Küfre rıza küfürdür Kur anla, Sünnetle, icmâ-i ümmetle
haram kılınmış bir günaha ve suça helaldir demek küfürdür Zalimleri ve zulmü
övmek ve desteklemek büyük günahtır Allahın indirdiği kesin hükümlerle hükm
etmemek, o hükümleri iyi, doğru ve güzel görmemek büyük günahtır ve isyandır
Hz. Peygamberin (Salat ve selam olsun ona) kesin emirlerini, yasaklarını hafife
almak büyük sapıklıktır Rüşvet alan da veren de mel undur Mü minlerin birlik
halinde olmaları farz, parçalanıp ayrılmaları haramdır ve helak sebebidir
Allaha ve Resulüne isyan konusunda kullara itaat yoktur Şeriat-ı garra bütün
iyilerin, doğruların, güzellerin kaynağıdır
Bir İslam toplumu şu kötü şeyleri yaparsa helake, azaba,
felakete, yıkıma duçar olur: (1) İtikadı bozulursa (2) Beş vakit namazı terk
ederse (3) Zekatı Kur ana, Sünnete, fıkha, Şeriata göre dosdoğru vermezse (4)
Avamm-ı müslimîn, öğrenilmesi farz olan ilmihalini öğrenmezse (5) Müslümanlar,
tek bir Ümmet olmaktan çıkıp birbirinden kopuk binlerce hizbe, fırkaya,
cemaate, İslamcılığa ayrılırsa (6) Emr bi l-mâruf ve nehy ani l-münker farzı
tatil ve terk edilirse (7) Halk şehvetlerine tâbi olursa (8) Kur anda,
şeytanla kardeş olmak şeklinde kötülenen israf yaygın hale gelirse (9) Riba
yaygın hale gelirse (10) Zina ve seks azgınlıkları yaygın hale gelirse (11)
İslam kadın ve kızları şehevî kıyafetlerle gezerse (12) Müslümanlar ehliyetli
ve liyakatli gerçekten dindar bir Emîre biat ve itaat etmezlerse (13)
Müslümanların bir kısmı sürünürken, bir kısmı Nemrud ve Firavun gibi lüks,
sefih bir hayat sürerse (14) Müslümanlar hayatın her vechesinde kafirleri
taklid ederler, hattâ onlar sıçan deliğine girseler Müslümanlar da girerse
(15) Bilen alim ve ziyalı Müslümanlar bilmeyenleri uyarmaz, aydınlatmaz,
bilgilendirmez, onlara etkili şekilde nasihat etmezlerse
(İkinci yazı)
Açık Mektup
Muhterem efendim Selamdan sonra Mektubunuzu aldım,
teşekkür ediyorum. Herhangi bir Müslümanı sorgulama hakkı, öncelikle İmam-ı
Müslimîn olan zata veya kendilerine talimat verilmiş olan vekillerine aittir.
Sonra vazifeli ve salahiyetli ulemaya, fukahaya ve müftülere
İslamda herkes herkesi hod be hod sorgulayamaz. Başka bir
tabirle herkes din savcısı değildir.
Bir İslam toplumunda herkes herkesi sorgular, hesaba
çekerse anarşi ve kaos olur.
Bugün ülkemizde İslama, Kur ana, Sünnete, Şeriata dayalı
bir İslam sistemi ve düzeni bulunmamaktadır. Bir İslam düzeninde farz
namazların kılınması, hür ve mukim erkeklerin bu farz namazları cemaatle
kılması, Ramazanda oruç tutulması, gündüzleri alenen nakz-i siyam yapılmaması,
muhadderat-i İslamiyenin tesettüre girmesi, Cuma ezanı okununca dükkanların ve
iş yerlerinin kapatılması gibi konularda zecr yapılabilir ama bugün
yapılamıyor.
Bendenizi bir konuda tenkit etmişsiniz, sorguluyorsunuz.
Bu fakirin bir değil, bin kusuru ve eksiği vardır.
Hiçbir zaman kendimi örnek ve model bir Müslüman olarak
görmedim ve göstermedim.
Olgun bir Müslüman olduğumu, ahvalimin, giyim ve
kuşamımın, şemailimin İslamî olduğunu, salih ve olgun bir Müslüman olduğumu
iddia edecek kadar beyinsiz değilim.
Prensibim şudur: Eğri otursam da doğru konuşmaya ve
yazmaya çalışırım.
İcazetli Sünnî ulemadan, fukahadan, kamil müşidlerden,
meşayihten nice zatın izin ve teşvikleri ile yazmaktayım.
