Kudüs’te ağuludur zaman

Abone Ol

Sabah uyanan ev hanımları, ilk işleri birbirini arayıp aynı soruyu sordu;

“Trump ne yapmak istiyor?”

Herkes sorunun cevabını bilmekte.

Pazarcı Selim, elmalarını tartarken yasta;

“Kıyamet kopacak.”

Kudüs bu kadar etle tırnak gibi olduğumuz diyar.

Kutlu diyar Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak tanıma zamanlaması herkesi şok etti.

Savaşla, kaosla, kanla, cesetle beslenenler; kargaşadan vazgeçecek gibi görünmemekte.

Bir deli çıkıyor ve Müslümanların ilk kıblesi hakkında hüküm verecek kadar pervasızlaşabilmekte.

Siyonist lobinin sabrı kalmamıştır.

Hazır Ortadoğu’da kan gövdeyi götürürken, büyük şeytanın kurduğu, desteklediği, silah vererek güçlendirdiği terör örgütleri ile insanlar can derdinde iken.

Can evinden vurulmuş halkların kalkıp, Filistin davasını sahiplenemeyeceğini iyi hesaplayan büyük şeytan, boş gördüğü kaleye hücum edip Kudüs’ü kapıp kaçmaya çalışmakta.

Kudüs’ün Osmanlı’dan koparılışının üzerinden 100 yıl geçti.

İngiliz ordusuna düşen, 9 Aralık 1917’deki bu zafer tacı; ABD’ye devşirilmeli, Müslümanlardan tamamen arındırılmalıdır.

Geçmişin sesini duyamayan, geleceğin sesini hiç duyamaz.

Ne kadar çok benzemekte, Trump’lı, Kral Selman’lı, Sisi’li küre başında poz veren dostluk fotoğrafı, yüz yıl öncekine.

  1. Abdülhamit’in Filistin de Yahudilere, toprak vermemesi onun iktidarının sonunu getirmişti.

Yerine gelen İttihatçılar için toprak satışında sakınca görülmeyişi, Yahudilere Filistin’de devlet sahibi olma yolunu açmıştı.

İngilizler, 100 yıl önce Şerif Hüseyin’e bağımsız Arap krallığı sözü verdiği gibi ABD de Suudi prenslere cazip sözler verdi.

Amerika sevgisi onları o kadar sarhoş etti ki, Kâbe İmamı Sudeysi, “Allah’a hamd olsun ki Amerika ile birlikte dünyayı yönetiyoruz” diye övünebildi.

Sudeysi, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Amerika Başkanı Donald Trump’a dua etmeyi de ihmal etmedi.

Yetmedi, Kâbe İmamı; Suudi Arabistan Kralı ve ABD Başkanı’nın insanlık için atacakları adımlarda başarılı olmalarını dilediğini ifade etti. (milligazete.com.tr/ÖZEL)

İnsanlık için atacakları korkunç adımlar anlaşıldı.

Kudüs sadece Müslümanların değil, üç dinin, insanlığın, barışın, istikrarın, geçmişin, geleceğin, huzurun, mutluluğun ortak paydası.

Miraç hatıraları ile aziz bilinmiş diyar.

İnsanlığın gözü gibi koruması gereken barışın zirve bileşkesi.

Sadece dini kültürün değil sanatın şahika merkezi.

Harem-i Şerif; bir çini müzesi olan Kubbetü Sahra ile Mescid-i Aksa ile tarihi kiliseleri ile bir barış külliyesi.

Bu korkunç işgal ve ilhak karşısında, İslam ülkeleri yine endişe duyacaklarını anlatan demeçler yayınlayıp kenara çekilip; zulmü, gençlerin ak mintanından süzülen kanı, ağulu geceyi seyredecekler.

Kınamalar, kırılmalar dönemi geçti.

İncinmişlikler ayrıksıdır şimdi, endişe duymalardan vazgeçip, İslam ülkeleri de Kudüs’ü Filistin’in başşehri ilan etmelidirler.