Siyonistlerin Filistin ve Kudüs plânı bir sürece bağlı olarak işlemektedir. Yine, İsrail’de geçtiğimiz hafta kutlanan Sukot bayramı günlerinde Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya saldırılar oldu. Çatışmalar yaşandı. Müslüman halk bir kez daha huzursuz edildi.
Mescid-i Aksa’da eğitim gören öğrenciler ve görevliler içeri alınmadı. Mescid-i Aksa’ya plâstik mermi ve ses bombasıyla müdahale edildi. Göz yaşartıcı bomba kullanılarak cami avlusuna baskın düzenlendi. Hepsi, Müslüman halka gözdağı vermek için. Saldırıların aralıksız devam etmesinin sebebi bu!
Filistin ve Kudüs’e düzenlenen saldırılar, tam anlamıyla bir düşmanlık ve yok etme plânının ürünü. İsrail’in Gazze üzerine 15. 1. 2012’de 22 gün; 17 Temmuz 2014’te 40 gün öldürücü saldırılar düzenleyip bombalar yağdırması bunun açık örneğidir.
Bir toplum bütün dünyanın gözü önünde soykırıma tabi tutulmakta, topraklarından sürgün edilmeye çalışılmaktadır.
Filistinlileri yıldırmak ve sindirmek için ne mümkünse yapılıyor. Siyonistler önce Bi’r- üs Seba Camii’nin avlusunda içki festivali düzenlediler; sonra daha da ileri giderek Mescid-i Aksa’nın avlusunda konser ve dans organizasyonları yaptılar. Mescid-i Aksa’nın altına tüneller kazarak yıkmaya çalışmaları da bu düşmanlığın hangi boyutta olduğunu gösteriyor.
Filistin Vakıflar ve Dini İşler Bakanı Dr. İsmail Rıdvan Siyonistlerin Filistinlileri yok sayıp Kudüs’e yerleşmek istediklerini açıklıyor: “Siyonist işgal yönetimi Kudüs’ü Yahudileştirmeye ve şehrin tamamına hâkim olmaya çalışıyor.”
Filistin’de Tarih Katliamı
Siyonistler 1948’den beri Filistin’de tam bir tarih katliamı yaptılar. Bu süre içinde Kudüs’te 1.200 cami yok edildi. Safed şehrindeki Al-Zeytûn Camii ahır haline getirildi. Heyle vadisindeki Halise Mescidi’nin ön tarafına Yahudi anıtı dikildi. Osmanlı döneminde inşa edilen el-Hayyam Hamamı hâlâ polis karakolu olarak kullanılıyor.
İsrail, turistik tünel inşa etmek bahanesine sığınarak Mescid-i Aksâ’nın altını kazmaya devam ediyor. Filistin İslâmî Hareketi’nin liderlerinden Raid Salâh, “Mescid-i Aksa’nın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bulunduğunu” haber veriyor. “Kazıların devam etmesi halinde Aksa’nın yakın bir tarihte yıkılacağını” anlatıyor.
Kudüs Yardımlaşma ve Tarihî Eserleri Koruma Derneği Genel Sekreteri İsa, “Mescid-i Aksa’nın bile bile işgal edilmekte olduğunu” bildirerek şunları dile getiriyor: “İsrail, Mescid-i Aksa’nın altında 2020’de binlerce ziyaretçiyi alabilecek bir kentin yanı sıra, Aksa’nın çevresinde de binlerce kişilik alanlar inşa ediyor. Her gün gerçekleştirdiği baskınlara ilâveten, Mervan Mescidi’nin yakınında bir sinagog inşa etmek niyetinde.” (Millî Gazete, 27. 10. 2013)
Görülüyor ki, Filistin adım adım kuşatılıyor, Mescid-i Aksa her geçen gün yıkılma akıbetine bir adım daha yaklaşıyor. İslâm dünyası bu gelişmelere seyirci mi kalacak Yüce Rabbimizin “Etrafını mübarek kıldık” (İsrâ, 1) buyurduğu kutsal mekânların tehlikeden kurtarılması için hiç bir adım atmayacak mı Müslümanların problemleri, ancak Müslümanların birlikte hareket etmeleriyle çözülür: “El birlik Allah’ın dinine sımsıkı sarılın.” (Al-i İmrân, 103) Ne zaman bu görevimizin şuuruna varacağız
Her Müslüman Sorumlu
Kudüs, Miraç şehri ve Müslümanların ilk kıblesidir. Peygamberler ve bereket diyarıdır. Oradaki Mescid-i Aksa, Mescid-i Haram (Kabe) ile birlikte zikredilmiştir. (İsrâ, 1) Mekke ve Medine’den sonraki 3. kutsal şehrimizdir. Mescid-i Aksa, yalnız ibadet amacıyla gidilebilen 3 kutsal mescitten biridir. Kudüs ve Mescid-i Aksa bütün Müslümanlar için kutsaldır. Bunu, Osmanlı sonrası ilk defa Millî Görüş hareketi dünya gündemine taşıdı. Mitingler yaptı, programlar düzenledi, hatta bu yüzden ciddi bedeller ödedi. Mitingler, darbelere sebep oldu. Millî Görüş’ün 2 partisi Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya sahip çıktığı için kapatıldı. Filistin lideri Halit Meşal Erbakan Hoca’nın Kudüs hassasiyetini şu sözlerle anlatır: “Filistin’i, Kudüs’ü gündeme ilk taşıyan Erbakan Hoca oldu. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da İslâm dünyasına öncülük etti.”
Son saldırıların akabinde Mısır’daki İhvan-ı Müslimîn Teşkilâtı, “Müslüman halklar Mescid-i Aksa için hemen harekete geçmeli” (17. 10. 2014) diyerek Müslümanları göreve çağırdı.
ABD ve BM zalim İsrail yönetimine doğrudan ve dolaylı destek verirken; mazlum Filistin halkının yaşadıklarını görmezden geliyor. Bu, onların inançlarının tabiî bir gereği!
Tabiî olmayan şey, Filistin’de büyük bir tarih katliamı yapılır, bir toplum göz göre göre katliama tabi tutulurken Müslümanlardan yeterli tepki gelmemesidir. Küresel güçler, Müslümanların aslî görevleri yerine, onların dikkatini başka taraflara çekiyorlar. IŞİD gibi. Halbuki, Müslümanlar görevlerini yapmadıkları için bu felâketleri yaşıyorlar.
İslâm dünyası, yaşananlardan ders alarak her konuda birlikte çalışma ortamı oluşturmalı, güç ve imkânlarını birleştirmelidirler. Zalimler söz ve insan haklarından değil, ancak güçten anlar. Müslümanlar bu şuura ulaştıkları gün, Filistin’deki şehitlerin kanı ve mazlumların gözyaşı zalimleri boğacaktır. Bunda şüphe yok. Çünkü Allah zulme razı olmaz.
Bütün iş, İslâm Birliği’ni kurma irade ve kararlılığını gösterebilmekte.