Hizmet etmek için ille de kamil ve salih bir Müslüman
olmak gerekmez. Cenab-ı Hak bu dini isterse fasık ve facirle de te yid eder.
Yazılarıma son verme isteğinize gelince: Lütfen bu konuyu
gazete idaresiyle görüşürsünüz.
Tekrar hürmet eder, ellerinizden öper, dualarınızı
beklerim efendim.
(Üçüncü yazı)
Marmara Balıkları Zehirli mi Değil mi
Sağlıklı beslenme konusunu vazife edinmiş a Haber deki
Deşifre programı Marmara Denizi nde tutulan otuz küsur çeşit balığı tahlil
ettirmiş, bunların on birinde yiyenleri zehirleyecek ağır metaller, başka
zararlı maddeler bulunmuştu İlgili bakanlık bunu tekzip ettiydi.
Aklımızı ve mantığımızı çalıştıralım: Marmara Denizi,
belki de dünyanın en pis denizi haline geldi. On milyonlarca insanın yaşadığı
bu bölgede nice zehirli madde, çöp, pislik denize atılıyor. Sadece bitmiş
piller bile bu küçük denizi zehirlemeye yeter de artar. Bu denizde yaşayan ve
tutulan balıkların zehirli, insan sağlığına zararlı olmamaları mümkün müdür
Bakanlığın tekzibi (yalanlaması) doğrusu bana ciddi gelmedi.
Maddi imkânım ve yardımcılarım olsa şöyle bir iş yaparım:
Bir noterle anlaşırım, İstanbul un birkaç balık pazarında
otuz ayrı cins balık satın alırım, bunları gıda tahlili laboratuarlarında
tahlil ettiririm. Neticede sivil toplum kuruluşu mu haklı, bakanlık mı haklı
meydana çıkar.
Sırası gelmişken Avrupa da bir ortaçağ üniversitesinde
cereyan eden bir vakayı zikretmek isterim:
Talebeler bir amfide toplanmışlar, üstad ders veriyor.
Üstada Bir atın ağzında kaç diş vardır sorusu yöneltilmiş. Üstadın bu konuda
bilgisi yok. Eski kitaplara bakmışlar, Hipokrat ın, Eflatun un, Aristo nun,
Sicilyalı Diodoros un ve öteki hükemanın kitaplarına, bu konuda bilgi
bulamamışlar Bu esnada genç talebelerden biri ayağa kalkmış Saygıdeğer
üstadlar, üniversite binasının dışında, sokaklarda meydanlarda bir yığın at
var, gitsek bunların ağızlarını açıp dişlerini saysak olmaz mı
Çocuğun bu teklifi üstadları çok sinirlendirmiş,
terbiyesizliğin ve edepsizliğin bu kadarı olmaz demiş ve asistanlarıyla
birlikte zavallıyı bir temiz pataklamışlar.
Yakın tarihlerde Türkiye ombudsmanı seçilen muhterem
Mehmet Nihat Ömeroğlu Beyefendiye bu sütunlardan hitap ediyorum. Bilhassa
Marmara Denizi nde tutulup halka yedirilen balıklarda cıva ve diğer ağır
metaller var mıdır Başka zehirli maddeler var mıdır Bu konuyu yardımcılarına
araştırtırsa büyük bir hizmet etmiş olacaktır.
Halep oradaysa arşın buradadır İşte Marmara Denizi nin
perişan hali İşte balık pazarlarındaki balıklar İşte gıda maddelerini tahlil
eden laboratuarlar İşte halkın tükettiği gıdalarla ilgili kanunlar ve
tüzükler Niçin harekete geçilmiyor
Gıda ve meşrubat tahlilleri işini halk kendisi yapamaz.
Bendeniz sade bir vatandaş olarak balıkları, etleri, sütleri, peynirleri
ekmekleri, yoğurtları, meşrubatı tahlil ettirecek maddi imkânlara,
yardımcılara, teşkilata sahip değilim. Tüketicileri korumak öncelikle devletin
ve belediyelerin işidir.
Şu hususu da belirteyim ki bazı belediyelerin Bu
salahiyet bizden alındı bakanlığa verildi sözleri gerçeğe uygun değildir. Hem
ilgili bakanlık, hem de bütün belediyeler laboratuarlar kurup halka yedirilen
ve içirilen maddeleri sıkı, genel, yoğun şekilde tahlil ettirmekle, bozuk
üretim yapan firmaları mahkemeye vermekle, cezalandırmakla yükümlüdür.
16.04.2013