Ekonomide temel kuraldır, "kriz dönemleri" ile "refah dönemleri" birbiri ardı sıra gelir ve peş peşe birbirini takip eder.
Savaş, sel, kuraklık, hastalık, çekirge sürüleri ve benzeri daha nice âfetler gıda üretiminde ve varlığında kıtlık oluşturur. Bu gibi âfet zamanlarında insanlar gıda ihtiyaçlarını gidermek ve kendilerini doyurmak için taşınmazlarını satmak zorunda kalırlar. Dolayısıyla, diğer bütün taşınmazlarla birlikte insanların oturdukları evler ucuzlar, kiralar düşer
Gıda maddeleri pahalılaştığı için insanlar üretime yönelirler. Üretim faaliyetlerinin artmasına paralel olarak, başta gıda olmak üzere her türlü mallar bollaşır, refah dönemi gelir
Bolluk olunca bu sefer gıda maddeleri ucuzlar, evler ve kiralar pahalı hâle gelir. Çünkü insanların eline para geçmiştir. Paraları çok olunca taşınmazları satın alırlar. Bu durumda taşınmazlar yani evler ile ilgili talep patlaması binaların fiyatlarını yükseltir ve bu dönemde de kiralar artar...
Ekonomide temel kural olan bu "kriz dönemleri" ile "refah dönemleri"nin birbiri ardı sıra gelip peş peşe birbirini takip etmesi durumu, işte böyle periyodik olarak sürüp gider.
*
Krizle ilgili kritik soru ve cevabı
Bu periyodik "kriz dönemleri" ile "refah dönemleri"nin kaç yılda bir tekerrür ettiği henüz ilmen sabit olmamıştır. Bu alandaki araştırma ve çalışmalar devam etmektedir
Şimdilik şu kadarını biliyoruz ki, kısa dönemler on yılda bir tekerrür etmektedir. Bu üç kısa dönem krizlerinden biri uzun olmaktadır. Böylece bir asırda yani yüz yılda üç defa "büyük krizler" olur. Bu husus büyük İslâm âlimi İbni Haldun un [Tunus 1332 Kahire 1406] açıklamalarından beri bilinmektedir.
Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan 1933 krizi insanlık tarihindeki meşhur krizlerdendir.
Kâğıt para bir güçtür. Asrımızda kâğıt paranın icadı ile devletlerin bu krizlere müdahale etme imkanları doğmuştur. Kâğıt parayı devlet basmaktadır. Dolayısıyla devletin elinde büyük bir ekonomik güç vardır. Bütün mesele, devletin bu gücü kimin lehine kullanacağı meselesidir.
Buradaki kritik soru şudur:
-Devlet para yani kredi gücünü "halk için" mi kullanacaktır
-Ya da, halk için değil de "tekel sermaye için" mi kullanacaktır
Asıl yapılması gereken nedir
*Kriz zamanı gelmeden önce krediler tüketim mallarının üretilmesine verilir, böylece kriz gelmeden yöneticiler tarafından gerekli tedbirler alınır.
*Refah zamanı gelmeden önce de krediler yatırıma verilir, bu sayede evlerin pahalılaşması ve kiraların yükselmesi önlenir.
*
Zalim düzen uygulamaları
Elbette yukarıda hatırlattığımız bu durum o ülkede adil bir düzen var ise ve o ülke gerçekten adalet üzere yönetiliyorsa böyledir.
Ama o ülkede adil bir düzen değil de zalim bir düzen hükümran ise, o zaman sonuç bunun tersi olur. Tersi olunca ne olur, kısaca hatırlayalım.
Zalim düzende;
-Kriz zamanında yatırıma kredi verilir, gıda maddelerinin pahalılaşmasına sebep olunur.
-Kriz devam ederken yatırım kredileri de kesilir ve krizin daha da şiddetli olması sağlanır.
-Sonra bir de bakarsınız ki, deprem olacak gibi suni destekler de gündeme taşınarak birden taşınmazların fiyatları daha da yükseltilir.
-Ve sonunda bu krizlerden yararlanan "tekel sermaye" vurgunu vurur.
Dikkatinizi çekerim; son bölümde anlattıklarım aynen bizim bugünlerde ülkemizde yaşamakta olduğumuz durum ve zalim bir düzen çerçevesinde sözde yönetim hikâyemizdir. Bu hikâyedeki acı taraf, bu uygulamaların maalesef adı "Adalet ve Kalkınma Partisi" olan birileri tarafından yapılıyor olmasıdır.
Ne diyelim; Allah ıslah etsin.
Türkiye son dönemlerde, özellikle 1950 den beri böyle yönetiliyor. Yani, -bilerek veya bilmeyerek- tam da zalim düzen uygulamaları ve ülkeyi sözde yönetiyoruz tafraları arasında, önce zavallı halkımızı çeşitli oyunlarla müşkül durumlara düşürmeler, ondan sonra da sömürü sermayesine peşkeş çekmeler
Yarın, halkımızın bu krizlere karşı alması gereken tedbirler üzerinde duracağız.