Kudüs?e Bir Nazar Oldu Her Ne Olduysa Azar Azar Oldu - 5 Vatansız halk için halksız vatan

Abone Ol

19. yüzyılda Avrupa ve Rusya dan ihraç edilen Yahudilere

Vatansız halk için halksız vatan sloganıyla Filistin toprakları hedef olarak

gösterildi. Sadece gösterilmekle kalmayıp her türlü destek de sağlanarak

sistemli ve planlı bir şekilde neredeyse dünya Yahudilerinin Filistin e

toplanması teşvik edildi ve bu da sağlandı. Meşru ve gayrimeşru yollarla elde

edilen topraklarla da bugünkü İsrail Devleti nin temeli atıldı.

Bahailerin rolü

Yukarıda İngiliz konsolosluğu Bahaileri himayesi altına

almıştı demiştik ya Boşuna değildi bu himaye. Bahailer de bu himayenin

karşılığını onlara çok kısa sürede verdiler. Zulüm zorbalık veya çeşitli

yollarla ele geçirdikleri Müslümanların arazilerini zamanla Yahudilere satmaya

ya da arazi satışlarında Yahudilere aracılık yapmaya başladılar. Akka da sürgün

bulunan Bahailerin lideri Mirza Abbas Efendi nin bu işteki rolü çok büyüktür.

Serveti ve nüfuzu sayesinde istediğini icraya muktedir bulunan İranlı Abbas

Efendi ile Hayfa Belediye Başkanı Mustafa ve mahkeme azası olan Necip Efendi

aralarında gerekli ittifakları sağlayarak bazı fakir ahalinin arazilerini

ellerinden ucuz ucuz alıp, onları arazilerinden çıkartıyorlardı. Sonra da bu

arazileri Yahudi ve ecnebilere satarak menfaat elde ediyorlardı 19. yüzyılın

sonuna doğru devletin bünyesindeki idari bozulmalardan dolayı bazı mîrî

araziler yasal ya da yasal olmayan yollarla, yeni yeni zenginleşen sınıfa

satılarak özel mülke çevrildi. Osmanlı Devleti, açık artırma ve müzayedelerle,

satmak zorunda kaldığı topraklar için en iyi fiyatı elde etmeye çalışırken,

bazı devlet memurları zaten satılmaması gereken devlet arazilerini bu devlete

ihanet ederek sattılar. Üstelik Yahudilere Çifte ihanet yani Mesela 1893

yılında Hayfa ya bağlı Hudayre, Dardare ve Nüfey ât adlı üç köy yabancı

Yahudilere 18 bin liraya satılmış ve bu satışı düzenleyen memurlar da 2 bin

lira da rüşvet almıştı. Bunun gibi Hayfa da İşfiyâ, Ümmü t-Tût ve Ümmü l-Cemel

adlı üç köy iki bin lira ile satılmıştı. Bunların yanında simsarlar, Filistin

topraklarına olan yoğun talepten dolayı oluşan şartları kendi menfaatleri için

kullanarak, fakir halktan düşük fiyatlara aldıkları arazileri aldıklarının çok

üstünde fiyatlarla yabancılara ve Yahudilere sattılar. Ne diyeyim; yorum siz

okurların

Kitaplarla fikirlerle teşvik edilen yönlendirilen

Yahudiler

Avrupa ve Rusya da baskılara maruz kalan Yahudiler,

Filistin i artık bir kurtuluş olarak görmeye başlamışlardı. Bunu fırsat bilen o

dönemdeki bazı haham ve Avrupalı yazarlar, bu mesele ile ilgili kitap ve

makalelerinde dünya Yahudilerinin Filistin e göçünü işleyerek onları

yönlendirdiler. Yahudilerin Filistin e göç etmelerinin gerekliliği konusunda

çok sayıda kitap yazıp makaleler kaleme aldılar. Örneğin, Fransa da Hristiyan

yazar Isaac La Peyrère (1594-1676) Le Rappel Des Juifs kitabında, asırlardır

sürgünde bulunan Yahudiler için Filistin de bir devletin kurulması gerktiğine

dair Fransa kralına çağrı yaptı.

Mesela; yine Haham Zvi Hirsch Kalische, 1836 yılında

Yahudileri Filistin e göç ve yerleşmeye çağırdı. Berlin deki Rotschield

ailesine buna dair mektup gönderdi. Daha sonra 1862 yılında da Drishat Zion

yani Siyon u Aramak adlı kitabında bu çağrısını tekrarladı. 1839 yılında Sırp

Haham Yahuda Kalai, Mesih i beklemenin Yahudileri âtıllaştırdığı ve tembelliğe

sevk ettiği gerekçesiyle Mesih i beklemeden Filistin de Yahudi devletini kurma

fetvasını verdi. Buna dair bir proje hazırlayıp 1840 da Londra Kongresi ne

sundu. O tarihe kadar Yahudiler arasındaki genel görüş Mesih i beklemek ve

Mesih liderliğinde Arz-ı Mev ud a dönmek idi. Ancak bu çağrılardan sonra küçük

çaplı Yahudi göçleri başladı. 1882 yılında fazlalaşan Aliyeh dalgaları, 1897

yılında aktif Siyonizm in resmen başlamasıyla daha da yoğunlaştı. Filistin e

göç eden Yahudi gruplar, Batı Avrupa daki Yahudi zenginlerden gelen mali destek

ile bir dizi tarımsal yerleşim alanı oluşturdular. Aliyehlerin devam etmesi ve

Yahudi göçmenlerin iskân ve geçim ihtiyacı Filistin topraklarına olan talebi de

artırdı. (Brahim Bauazi, Tez, s.s. 111-113)

