Koronavirüs başımızı ağrıtmaya devam edecek

Abone Ol

İki yılı aşkın süredir devam eden koronavirüs salgını öyle anlaşılıyor ki, sağlığımızı tehdit etmeye devam edecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu husustaki düşüncesini dünkü grup toplantısında salgın ile bir süre daha mücadelenin devam edeceğini sandığını söyleyerek dile getirdi. Bir bakıma koronavirüsün Omicron varyantının ilk görülmeye başladığı günlerde gerek içerideki gerek dışarıdaki bu işin uzmanları olumlu açıklamalar yapmış, söz konusu varyantın  koronavirüsün hayatımızdan çıkma noktasına geldiği şeklinde değerlendirmeler söz konusu olmuştu. Bunun ötesinde bu varyantın özellikle çocuklarda etkisinin giderek azalacağı da ifade edilmişti. Ancak, aradan çok geçmeden Omicron varyantı ile ilgili iyimser açıklamalar yerini giderek karamsarlığa terk etti. Söz gelimi, şimdilerde Omicron varyantının çocukları daha çok etkileyebileceği ifade ediliyor. Özellikle de bu varyantın yayılma hızının çok yüksek olduğuna sıkça dikkat çekiliyor ve Omicron paniğinin hızlı bir şekilde dünyayı sardığı ifade ediliyor. Zaten AB ülkelerinin aldıkları yeni kısıtlama tedbirleri de bunu gösteriyor. Bu gelişmelerin ardından Prof. Dr. Uğur Şahin’in, “Üç doz aşı olanlar bile Omicron bulaştırabilir” açıklaması sanıyorum olayın ciddiyetinin boyutlarını göstermeye yetecektir. Çünkü şimdiye kadar koronavirüs salgınının önlenmesinde aşılamanın önemi sık sık tekrarlandı. Önceleri iki doz aşılamanın salgının önünü kesmeye yeteceği ileri sürülürken, giderek hatırlatma dozlarına ihtiyaç olduğu, aşılı olanların da bu hastalığı bulaştırabileceği ifade edildi. Şimdilerde bırakın ikinci, üçüncü dozu dördüncü dozların da gerekli olduğu açıklamaları gelmeye başladı.

Diyelim ki, salgının iki yıl önce ortaya ilk çıktığında koronavirüs hakkında kesin bilgiler yoktu. Geçen zaman içinde gerekli bilgiye ulaşılamadı mı? Hem de farklı aşılar uygulamaya konulmuş olmasına rağmen, aşının salgına karşı etkisinin net olarak ölçülmesi mümkün olmadı mı? Eğer hâlâ salgının ilk günlerindeki bilgi yetersizliği devam ediyorsa, yani kesin ve yeterli bilgilerle değil el yordamı ile mücadele sürdürülmeye çalışılıyorsa o zaman salgın karşısında insanlığın yetersiz kaldığını söylemek yanlış olmaz sanıyorum. Bunun da ötesinde geçmişte hayatımıza girmiş olan bir takım aşılar gibi koronavirüs aşısı da bundan böyle belli periyotlarla uygulanmaya devam mı edilecek? Eğer böyle ise açıklamaların netleşmesinde yarar yok mu? Çünkü kısa aralıklarla yapılan açıklamalar arasındaki farklar, hatta tutarsızlıklar insanları belirsizliğe ve söylenenlere güvensizliğe itiyor. Bu ise bir takım kişilerin sürdürdükleri aşı karşıtı kampanyaları daha etkili hale getiriyor. Böyle olunca da koronavirüs ile mücadelede gerekli etki tam olarak sağlanamıyor.

Tüm bunlar tekrar gündeme getirişimin sebebi ise, dünya üzerindeki ekonomik sıkıntılar, hatta bir takım ürünlerin piyasada bulunamayışının sebebi tedarik zincirindeki aksaklık, yani salgın sebebiyle üretimde ortaya çıkan düşüşle birlikte üretilmiş ürünlerin insanlara ulaştırılmasında yaşanan karmaşanın sebebi de hep salgın ile izah ediliyor. Yani, koronavirüs salgını sadece sayıları milyon ile ifade edilen insanın hayatına mal olmuyor, hayatın tüm alanlarını menfi yönde etkileyen bir sonuç ortaya koyuyor. Diyebiliriz ki, çeşitli ülkelerdeki iktidarlar başarılarını kendilerinden bilirken, başarısızlıklarını salgın ile izah ediyorlar. Hemen belirteyim ki elbette salgın hayatımızın her alanında olumsuzluklara yol açmıştır. Ancak, her olumsuzluğu eğer salgın ile izah etmekte bir yanlışlık yok ise salgınla mücadelede yeterli ve etkili olunamıyor demektir. Böyle olunca da koronavirüs ile mücadele bir takım ekonomik kaygılarla yeterli mücadelenin yapılmıyor olmasının affedilir bir yanı olamaz. Çünkü insan hayatı her şeyin önünde gelir, gelmelidir.