Bismillahirrahmanirrahim;
SAVAŞ, çatışma ve zulümlerle anılan karışık bir zaman diliminde hassas bir süreçten geçiyoruz. Zalimler kana doymuyor. Filistin bölgesini Yahudilere vermeyi amaçlayan BelfourDeklerasyonu’nun tarihi 2 Kasım 1917. Önemli olayların 100. yılında birilerinin hatıraları depreşir. Önümüzdeki aylar önemli olaylara gebe. Yani, yaklaşıyor yaklaşmakta olan. Son yüzyılda acılara boğulan Müslümanlar uyanmak ve görevinin şuurunda olmak zorunda!
ABD’nin terör örgütlerini kullanıp DAEŞ’le mücadele bahanesine sığınarak Suriye’nin Türkiye sınırını boşaltması sebepsiz değildi. Son haftalarda, Suriye’nin kuzeyinde binlerce tırlık mühimmat yığınağı yapmakla meşgul. Uzun vadeli hesap yapıldığı açık!
Bu hazırlığın DAEŞ’le savaştırılan Kürtler veya Türkiye’nin güvenliği için yapıldığını sanmayın. Hepsi, İsrail’in güvenliği ve bölgede genişlemesi için. İsrail’in bundan cesaret alarak, Kudüs’te, Mescidi Aksa’da namazı yasaklayacak düzeyde zulmünü artırmasının sebebi bu.
Bıçağın kemiğe dayandığı noktaya gelen İsrail zulmünü protesto için Yenikapı’da yapılan Büyük Kudüs Mitingi bir final değil; devam eden İsrail zulmüyle mücadeleye verilen starttı. Saadet Partisi’nin koordinesinde, Mescidi Aksa duyarlılığına sahip farklı kesimlerden yüz binlerce Kudüs gönüllüsünün katılımıyla yapılan büyük miting karşılığını buldu. İsrail bazı konularda geri adım attı. İsrail eski Dışişleri Bakanı TzipiLivni ülkesine, “Müslümanlarla savaşın eşiğine geldik. Mescidi Aksa ile ilgili taktiksel değişiklikler yapın” uyarısı yaptı.
İsrail’in zulmünü sona erdirmesini beklemeyin. Bu onların inanç ve ideallerinin gereği! Müslümanlar tedbirde kusur etmemeli!
TEHLİKE DAVULLA GELİYOR
ÖNCEDEN sömürgeci güçler planlarını bazı bahanelerin kılıfıyla gizler, işlerini sinsilikle yürütürlerdi. Şimdi davul, zurna çalar gibi ilan ediyorlar. Sağlam tedbirlere sarılmazsak başımıza gelenlerin bahanesi olmayacak.
ABD eski Başkanı General Eisenhower, daha 2. Dünya Savaşı yıllarında şöyle diyordu: “Yalnız coğrafya bakımından bile bütün dünyada, stratejik yönden Ortadoğu’dan daha önemli bir bölge yoktur. Bütün gücümüz ve araçlarımızla örgütlenme yeteneğimizden, sevk ve idaremizden faydalanarak Ortadoğu’yu kazanmak zorundayız.”
ABD eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice 2001’de, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu’nu da içine alan 22 İslam ülkesinin haritalarını değiştireceklerini açıkladı.
Amerikan New York Times gazetesi 26. 4. 2017’de ABD’nin Ortadoğu’daki planlarını açıklayarak 5 ülkenin 14’e bölüneceğini gösteren harita yayınladı. Buna göre, Suudi Arabistan 5’e bölünüyor; Mekke ve Medine’ye farklı statüler verileceği ima ediliyordu.
Dikkat edin! Bugün Kudüs sorunu ile uğraşırken, aynı sömürgeci güç Mekke’yi, Medine’yi de hedefine koyuyor. Bugünkü sorunumuza sahip çıkmamız, yarınki sorunlarımızı çözmeye hazırlık olacaktır.
ABD Başkanı Trump seçim propagandaları sırasında Netenyahu’ya Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapma sözü verdi. (26. 9. 2016) Seçildikten sonra bazı girişimlerde bulundu. ABD, Ortadoğu’daki menfaatleri için her yolu deneyecektir. Karşımızda, emellerine ulaşabilmek için dünyayı ateşe vermekten çekinmeyecek bir üsluba sahip Trump gibi kibirli bir başkan bulunduğunu unutmayalım.
EY MÜSLÜMANLAR UYANIN!
ORTADOĞU’DAKİ hareketlilik ve ABD’nin Suriye’nin kuzey sınırında büyük mühimmat yığınağı yapması küresel sömürgecinin savaş hazırlığında olduğunu gösteriyor. Türkiye; BM, NATO, AB gibi hiçbir güce ümit bağlamasın. Örnekleri görülmüştür. Onlar, sıkıntılı günümüzde bize sırtlarını dönerler. Bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kurarak kendi stratejimizi kendimiz belirlemeliyiz.
Bölgedeki bütün silahlar ve terör hareketleri ABD’nin kontrolünde. Türkiye’nin bölge ülkeleriyle birlikte hareket etmekten başka çıkış yolu görülmüyor.
Büyük Kudüs Mitingi, birlik olma gücünün ABD ve İsrail’e geri adım attıracağını gösterdi. Kudüs gibi İslam dünyasının ortak sorunları konusunda Müslümanların uyarılması görevini yapacak bir heyetin kurulmasına ihtiyaç var. Küresel sömürgecilerin büyük oyunu bütün Müslümanlar tarafından iyi bilinmelidir. Oyunu bozmanın yolu güç birliği yapmaktan geçer.
Sömürgeciler İslam dünyasının dağınıklığından güç ve cesaret alıyorlar. Onların bunca teknoloji ve silahlarına rağmen, İslam dünyasının düşmanlarını bertaraf edebilecek gücü mevcuttur. Yeter ki, imkânlarımızı iyi kullanabilelim. Unutmayın ki, sömürgecilerin 15 Temmuz’da olduğu gibi, ülkesi ve değerleri söz konusu olduğunda her şeyden vazgeçmeye hazır inançlı fedaileri yok.
İslam dünyası, Kudüs gibi ittifak ettiği temel konularda birlikte hareket etme kararlılığını sürdürmelidir. Kudüs mitinginde Temel Karamollaoğlu anlatmıştı: “Kudüs’ü İslam Birliği’ne giden yolun mihenk taşı olarak gördük.”
Biz Müslümanlar, inancımızın gereği olan görevlerimizi yapmaya gayret edersek; Allah da bize mutlaka bir çıkış yolu gösterir.