Ve sona yaklaşılırken

Dini duygu ve bağlılıkları sebebiyle Filistin bölgesine

yerleşmek isteyen Yahudiler, birkaç asır boyunca Batılı yazar ve düşünürlerin

kitap ve makaleleriyle verdikleri fikirler beyinlerine işlenerek adeta

beyinleri yıkanarak harekete geçmeye hazır hale getirildi. Nihayet 19. yüzyılda

işlenen bu fikir ve görüşler, Yahudiler ve Hristiyanlar arasında oluşan

dayanışma ile de hayata geçirildi. Böylece Eski Ahit te yer alan ve asırlardır

Yahudilerin önünde bir engel gibi duran, Yahudiler in Filistin e geri dönüş

yasağı da ortadan kalkmış oldu. Bunun sonucu olarak Filistin topraklarına, bu

yeni müşterileriyle beraber dolaylı olarak talep de arttı.

Avrupa ülkeleri, 19. yüzyılın ortasından itibaren

Osmanlı daki azınlıkları himaye etme yarışına girdiler. Katolik, Ortodoks ve

Protestanların misyonerlik faaliyetlerinin amaçları ile bu doktrinlerin

arkasındaki devletlerin Filistin deki siyasi çıkarları o dönemde ortak bir

noktada buluştu. Öte yandan Yahudilikteki Ard-ı Müv ûd kavramı, Aliyah göçü

ve bunun devamı olan Siyonizm hareketinin hedefinde, Filistin topraklarını

vardı. Bu şekilde Filistin toprakları, Hristiyan-Yahudi ittifakıyla karşı

karşıya kaldı.

 Bu

Hristiyan-Yahudi benim ifademle de Haçlı-Yahudi ittifakının ilk belirtileri taa

1649 yılında başlamıştı. Amsterdam da yaşayan Püriten Joanna ve Ebenezer

Cartwright kardeşler, İngiltere Hükümeti ne bir mektup göndererek Yahudilerin

Arz-ı Mev ud a geri dönüşlerinin Protestan olan İngiliz ve Hollandalıların

eliyle gerçekleşmesini istirham ettiler. Bu istek, mektuplarında şu şekilde

ifade edilmiştir; İsrail oğulları ve kızlarını, dedeleri İbrahim, İsrail ve

Yakup un ana yurdu olan Arz-ı Mev ud a gemileriyle taşıma görevinin Hollanda ve

İngiltere milletleri eliyle gerçekleşmesini istirham ederiz

Böylece hem Yahudiler in hem de Hristiyanlar ın Filistin

topraklarındaki emelleri ortak bir noktada buluşmuştu. Bu talep o dönemde

gerçekleşmediyse de daha sonra 1917 yılında ilan edilen Balfour Deklarasyonu

ile gerçekleşti.( Brahim Bauazi , Tez, s.s. 113-116)

Balfour Deklarasyonu

1916 yılında İngiltere başbakanlığına David Lloyd George

gelince, Filistin de, İngiltere yönetiminde bir idarenin kurulması fikri

düşünülmeye başlanmıştı. Bunun sonucunda da 2 Kasım 1917 de Dışişleri Bakanı

Balfour un ünlü deklarasyonu ortaya çıktı. İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour, 2

Kasım 1917 tarihinde Filistin de yurt edinmek isteyen Siyonist Dernekleri

Federasyonu adına Lord Rothschild e gönderdiği Balfour Bildirisi veya

Balfour Deklarasyonu denilen mektuptur. Dikkat edin Rothschild ailesi burada

da yine önemli bir rol oynamaktadır. Bu Deklarasyon şöyleydi:

  Majesteleri

Hükümeti, Filistin de Yahudi ırkı için Filistin in milli bir vatan olarak

düzenlenmesinin lehinde düşünmekte olup, bu amacın gerçekleşmesini

kolaylaştırmak üzere her çabayı sarf edecektir diyordu. Bu deklarasyonda

Balfour, İngiltere nin Filistin de bir Yahudi devletinin kurulması için tüm

imkânlarını kullanacağını bildiriyordu. İngiltere henüz tasarruf yetkisine dahi

sahip olmadığı bir bölgede Yahudilere yurt vermeyi vaad ediyordu. O dönemde

Filistin nüfusunun % 90 ı Arap tı. Ve Filistin topraklarının da % 2 si Yahudi

mülkündeydi. Yani, yaklaşık 700.000 olan Filistin nüfusunun 574.000 i

Müslüman,74.000 i Hıristiyan ve 56.000 i Yahudi idi.