Ölümden, hastalıktan, yoksul kalmaktan ve karanlıktan
korkuyorsun öyle değil mi
Soğuktan sıcaktan, açlıktan susuzluktan korkuyorsun
İnsansız kalmaktan ya da insanlardan korkuyorsun öyle
değil mi
Vakitsiz gitmekten, vakitsiz kopmaktan vakitsiz acıdan
korkuyorsun.
Korkularının tamamı aslında kaybetmeye yönelik biliyor
musun
Aslında sen, hayatına anlam katan maddi ve manevi
imkanlarını kaybetmekten korkuyorsun.
Geleceğinin karanlık olabileceğinden korkuyor ve çareler
arıyorsun.
Kaybetmek endişe veriyor değil mi
Çünkü sahip olduklarınla aranda gizil bir bağ var ve sen
bu bağların kopmasından endişe ediyorsun. Çünkü sahip olduklarını kendinden
biliyor ve ebedi sarılmak istiyorsun ama bu doğru değil.
Seni taşıyan beden
Seni besleyen toprak
Seni kucaklayan gökyüzü
Başını okşayan güneş sana mı ait
Arkadaşların, çocukların, yakınların dostların sana mı
ait
Dostum boşuna heveslenme sen bu dünyanın fakirisin,
yalnız geldin yalnız gideceksin.
Ama iyi hallerin varsa bir şey diyemem. Seni aydınlığa
taşıyacak yegane güç onlardır. Dünya malı dünyada kalır ama sen iyiliklerini
sırtına alır ve gidersin. Sen sana ait olanla varsın ve bunlarla anlamlısın
Sana ait olmayan şeyleri sahiplenince korkuların artıyor.
Oysa sen sadece sana ait olanlardan sorumlusun. Bunun için mülkün sahibine
sığınmalı ve ondan yardım istemelisin. İşte o vakit korkuların dağılır ve sen
dünyanın sana ait olmadığını anlar haddini bilirsin.