Kötüler azabı celbettiği gibi iyiler de rahmeti celbeder

Abone Ol

Hadis-i şerifte işaret edilen Enfal suresi: 33. ayet-i kerimede şöyle buyurulmuş oluyor: Halbuki Ey Muhammed! Sen onların içinde iken ALLAH onlara azab edecek değildir. Sen onlar için rahmetin kendisiydin, senin bulunduğun yere azab indirmek imkân ve ihtimal dahilinde değildi. Ayrıca onlar tevbe ve istiğfar ederken veya edeceklerken de ALLAH onlara azab vermezdi. Yani sen onların içlerinden çıksan bile onlar tevbekâr olup istiğfar ettikleri takdirde veya içlerinde istiğfar edip imana gelenler veya gelecekler varken de onlara öyle köklerini kazıyacak bir azab erişmezdi.

Nitekim hiçbir kavim, peygamberleri içlerinden alınmadan toplu azaba uğratılmamıştır. İyiler içinden de kötüler zuhur edip, zulüm yapmaya ve zulümde aşırı gitmeye başladığı zaman, zulüm ve isyanın olumsuz etkisiyle meydana gelecek olan fitnenin zararı iyilere de dokunduğu gibi, kötüler içinde fevkalade iyiler zuhur etmeye başladığı zamanlarda az da olsa iyilerin yüzü suyu hürmetine o kötülerin hak ettikleri ceza ve azab affa veya tehire uğrar. Kötüler azabı celbettiği gibi iyiler de rahmeti celbeder.

Bu felaket asrında biz müslümanlara düşen görev sürekli istiğfara devam etmektir. Felaketlerin ve belaların gelmemesi veya geç gelmesinin sebeblerinden biri yerin üstünde ve altında ALLAH Teâlâ nın sevgili kullarının bulunmasıdır. Bu mübareklerin dualarının ve yüzü suyu hürmetlerine belalar gelmiyor veya geç geliyor. Hz. Peygamber (SAV) buyuruyor ki:

Şu ümmetim rahmete mazhar olmuş bir ümmettir. Ahirette azaba maruz kalmayacaklardır. Onun azabı dünyadadır. Fitneler, zelzeleler ve katl. (Ebu Davûd, NO: 4278)

Bu hadis-i şeriften anladığımız üzere bu bela ve musibetler mü minler için rahmettir. Felaket anında hayatını kaybeden mü minler şehitlik mertebesine ulaştıkları, felaketi yaşayıp da hayatta kalanların ecir ve sevablarını ancak ALLAH Teâlâ bilir. Musibetlere karşı sabır ile ilgili bir çok ayet-i kerime vardır. Müslümanları uyarıyorum:

1- Belâ ve felaketlerden korunmak için güçlerinin yettiği kadar sadaka versinler. Muhtaç, sıkıntılı, perişan vatandaşları arasınlar, bulsunlar, yardım etsinler. Yardımlarını, ihtiyacı olmayanlara vermesinler.

2- İbadete sarılsınlar, beş vakit namazı kılsınlar, erkekler vakit namazlarında camilere gidip cemaatle eda etsinler.

3- Herkes tevbe ve istiğfar etsin. Daima tevbe ve istiğfar edelim. Depremler, afettir, felakettir, musibettir, belâdır. Kazaların ve belâların defi için çokça tövbe istiğfar etmeliyiz. Dua, tevbe ve istiğfarlara devam edersek belâ ve musibetlerden korunacağimız kesindir. İnancımız kesindir ki tevbe ve istiğfara devam edenler kesinlikle koruma altında olacaktır.