silah veya bombalarla yine kendisi gibi kandırılmış insanları öldürerek kandıran kâfirlerden intikam peşine düştü.

Pazaryerlerini bombalamak, kiliseleri bombalamak, AVM’leri patlatmakla içini soğutacağını zannediyor. Sağcı Müslüman, solcu Müslüman, ılımlı Müslüman, şiddetli Müslüman, derviş Müslüman, berduş Müslüman, cihatçı Müslüman, barışçı Müslüman… ayırımı yapmıyor küfrün önderleri. Kendisine hizmet edeni yanına alıyor, onu hem hizmetçi hem kılavuz olarak kullanıyor, işi bittikten sonra onu da öldürüveriyor. Haramilerin gözünde, Müslüman mı bir insan, onun çocuk olması, kadın olması, erkek olması, ihtiyar olması, genç olması fark etmez. Ölümü hak etmiştir öldürülmelidir. Toplu katliamdan kurtulan bir Müslüman da hemen ilk gördüğü kalabalığın içine dalıp kendisini patlatıyor. Öldürdüklerinin hepsi kâfir olsa bile suçsuz insanlardır. Dünyamızda yaşayan yedi milyarın içinde, kendini ve ülkesini kanla beslemeye çalışan yönetici sayısı yedi bini geçmez. O yedi binlik sayıya giren küfrün önderleri de AVM’lere girmezler, sokaklarda dolaşmazlar, kiliselere girmezler. Ülkesinin güzellerini sıraya dizen Amerika Başkanı olan Clinton, bir tanede  Yahudi kızıyla yatınca başı belaya girdi. Onu da temizlemek için kiliseye gitmedi ve kırk papazla kendini Beyaz sarayda kırklatarak temize çıkardı. Rabbimiz, bize suçluyla suçsuzu ayırmamızı, suçlunun yanında suçsuzu da yakmamamızı emreder. Zalimden korkup da onun halkını öldürmek, katile gücü yetmeyince çocuğundan intikam almak Müslüman yakışmaz. Ve Rabbimiz, küfrün önderleriyle çarpışmamızı söyler:

“Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerinden dönerler ve dininize dil uzatırlarsa, küfrün önderleriyle savaşın. Çünkü onların yeminleri yoktur. Belki vaz geçer-ler.” “Yeminlerini bozan, peygamberi sürgün etmeye çalışan toplumla savaşmaz mısınız ki, size karşı önce onlar başlamışlardı. Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer iman ediyorsanız, kendisinden korkmanıza en layık olan Allah’tır.” Dedikten sonra gelen ayette, Allaha başkaldıran kafir, zalim, katil, haramilerle Allah’ın savaşının bizim ellerimizle olacağını haber verir:

“Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin; onları rezil etsin; onlara karşı size yardım etsin ve iman eden toplumların gönüllerini ferahlatsın.” “Kalplerinin öfkesini gidersin. Allah, dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah, Alim›dir, Hakim›dir.” “Yoksa sizin içinizden cihat edenleri, Allah’tan, Rasülü›ndenve mü›minlerden başkasını dost edinmeyenleri, Allah ayırt etmeden bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Tevbe süresi ayet 9/12-16)