Doğu halk hikayelerinde ışık teşbih olarak kullanılmıştır. İyiliği güzelliği, bilgiyi doğru yolu temsil eden ışık, insanın yetenekleriyle ilgili görülmüştür.
Işığın örtülmesi, karartılması ise iyiliğin önünün kapatılması ve yok edilmesi olarak anlaşılmıştır. Doğu halkı, karanlığı ve güneşi yüzyıllar boyunca hikayelerinde kullanmışlar ve insanlara vermek istedikleri mesajlarını bu kavramlar üzerinden vermişlerdir. İşte ışığın önemini anlatan bir hikaye:
Bir gün bir kral, halkını memnun etmek istemiş ve onlara bir güneş saati getirmiş. Nasıl olsa halkım bununla saatin kaç olduğunu, hangi saatte neler yapabileceklerini öğrenirler diye düşünmüş. Gerçekten de bu hediye insanların hayata bakışlarını ve yaşamlarını değiştirmiş. Halk artık günün değişik zamanlarını ayırt etmeye ve zamanı daha verimli kullanmaya başlamışlar. Hayatlarına düzen girmiş, artık daha dakik, daha disiplinli ve üretken olmaya başlamışlar. Tabi ki bu da onların ekonomik standartlarını geliştirmiş ve kralın ülkesi daha zengin bir ülke olmuş. Ancak tam da bu günlerde hak vaki olmuş ve kral ölmüş. Kralın ölümüne çok üzülen halk, ona olan hayranlıklarını ifade etmek için, neler yapabileceklerini düşünmüşler ve güneş saatinin etrafına altından bir tapınak yaptırmışlar. Fakat tapınak bittiğinde, kubbe ve güneş saatinin üstüne doğru yükseldiğinde güneş ışınları artık kadrana ulaşamaz olmuş. Güneş saati kapanmış, ve halka zamanı gösteren gölge yok olmuş. Bunun sonucunda insanlar dakiklik, güvenirlik ve üretkenliklerini kaybetmişler. Herkes kendi bildiği şekilde hareket etmiş. Sonunda krallık çökmüş.