Kovid-19 ve ruh sağlığımız üzerine…

Abone Ol

Geçenlerde alışveriş için mahallemizdeki bir dükkâna girdim. Azıcık soluklanmak için kenardaki taburelerden birine oturdum. Diğer taburede 3-4 yaşlarında bir çocuk oturuyordu. “Merhaba küçük abla” dedim. Suratıma sert bir bakış attı. Çocuklarla arası iyi olan biri olarak bu tepkiye bozulmadım değil. Ne yapalım her zaman çok başarılı ilişkiler kuracak değiliz ya, yabancılardan hoşlanmıyor herhâlde diyerek önüme döndüm. Az sonra alışverişini bitiren annesi hadi kızım diye seslendi. İşte neler olduğunu bundan sonra anladım.

Çocuk annesinin hadi demesiyle bağırmaya başlamıştı. Ama ne bağırma? Dükkân aslında küçüktü ve annesi ona çok yakın bir mesafedeydi ama çocuk buna rağmen ağlıyordu. Mecburen annesi geldi elinden tutup tabureden indirdi. Ne olduğunu anlayamadığımız için şaşkın şaşkın bakan bize dönüp, “Kovid’den sonra böyle her şeyden korkar oldu” diyerek durumu anlattı. Meğer annesi olmadan tabureden dahi inemeyecek kadar korkmuştu yaşadığı dünyadan yavrucak. Az sonra dükkânın önündeki iki adımlık merdivenden inerken de aynı şekilde bağırıyordu. Annesi elini tutuyor olmasına rağmen…

Yaşadığı başka sorunlar mı vardı çocuğun bilemiyorum. O kadar tanıyacak kadar vakit geçiremedim ama annesinin ifadesi, daha sonrasında görüştüğüm kişilerden ve okuduğumuz vakalardan sonra çocuklar başta olmak üzere birçok insanın bu salgından psikolojik olarak etkilendiği bir gerçek. Daha doğrusu salgından değil, oluşturulan korku salgınından etkilendiğimiz bir gerçek. Mesela çok sosyal olduğunu söyleyen orta yaşlı bir hanımefendi bir yıldır hiç sokağa çıkmayınca artık tek başına sokağa çıkamadığını, bir başkası üstgeçitten geçerken aniden yükseklik korkusuna yakalandığını ifade ediyor. Bir başka dükkân para üstü olarak ıslak para veriyor ve “kusura bakmayın sürekli alışveriş yapan bir müşterim paraları yıkamaya başladı” diyor. Size de bir yerlerden tanıdık geldi mi her şeyi yıkamak?

Tedbir kapsamında uygulanan politikaların ruh sağlığımız üzerinde çok büyük etkileri var elbette. Zira günlerce eve tıkılmak gibi uygulanan sözde yasaklar fıtratımıza ve sağlığımıza aykırı şeyler. Fakat burada medyanın gücünü de es geçemeyeceğiz. Salgın haberlerini o kadar abartarak ve korkutarak verdikleri yetmiyormuş gibi bir de son zamanlarda takıntılı, psikolojik sorunlu karakterlerden geçilmeyen dizi furyası başlattılar. İş ve okul dışında tek aktivitesi mecburen ekran karşısında biraz zaman geçirmek olan insanları bir de böyle geriyor ve yoruyorlar.

Tamam ortada bir hastalık var ama bu durumu ne normalleştirebiliriz ne de savaş havasına sokmalıyız. Hele hele dünyanın sonu gelmiş gibi bir ruh yapısına hiç bürünemeyiz. Ruh sağlığımızı bozacak, çocukların özgüvenini kırarak korkutacak şekilde bir ruh yapısına da girmemeliyiz. İlla psikolog olmamız gerekmiyor akl-ı selimle düşünebilen herkes hastalık baskısı ve korkusunun sürekli empoze edilmesinin kişinin ruh sağlığını bozacağını, hele hele bu korkular ile büyüyen her çocuğun ciddi problemler yaşayabileceğini tahmin edebilir. Korkarım ki tedbir alınmazsa korkak, pısırık bir nesil yetişecek.

Normalleştirme demişken geçenlerde bir çocuk dergisinde karakterlerin maske ile resmedildiğini gördüm. Acaba kurgu dâhilinde mi diye düşündüm ilk önce. Olur ya bir mesaj vermek istiyordur yazar. Ayrıntılı inceleyince gündeme ayak uydurulduğunu anladım. Daha sonra dikkat ettim ki bilinçli olarak çocuklarla ilgili birçok çalışmada maske ile resmedilen karakterler var. Zaten çocuklar kafasını nereye çevirse virüs hakkında konuşuluyor ve bizim ne kadar gündemimizdeyse çocukların da gündeminde varken çocuk yayınlarında niçin gündemlerini bu konuyla meşgul ederek, bu durumu onlara normalleştirelim ki? Bu onlara her an hastalanabilirsin baskısı yapmaktan başka ne işe yarar?

Bu vesileyle öğrendim ki çocuklara sevdirmek için özel olarak tasarlanan süper kahramanlı maskeler varmış. Maskenin doğru kullanılmadığında süper virüs yayıcı olduğu ve şu an yetişkinlerin dahi maskeyi yanlış kullandığı ifade edilirken, kendini kollamakta zorlanan bir çocuğa maskeyi özendirmek hangi mantığa sığıyor acaba?

Elbette çocuğa temizlik ve hijyen kuralları öğretilmeli. Eve her geldiğinde, yemekten önce ve sonra elleri yıkamak, umuma ait alanları temiz tutmak gibi şeyleri salgın olsa da olmasa da her insanın küçük yaşlardan itibaren alışkanlık haline getirmesi gerekiyor.

Toparlayacak olursak şuan yaşadığımız sorunların kısa vadede verdiği zararları gözle görebiliyoruz. Ancak günümüzde hesaplayamadığımız birçok sorun ile gelecekte karşı karşıya kalacağız. Maalesef şuan ki sorunlarla bile başa çıkamazken kimse uzun vadede yaşayacağımız sorunları önlemeye dair bir tedbirden söz edemiyor. Ekonomideki, eğitimdeki, ticaretteki birçok problemi, aksamayı zamanla çözebilirsiniz. Zamanında yapılan gibi olmasa da bunlar bir şekilde telafi edilebilir şeyler. Ancak ruh dünyamıza zarar veren şeyleri tamir etmek o kadar kolay olmuyor. Özellikle çocuklar için tedbir alınmaz, bu durum doğru yönetilmezse büyük sorunlarla karşı karşıya kalmamamız kaçınılmaz gözüküyor.