Konyaspor sezon başından bu yana hiçbir maçında rakip karşısında hiç bu kadar tehlikeli pozisyonlar oluşturamamıştı. Atılan gollerde bile bu kadar kolay girilmiş pozisyonların esiri değildi. Hele hele isimliyi bırakın en sıradan bir rakip karşısında bile Konyaspor kendi sağ kanat bölgesindeki oyuncusu ile hiç bu kadar rakip kaleci ile karşı karşıya kalamamıştı.
İşte bu ilk paragraf maçın aynasıdır. Galatasaray sahaya Sabri ve Josue gibi çakma iki ön kanat oyuncusu ile çıktı. Selçuk, De Jong ön libero görevini değişimli gibi paylaşırlarken, Sneijder maç boyunca Eren'den acaba bir duvar pası ortağı çıkar mı diye çabalayıp durdu. Arka dörtlü klasik gibiydi de, yukarıda da değindiğim gibi Carol'un arkası rakip için adeta bir pozisyon bulma cennetini oluşturdu. Hele hele oralara kadar kopup gelen rakibin sağ beki Skubiç ise Galatasaray'ın kulübedeki teknik adamları ne iş yapar diye merak ederim. Merakımı şöyle giderebilirdim; Carol'u kenara alır, Hakan Balta'yı oraya sürüp Ahmet Çalık'ı Semih'in yanına yerleştirirdim.
Konyaspor bu maçın ilk yarısını net biçimde 4 farklı önde bitirirdi. Şayet kenardan çıkan al da at paslarına bırakın vurmayı dokunabilselerdi... Şayet sağ bek Skubiç kale içine topla girebileceği pozisyonları tuhaf şut denemeleri ise boşa çıkartmasaydı. Ama kaptan Ali Camdal'ın, ki o ana kadar sahanın en iyilerindendi, hakemle diyaloga girip adeta kendini arttırmak için yalvarması ise yenilginin bir başka sebebi oldu. Yani maçı Galatasaray kazanmadı, Konyaspor kaybetti gibidir...
Bir özel paragraf daha açalım. Galatasaray tribünlerinin, yani Arena'nın bazı müdavimlerinin Sabri aleyhine yaptıkları tezahüratlara hep karşı çıkmışımdır. Hep demişimdir ki, Sabri'yi direkt oynatmasam bile 18 kişilik kadrodan uzak tutmam. Bu maçta da Galatasaray girdiği dört pozisyondan üçünde Sabri'yi alkışlamak zorunda kaldı. Hele hele gol... Önce sağ ayak, sonra da yürümek için kullandığı solla harika bir plase... Şimdi utandınız mı?
Rodriguez nasıl mı? Bayağı oyuncu be... İki ayakla top sürebiliyor, kafası hep yukarıda... Oyun alanını kontrolü altında tutuyor. Yani Yasin'den de, Bruma'dan da beş defa daha kaliteli... Ama son adam Eren'in yerine sağlıklı bir Podolski ki o da bana göre o yerin adamı değil, hangi tipten olursa bir santrfor bulanamazsa bu Galatasaray çabuk çıkar zirve yarışından... Pardon unutmadan; Ahmet Çalık'ın 94. dakikada oyuna girmesi neyin nesidir bunu da anlamadım... Buz gibi adamın o son saniyede ısınmadan yapabileceği bir hamle, kısa bir koşu adalesinin yırtılmasına neden olabilir miydi? Demek ki kulübede ne bilginler var...