Sık sık televizyonlarda icra dairelerinde işleme konulmuş dosyaların görüntüleri ekrana geliyor. Bu arada çekilen ve ödenemeyen banka kredileri yanında ekonomik kriz sebebiyle çıkmaza girmiş ya da girmekte olan bir takım işletmeler verilen kredilerle canlandırılmak isteniyor. Bunun için son olarak 250 milyarlık kredi paketi hazırlandı. Yapılan açıklamaya göre imalat sanayi, ihracatçı, kadın girişimci, EYT tazminatı ödeyecek işletme, gayrimenkul sektörü gibi pek çok alana hitap eden paketler devreye sokulmuş ya da sokulmak üzere. Kredi almak, borç almak olduğuna göre bir yandan dar ve sabit gelirliler kredi kartları yoluyla sürekli olarak bankalara borçlanıyorlar. Ödeyemediklerinde ya da borçlarının bir bölümünü ödemek durumunda kalanlar aylık yüksek faizler borçlarını artırıyor. Kısacası alınan kredi elbette bir işi olup da onu büyütmek isteyenler ve çalıştıkları alanda bu işin ustası olanlar elbette verilecek düşük faizli kredilerle çarklarının dönmesini sağlanmış olabilir. Ancak, alınan kredi borçtur ve bunun için çeşitli teminatlar alınır. Söz gelimi bir milyon lira kredi ile bir ev sahibi olmak isteyen vatandaş aldığı krediyi ödeyemediğinde aldığı ev haczedilecek demektir. Çünkü verilen kedi bir insanı çıkmazdan çıkarmak için verilen destek değildir. Bu bakımdan ister ev almak ister işini geliştirmek için almış olsun aldığı paranın karşılıksız destek olmadığını bilmesi ve gelirine göre ayağını uzatması gerekiyor. Aksi halde bir noktadan sonra borcunu ödeyemez duruma düştüğünde o güne kadar ödediklerinin boşa gideceğini, satışa çıkartılacağını bilmek durumundadır. Yöneticiler hazırladıkları her paketi yüz yılın olayı olarak takdim ediyorlar ama yıllardan beri insanlar içine yuvarlandıkları ekonomik kriz sebebiyle bırakın birikim yapmayı, sürekli borçlanarak ayakta kalabilmenin mücadelesini veriyorlar. Bunun sebebi ise yaşanmakta olan ekonomik kriz.
Söz gelimi orta gelirlileri ev sahibi yapmak için bir kampanya başlatıldı. Sadece orta gelirli değil dar gelirlilerin de bir ev sahibi olmaları gerekir. Çünkü kapsını açıp girilecek, kilitleyip çıkılabilecek bir ev insanlar için ciddi bir güvencedir. Ancak, milyonlarla ifade edilen faizli krediler ev sahibi olmak isteyen orta gelirli insanları yeni bir krize sokabilir. Bunu felaket tellallığı yapmak için hatırlatıyor değilim. Çünkü uzun vadeli kredilerin ödenebilmesi için insanların ömürlerinin uzun bir süresini buna ayırmaları gerekiyor. Özellikle bir ev almak için 15-20 yıl borçlanmak durumunda kalan insanların ikinci bir hayal kurabilmelerine imkân kalmayabiliyor. Çünkü 5-6 bin lira taksitten söz ediliyor. İş hayatındaki hafif bir tökezleme insanları daha ciddi bir krize itebilir. Bu bakımdan topluma pembe tablolar çizerek sanki karşılıksız ev dağıtıyormuş görüntüsü vermemeleri gerekiyor. Özellikle de ödenecek kredi taksitlerinin sabit mi yoksa her yıl değişecek mi olduğunu bilmeleri gerekiyor. Bunun yanında özellikle iş adamlarının ekonominin geleceğini çok iyi hesap etmeleri, ona göre adımlarını atmaları şart. Çünkü hâlâ fiyat artışları durmuş değil. Bırakın fiyatların düşmesini, sabitlenmesi için çalışılıyor. Gelinen son noktada lokantaların da fiyat sabitlenmesi tartışılıyor. Çünkü fiyat artışları devam ettiği sürece müşterilerin bir bölümünün lokantalara gitmeyeceği, daha doğrusu gidenlerin azalacağına dikkat çekiliyor. Yani ekonominin geleceği fazlaca güven vermiyor. Unutulmaması gerekiyor ki, hâlâ 3 milyon 900 bin vatandaş bankaların takibinde. Medyaya yansıyan bu tür haberlere cevap veren de olmadığına göre işler sağlıklı şeklide gitmiyor demektir. Bir de iktidar bir takım adımları seçim sebebiyle yapıyorsa gelecek için yüksek taksitlerle ve uzun vadeli borçlanmalara fazla girmemek, giriliyorsa da iyi hesap yapmak şart.