Kudüs Bizim Aşkımız II

Abone Ol

Bu yazımı, Müslümanlar insan değil midir gibi tuhaf ve basit bir soru sorarak yazacaktım. Bir süredir yol yazıları yazıyordum, ara vermek zorunda kaldım. Sıcak gelişmeler, yaşanan olaylardan ötürü atlamakta olduğumuz konuları yazmakta zorlanıyoruz. Bazı konularımız yarım kalıyor.

"Kudüs bizim aşkımız" gecikmiş bir yazıydı. Fakat tamamlanmamış ve tamamlanamayacak bir yazı.

Kudüs, tarihin ve dünyanın merkezlerinden biri. Müslümanların da ilk kıblesi. Bugünden durup geriye bakmak insana bazı şeyleri düşündürtmüyor değil. Efendimiz, kendisine buyrulanla, Kıble nin yönünü değiştirmişti. Müslümanlar fitneden korunmak için mi yapılmıştı bu değişiklik Bizler hikmeti sorgulayacak değiliz ama hikmeti düşünme ve üzerinde yorum yapma hakkına sahibiz. Kudüs tarihinin başlangıcından beri kana ve zulme tanıklık ediyor. Müslümanlar bu kanın merkezinde olmasın için mi böyle oldu Peygamberlerin zulme uğradığı ve bir türlü bundan kurtulamadıkları bilinen bir gerçek. Hemen hepsi Kudüs ve çevresinde yaşanıyordu. Zeytin ağacının kovuğuna saklanan peygamberin testereyle doğrandığı, bir kuyudan veya bir mahzenden çıkarılan Yahya peygamberin başının kesilerek bir tepside Salome nin önüne konulduğu ve o kupkuru kelleden intikam alırcasına öpülüşüne olan bir tanıklık. Romalılar tarafından sürülen Yahudi milletine, Bizanslıların soluk aldırmayan sürecine, I. Haçlı seferlerinde yüz binlerce Ermeni nin, Müslüman ın ve Yahudi nin katledilerek kanlarının akıtıldığı bir tanıklık.

Merhum Mustafa Müftüoğlu ağabeyimizde ifadesini bulan: "Tarih Yalan Söylemiyor"una hak verdirecek olan bir tanıklık. Müslümanlar ruh ve uygarlık merkezlerini ve kendilerine ait olanı kurmak için Mekke ye ve Medine ye yöneldiler. Bütünüyle saf olan ve kendi olan bir medeniyet şehrini kurdular. Bu örnek Medine / medeniyet gelişimi hem saf hem de kuşatıcıydı. Ama Kudüs, yaralı bir şehir ve mazlum bir şehirdir. Fitnenin kaynadığı bir tarihi süreçte, gene oraya huzur getiren, büyük ölçüde adaletle, insanların huzur içinde yaşamalarını sağlayan Müslümanlar olmuşlardır. Hazreti Ömer efendimizden itibaren, sadece arada geçen yüzyıllık bir Araf tan Salahaddin Eyyubi nin fethiyle gerçekleşen ve günümüze kadar gelen süreçte Kudüs bir huzur ve sükûn şehri olmuştur.

Müslümanların yönetimindeki bir Kudüs te her ırktan dinden ve meşrepten insanlar bir arada huzur ve adalet içinde yaşamışlardır.

Kudüs ün huzuru Müslümanların elinden çıkmasıyla bozulmuştur.

Kudüs, Siyonist Yahudiler, İngiliz Amerikan işgaline girdiğinden beri, hem Orta Doğu nun, hem dünyanın ve insanlığın huzuru kaçmıştır. Geçen yüzyılın ortasına kadar Kudüs bir huzur ve sükûn beldesiydi. Terörizmi Müslümanlara mal edenler ve Müslümanları terörist olarak nitelendirenler dönüp tarihe Peygamberlerin yaşadıklarına ve tarihi sürece bir kere daha dikkatle ve ibretle baksınlar.

Sanal bir zamanda insanlar efsunlanmışlardır.

Sanal bir süreçte insanlar Hollywood efsunlanmasının altındadırlar.

Müslümanlar duyarlılıklarını yitirmektedirler, onlar da bu dalganın etkisindedirler.

Çıkar duyguları insanları büyülemiş akıllarını başlarından almıştır.

Evet Kudüs bizim aşkımızdır.

Aşkımızdır ama Siyonist ruh kanlı ruhunu kusmaktan geri kalmıyor. Yahudiler kendilerinin dışındakileri insan olarak görmüyorlar. İnsanlığı ve tarihi kana buluyorlar.İşte size bir örneği. Bir önceki yazıma gelen bir Siyonist in veya o ruhun temsilcisinin cevabı. Kudüs niçin bizim aşkımızdır anlayın. Metne hiç dokunmadan alıntılıyorum.

"KUDUS ISRAEL DEVLETININ EZELI VE EBEDI BASKENTIDIR. FILISTINLLER TERRORISTTIR,VE TERRORISTE YAKISIR BIR SEKILDE GEBERECEKLERDIR SEN VE SENIN GIBILERDE SONSUZA DEK HAV HAV HAVIYACAKLARDIR, CAGLAYAN VE BEYAZIT MEYDANLARINDA

FREDI"

Yorumu size bırakıyorum ve evet işte bunun için Çağlayan Meydanı nda olmalıyız Kudüs ve insanlık aşkımız için.