Kredi sıkıntıdır

Abone Ol

İMKB’de işlem gören 6 büyük bankanın, 2012 son çeyrekte, bir önceki yıl aynı döneme göre yüzde 27,5 artışla toplam 4,4 milyar lira net kâr açıklaması bekleniyormuş. Söz konusu artışta TÜFE’ye endeksli kâğıtların marjlara olumlu etkisi, güçlü kredi büyümesi, iyi beklenen ticari kâr ve takibe dönüşen kredi satışlarından elde edilen gelirlerin desteği etkili olacakmış. Şimdi bunu halk diliyle okumaya çalışalım ve sonuçlarının ne olacağını bir de biz tahmin edelim.

Ekonomide okuma yapmak için eş anlamlı kelime kullanmak gerekiyor. Mesela, daha önce “zam” yerine “fiyat artışı” konmuş, bir süre sonra eş anlamlı bu kelime geliştirilerek “güncelleme” adını almıştı. Yapılan güncellemelerin sadece gider kalemlerinde olması ise vatandaşı, yaşadığı sıkıntılarına karşı kredi çaresizliğine düşürmüştü. Aslında plan buydu ve bu durumda sıkıntıların kredi ile aşılacağı fikri vatandaşa kabul ettirildi. Peki, sıkıntı, yeni bir sıkıntı ile aşılabilir mi

Aşılamadığı görüldü, çünkü kredinin kendisinin bir sıkıntı olduğu bilinemedi. Ödeme kolaylığı, ödeme imkânı olarak algılandı. Şimdi bu algının yavaş yavaş çözülmeye başladığını görüyoruz. Ancak bu çözülmenin hızlanması için bir tavsiyemiz olacak: “Kredi” gördüğünüz tüm görüntüleri eşanlamlısı olan “sıkıntı” ile görebilmek.

Konuya bireysel başlamakta fayda var. Bireysel “kredi”ler, pardon “sıkıntı”lar sürekli artıyor. Bu yetmezmiş gibi tüketici sıkıntıları da artıyor. Bu aşamayı tetikleyen unsur ise sıkıntı kartlarının limitlerinin kısa sürede dolmasıdır. Yaşadığı sıkıntıları aldığı sıkıntılarla sürekli arttıran vatandaş bu sefer ev sıkıntısı, araba sıkıntısı gibi birçok çeşitli sıkıntılara da düçar oldu. Kredinin sıkıntı olduğunu geç fark eden vatandaş, evini ve arabasını nakite çevirerek sıkıntılarını kapatmaya çalıştı ancak sadece sıkıntıları artmış hatta katlamış oldu.

Konunun daha iyi anlaşılması için bankaların yaptığı kampanyaları okumak gerekiyor. “Günde 5 liraya sıkıntı” satan bankaların talep görmesi “bayram öncesi sıkıntı”ları arttırmış, çözüm olmayınca “bayram sonu sıkıntı”ları devreye girmiş oldu. Kredilerin sıkıntı olduğunun fark edildiğini fark eden bankalar, şimdilerde “tasarruf yapan sıkıntı”lara yer vermeye başladı. Kısacası başa geri döndük ve aslında yaşanan sıkıntının kredi alarak değil de tasarruf yaparak aşılacağını yine aldığımız sıkıntılarla yeniden öğrenmiş olduk.

Bu saatten sonra geleceği okumak zor olmasa gerek. Şimdi ekonomideki açıklamaları ve banka reklâmlarını yeniden gözden geçirdiğimizde, ekonomi yetkilileri bankacılık sektöründe bu yıl yüzde 10–15 kâr artışı olacağını tahmin etmesinin vatandaşın bu yıl yaşayacağı sıkıntılarının da bu seviyede olacağını gösteriyor. Sektörde yüzde 15–20 arasında kredi büyümesi öngörülüyor olması da sıkıntıların hangi düzeye geleceğini göstermek için yeterli olmakta.

Baştaki habere tekrar dönecek olursak, güçlü kredi büyümesi sıkıntıların güçleneceğine, takibe dönen kredi satışlarından elde edilen gelir artışlarının yaşanan sıkıntıların katlanılamayacak düzeye eriştireceğine işaret olsa gerek.  Bu durum vatandaş için geçerli olduğu kadar devlet için de geçerlidir. Ekonominin kredi notunun sürekli artması sıkıntıların da sürekli artacağı anlamına gelmez mi Bu ülkede kredisiz büyümenin bir yolu yok mu ya da yokmuş gibi mi gösterilmeye çalışılıyor! Kredilerle, daha doğrusu sıkıntılarla değil, bir an önce çözümlerle buluşmalıyız. Aksi takdirde bize kredi veren çok olacaktır. Eee ne diyelim, sıkıntınız batsın!